Haberler :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Vergi incelemeleri ve kasa/ortaklar cari affı...

11 Aralık 2014 Bu içerik 2.966 kez okundu.

KASA FAZLASI ve ORTAKLARDAN ALACAKLAR HESABININ TASFİYESİ İÇİN YENİ FIRSAT
1.Giriş

Gerek kayıt dışı ödemeler, gerekse ortakların şirketten para çekmesi bilançolarda yer alan kasa hesabını şişirmekte ya da bilançoda ortaklardan alacaklar hesabının oluşmasına yol açmaktadır. Bu durum hem Türk Ticaret Kanunu hem de vergi yasaları açısından olumsuz sonuçlara yol açmaktadır.

Bu yazıda, Torba Yasa olarak tabir edilen 6552 Sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun”da[1] yer alan 31.12.2013 tarihi itibariyle kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklara ilişkin hüküm açıklanacaktır.

2. TTK Ortakların Şirkete Borçlu Olmasını Yasaklamıştır

Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanununda ortakların şirkete borçlanması belli koşullar altında yasaklanmıştır. Yasanın anonim şirketlere ilişkin bölümünde aşağıdaki madde yer almaktadır.

“II - Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı

MADDE 358- (1) Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.”

Yasanın 644. maddesi uyarınca şirkete karşı borçlanma yasağına dair 358. madde limited şirketlere de uygulanmaktadır.

Yine Yasanın 562. maddesinde yukarıdaki hükme aykırılık halinde aşağıdaki cezai müeyyidenin uygulanacağı belirtilmiştir.

(5) Bu Kanunun;



b) 358 inci maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler,



üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.

3.Vergi Yasalarına Göre Ortakların Şirkete Borçlu Olması Vergisel Yükümlülükler Doğurmaktadır

Kurumlar Vergisi Kanununun “Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı” başlıklı 13. maddesinde kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı belirtilmiştir. Maddeye göre alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

Yine söz konusu maddeye göre tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır.

Yukarıdaki madde uyarınca eğer bir şirket kayıtlarında ortaklarından alacaklı (ortaklarını finanse etmiş) gözüküyorsa, şirketin finansman temini karşılığında emsaline uygun olarak faiz hesaplayarak bunu gelir yazması gerekmektedir.

Yine faizin üzerinden KDV’nin hesaplanarak (borç para alıp verme işinin esas iştigal konusu olarak yapılması ve lehe para alınması halinde bu işlem banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olacak) beyan edilmesi gerekmektedir.

Hesaplanan faiz ve KDV’nin (fatura kesilmek suretiyle) ortakların cari hesabına eklenmesi gerekmektedir. Aksi halde eklenmeyen tutarlar dağıtılmış kâr payı sayılarak, kâr dağıtımı stopajı söz konusu olabilir.

Yüksek (gerçek durumu yansıtmayan) kasa tutarları da ortaklardan alacak hesaplarından farksızdır.

4.Kasa Fazlası ve Ortaklardan Alacaklar Hesabının Tasfiyesi İçin Torba Yasada Yer Alan Madde

Torba Yasa olarak tabir edilen “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun”un 74. maddesi aşağıdaki gibidir.

“MADDE 74 – (1) Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:

a) Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2013 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilirler.

b) (a) bendi kapsamında beyan edilen tutarlar üzerinden %3 oranında hesaplanan vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir.

c) Bu fıkra kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez; beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz. Bu fıkra kapsamında beyanda bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu beyanları nedeniyle 2014 yılı geçici vergi beyannamelerinde düzeltme gerektiği takdirde, düzeltme işlemleri bu fıkrada öngörülen beyanname verme süresi içinde yapılır ve düzeltme işlemleri nedeniyle herhangi bir ceza veya faiz aranmaz.

(2) Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak yılı içinde ödenmesi gereken vergilerin ödeme sürelerinde değişiklik yapmaya, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre bildirimde bulunma zorunluluğu getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

Söz konusu madde incelendiğinde aşağıdaki hususlar öne çıkmaktadır.

- Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2013 tarihi itibariyle düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebileceklerdir.

Bu düzeltme ilk uygulama değildir. Bilindiği üzere 6111 sayılı Kanun kapsamında da aynı düzeltme imkanı sağlanmıştı. 1 Seri No.lu 6111 Sayılı Kanun Genel Tebliğinde düzeltilecek ortaklardan alacaklar ile ilgili aşağıdaki açıklama yapılmıştı.

“İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının belirlenmesinde, tek düzen hesap planında yer alan “131. Ortaklardan Alacaklar” ve “231. Ortaklardan Alacaklar” toplamından “331. Ortaklara Borçlar” ve “431. Ortaklara Borçlar” toplamının çıkarılması sonucunda kalan net tutar dikkate alınacaktır.”

Kısıtlayıcı bu açıklamanın uygun olmadığı düşünülmektedir. Şöyle ki işletmenin, esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla oluşan ortağından alacağının senede bağlanması halinde de alacak senetleri hesabında yer alan tutarların yasa kapsamında düzeltilmesi uygun olacaktır. Nitekim vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Dolayısıyla şekil ikinci plana bırakılmalıdır.

- Beyan edilen tutarlar üzerinden % 3 oranında hesaplanan vergi, beyanname verme süresi içinde ödenecektir (yılı içerisinde ödenmesi gereken vergilerin ödeme sürelerinde değişiklik yapmaya Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.).

- Beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmayacaktır.

Kâr dağıtımı ile ortaklardan olan alacakların tasfiyesindeki vergi yükünün (ortakların gelir vergisi beyannamesinde ödenecek vergi çıkması hali dâhil edilmeden) (1/0,85 x %15) %17,6 olduğu bir durumda, %3’lük vergi oranı önemli bir fırsat oluşturmaktadır.

5. Düzeltme Neticesinde Zarar Yazılan Kasa Fazlası ve Ortaklardan Alacaklar Dolayısıyla Sermayenin Karşılıksız Kalması Durumuna Dikkat Edilmelidir

Türk Ticaret Kanununun 376. maddesi uyarınca son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

Yine son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

Türk Ticaret Kanununun 633. maddesi uyarınca yukarıda belirtilen anonim şirketler için geçerli hükümler kıyas yolu ile limited şirketlere de uygulanmaktadır.

Yukarıdaki hükümlere göre, kasa fazlası ve ortaklardan alacakların torba yasa kapsamında zarar yazılması sonucunda özsermayede meydana gelen değişikliğin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Sermaye kaybı durumunda gerekli önlemlerin de masaya yatırılması gerekecektir.

6. Sonuç

Torba Yasa olarak adlandırılan İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar ile ilgili hükmü önemli bir fırsat oluşturmaktadır. Bu hükümden yararlanılması halinde hem vergi yasaları açısından hem de Türk Ticaret Kanunu açısından temiz bir sayfa açılması mümkün olacaktır. Ancak bu hükümden yararlanılması sonucunda özsermayede meydana gelen değişikliklerde TTK 376 ve 633. madde uyarınca sermaye kaybı konusu da irdelenmelidir.

K:Alomaliye

---------------

VERGİ İNCELEMELERİ VE KASA/ORTAKLAR CARİ AFFI

Muhasebe DR | 01 Eylül 2014 | EKONOMİ, Ekonomi, Genel, Sürmanşet, Vergi

Vergi incelemeleri ve kasa/ortaklar cari affıDeğerli okurlarımız bilindiği üzere, Af Tasarısı Kasım ayına kaldı ve bu durum Maliye Bakımından tahsilatları olumsuz etkiledi. Nitekim vergi borcu olanlar Tasarının yasalaşmasını beklemekteler ve borçlarını yapılandırarak ödeme yapmayı planlamaktalar. Ancak, Tasarının yasalaşamamasının belirsizlik yarattığı önemli düzenlemelerden biri kasa ve ortaklar cari için af niteliğindeki düzenleme. Konu daha önceki 15.06.2014 tarihli yazımızda da ele alınmıştı. Vergi incelemeleri yoğun olarak devam ediyor ve yüklü miktarda kasada parası gözüken ya da ortaklardan alacaklı olan firmalar nezdinde yapılan incelemelerde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. İnceleme elemanı istemesi durumunda kasada gözüken parayı ve ortaklardan olan alacakları eleştiri konusu yapabilmektedir. Nitekim yasa çıkmadığı için bağlayıcı bir yanı yoktur. Yasayı çıkaracak olan Meclistir ve Tasarının maddeleri büyük ölçüde kabul edilmiştir.
İncelemelerde denetim elemanlarının kasa ve ortaklardan alacakları eleştiri konusu yapması halinde mükellefler ne yapacaktır?
Tasarıda yer alan kasa ve ortaklar cari düzenlemeleri, 6111 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelere benzerdir. Tasarı ile 31.12.2013 tarihi itibariyle kasa ve ortaklardan alacaklar %3 vergi ödenmekle affedilmektedir. Ancak, 31.12.2013 tarihinden Tasarının yasalaşacağı tarihe kadar geçen süre içinde kasa ve ortaklar cariden kaynaklı olarak inceleme yapılması halinde ne yapılacağı Tasarı’da yer almamaktadır.
Tasarının 2’inci maddesi düzenlemesi aşağıdaki gibidir.
“(1) Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2013 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilirler.
b) (a) bendi kapsamında beyan edilen tutarlar üzerinden % 3 oranında hesaplanan vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir.
c) Bu fıkra kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez; beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz. Bu fıkra kapsamında beyanda bulunan mükelleflerin 2014 yılı gelir ve kurumlar vergisine mahsuben beyan ettikleri geçici vergiye ilişkin beyannamelerde düzeltme gerektiği takdirde, düzeltme işlemleri bu fıkra uyarınca yapılacak beyanname verme süresi içinde yapılır. Bu düzeltme işlemleri nedeniyle herhangi bir ceza veya faiz aranmaz.
(2) Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak yılı içerisinde ödenmesi gereken vergilerin ödeme sürelerinde değişiklik yapmaya, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre bildirimde bulunma zorunluluğu getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
Tasarıya göre “Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz” denilmektedir.
Örneğin, 3 yıldır kasada ve ortaklar caride 1.000.000,00.-TL gözüküyor ise geçmiş iki yıla yönelik olarak adat yapılacak mıdır? Kanaatimce adat hesaplaması yapılmamalıdır. Tasarıdaki “…Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz…” ibaresi ile anlatılmak istenen budur. Aksi türlü adat hesaplanmasının gerekeceği yönünde Maliyenin görüşü oluşacak olur ise, aftan yararlanan mükelleflerin bilgileri Maliyede olacağına göre hepsine ek tarhiyat yapılması gündeme gelebilecektir.
Diğer önemli bir husus ise, Tasarı yasalaşmadan önce örneğin bir mükellef hakkında vergi incelemesi yapılmış ve raporlar kendisine tebliğ edilmiş ise nasıl hareket edilecektir. Raporlar tebliğ edilmiş ise tarhiyat öncesi ya da sonrası uzlaşma istenilmiş olunabilinir. Ya da uzlaşılmayıp yargı aşamasına gidilebilir.
Daha da önemlisi mükellef Tasarının yasalaşmasını bekleyip, yasalaştıktan sonra kasa ve ortaklar cari için aftan faydalanabilir. Bir yandan mükellefe vergi inceleme raporu yazılmışken mükellef bir yandan da aftan yararlanmış olabilir. Böyle bir durumda, aftan yararlanılacak olunur ise vergi inceleme raporlarının akıbeti ne olacaktır? Ya da vergi inceleme raporu yazıldı diye mükelleflerin aftan yararlanması engellenecek midir? Ya da 31.12.2013 ile Tasarının yasalaştığı dönem arasında kasa ve ortaklar cariye ilişkin yazılan raporlara istinaden yapılan tarhiyatlar kesinleşmiş ise ne olacaktır? Böyle bir durumda mükellefler aftan yararlanamayacak mıdır? Yararlanamayacak ise bunu engelleyen bir düzenleme bulunmakta mıdır? Vergi inceleme raporlarına istinaden tahakkuk edilen vergi ve cezalar için mükellefler aftan yararlanacak olur ise, mükellefler mahkemeye gittiğinde ben aftan yararlandım diyerek raporlara istinaden yapılan tarhiyatların düşürülmesi talep etmeyecekler midir?
Yazımızın girişinde de ifade ettiğimiz üzere kasa ve ortaklar cari için af çıkması muhtemeldir. Tasarının maddelerinin çoğunluğu Mecliste kabul edilmiştir. Bu nedenle inceleme elemanlarının kasa ve ortaklar cari konusunu incelemelerde eleştiri konusu yapmaması da bir çözüm yolu olabilir. Aksi türlü, kasa ve ortaklar cari için rapor yazılacak olur ise mahkemelerin iş yükü artmış olacaktır. Diğer yandan Tasarı yasalaşmayacak olur ise, tabidir ki kasa ve ortaklar cari de eleştiri konusu yapılabilecektir.
K: dkrdenetim

-----------------

%3 Vergi Ödeyerek Ortaklara Kar Dağıtma Fırsatını Kaçırmayınız

Bu fırsatı Anonim ve Limited şirket ortaklarına yakın zamanda yürürlüğe girerek yasalaşan Torba Yasa sağlamaktadır.

Bilindiği üzere bir şirketin ortaklarına kar dağıtması belli prosedürlere tabi olup ayrıca %15 stopaj vergisini gerektirmektedir. Karı elde eden ortak açısından ise ertesi yıl dağıtılan bu karın yarısını menkul sermaye iradı olarak beyan edilip üzerinden %15-35 oranında ayrıca bir vergi hesaplanması ve şirketin kesmiş olduğu %15 stopajın bu tutardan düşülerek kalan kısmının ödenmesi öngörülmektedir. Bu haliyle uygulamada kurumsal firmalar dışında ortaklara pek karı dağıtımı yapılmamaktadır. Ancak bu durum kar dağıtmayan şirket ve ortakları açısından bir dizi mali riskler getirmektedir. Zira ağırlıklı olarak şirket gelirleriyle hayatını idame eden ortakların çekmiş olduğu paralar ya kasa hesabında gösterilmekte ya da ortaklar cari hesabında şirkete borçlanılmış olarak kayda alınmaktadır. Her iki halde de firmanın finansman yapısı bozulmakta ve bilançosu sağlıksız bir hale gelmektedir. Ayrıca bu şekilde yapılan bir muhasebe uygulaması vergi incelemesi açısından da ciddi riskler oluşturmaktadır. Zira ortağın şirketten çektiği ve harcadığı para ya kasada gözükmekte ya da fiktif bir alacak olarak şirket bilançosunda gösterilmektedir.

Mevcut vergi uygulamasında bilançodaki kasa hesabında yüklü bir para yer alıyorsa bu durum vergi incelemelerinde öncelikle sorgulanmaktadır. Zira hiçbir basiretli iş adamı alternatif getirisi yüksek olan bir parayı kasada bekletmez. Ayrıca şirketin ortaklardan yüksek tutarda bir alacağı bilanço da yer alıyorsa bu husus da vergi incelemelerine konu edilmektedir. Zira hem kasada para gözüküp, hem şirketin ortaklardan alacağı olduğu halde firma kredi kullanılıyorsa kullanılan kredinin yersiz olduğu iddia edilmekte ve finansman giderleri vergisel açıdan ret edilebilmektedir. Ayrıca ortaklardan olan alacaklar için faiz geliri tahakkuk ettirilmemiş ve faiz geliri üzerinden de KDV hesaplanıp beyan edilmemişse Vergi Müfettişlerince bu hususlar eleştiri konusu yapılmakta ve yüklü vergi ve cezalar kesilmektedir.

İşte Torba yasayla getirilen düzenlemeyle birçok firmanın kanayan yarası olan ortaklar cari hesabının ve kasa fazlasının düzeltilmesi imkânı sunulmaktadır. Torba yasanın 74'üncü maddesinde muhasebe kayıtlarında yer aldığı halde işletmede bulunmayan; kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların, fiili/ gerçek duruma uygun hale getirilmesine olanak sağlanmaktadır.

Buna göre;

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler yasal düzenlemeden yararlanabilecektir.
Kasa ve ortaklar carinin düzeltmesinde 31/12/2013 Tarihli bilanço esas alınacaktır.
Ortaklardan alacaklar işletmenin faaliyet konusu dışında, ödünç verme ve benzer nedenler ile ortaya çıkmış olmalıdır.
İşletmenin ortaklardan alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar netleştirilerek düzeltmeye konu edilecektir.
Düzeltilen tutarlar vergi dairesine en son 31/12/2014 Tarihine kadar beyan edilecektir.
Düzeltilen ve beyan edilen tutarlar üzerinden %3 oranında ilave vergi hesaplanacak ve beyanname verme süresinde ödenecektir.
Düzeltilen ve beyan edilen tutarlar nedeniyle hiçbir şekilde ilave tarhiyat yapılamayacaktır.
%3 oranında ödenen ilave vergiler kurumlar vergisinde gider olarak dikkate alınamayacağı gibi hiçbir vergiden de mahsup edilemeyecektir.

Bu düzenlemeden yararlanacak olan firmalar hem adat hesaplama, hem fatura kesip %18 KDV ödeme yükümlülüğünden hem de ilerleyen zamanlarda olabilecek bir incelemede bu hususun eleştiri konusu yapılmasından kurtulacaktır.

Ancak öz sermayesi yetersiz firmalar açısından bu uygulamanın iki önemli handikabı bulunmaktadır. Birincisi düzeltilecek olan ortaklar cari ve kasa hesabının firma kayıtlarında “Kanunen kabul edilmeyen gider” olarak kayıtlara alınması, cari dönem bilançosunda “Dönem net zararı” sonraki dönemlerde ise “Geçmiş yıllar zararları” hesabında izlenmesi firmaların mali tablolarının yapısını zayıf gösterecektir. Bu yüzden birçok firmanın bilançosunda “öz kaynaklar” grubu negatif bakiye verecek, firmalar bankaya ve/veya diğer finans kuruluşları ile sorun yaşayacaktır. Öz kaynaklar grubunun normale dönmesi için firmaların sermaye artışı yapması gerekse de birçok firma zamanında sermaye artışı yapmaması durumunda firmaların bankalar nezdindeki kredi ve diğer ticari ilişkilerinde büyük bir sıkıntıya yol açacaktır. İkinci yaşanabilecek sorun ise “Örtülü Sermaye”dir.

K:Konyayenigün

----------------

Kasa ve ortaktan alacak affına kısıtlama mı getiriliyor?Resul KayaEkonomi, Güncel, Vergi0 Yorum23 Ekim 2014Daha önce 3 Temmuz 2014 tarihli DÜNYA Gazetes’inde yayımlanan “Yeni Af Kanunu Girişimi” başlıklı makalemizde Torba Kanun’la getirilmek istenen vergi ile ilgili düzenlemelerden bahsedilmiş ve daha sonra, anılan 6552 sayılı Yasa’nın yayımlanmasından sonra yazdığımız ve 25 Eylül 2014 tarihli DÜNYA Gazetesi’nde yayımlanan “Kasa ve Ortaklardan Alacakların Affı” başlıklı makalemizde de anılan Kanunun vergi konusunda getirdiği “kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu” ve “ortaklardan alacaklar” aff ına ilişkin olarak 74. maddede öngörülen düzenlemeler açıklanmıştı.Anılan makalelerimizde de açıklandığı üzere; bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefl eri 31/12/2013 tarihi itibarıyla düzenlenen bilançolarda görülmekle birlikte işletmelerde bulunmayan Kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını 31.12.2014 tarihine (bu tarih dahil) kadar vergi dairelerine beyan ederek yasal kayıtlarını düzeltilebilecektir.
Beyan edilen tutarlar üzerinden %3 oranında vergi hesaplanacak ve bu tutar beyanname verme süresi içinde (31.12.2014 tarihine kadar) ödenecektir. Beyan edilen tutarlar, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacaktır. Anılan bu tutarlar, beyan edildiği dönemde kanunen kabul edilmeyen gider kaydedilerek kasa hesabından ya da ortaktan alacaklar hesabından çıkartılabilecektir. Keza, ödenen bu vergiler kurumlar vergisinden mahsup edilmeyecektir. Yapılan bu beyanla ilgili olarak, ilave bir tarhiyat da yapılmayacaktır.
Yasal düzenlemeler böyle olmasına rağmen, Maliye Bakanlığı’nca konuyla ilgili olarak 27.09.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Bazı Alacakların 6552 Sayılı Kanun Kapsamında Yeniden Yapılandırılmasına Dair Genel Tebliğ’de (Seri No: 1)” bu hususlar da belirtilmiş, ancak tebliğin “II- Kanunun 74’üncü maddesine İlişkin Açıklamalar-A- Kayıtlarda Yer Aldığı Halde İşletmede Mevcut Olmayan Kasa Mevcudu Ve Ortaklardan Alacakların Beyanı” başlıklı bölümünde yer alan “3. Vergisel Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları” kısmındaki 4 nolu Örnekte; “Öte yandan, mükelleflerce kâr dağıtımı yapılması halinde, ticari bilanço açısından dağıtılabilir ticari kâr tutarı, 6552 sayılı Kanun’un 74’üncü maddesi kapsamında beyan edilen ve “689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı altında muhasebeleştirilen tutarlar dikkate alınmaksızın tespit olunacaktır.” ifadesi yer almıştır. Bu ifadenin anlamı; üzerinden Yasanın öngördüğü %3 oranında vergi ödenen ve 2014 yılında kanunen kabul edilmeyen gider kaydedilerek, kurumlar vergisi matrahı tespit edilirken, kurum kazancına ilave edilen ancak ticari kazançtan indirilmesi gereken bu tutar üzerinden, 2014 yılına ilişkin kâr dağıtımı yapılırken ilave olarak %15 oranında kar payı gelir vergisi tevkifatı ödenmesinin istenmesidir. Başka bir deyişle, Mali İdare, bu durumda vergileme yapılacağına ilişkin, gerek 6552 Yasa’da gerekse diğer kanunlarda (Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu’nda) bir hüküm yokken, yasa koyucu gibi davranmış ve ilave vergileme yapılacağını öngörmüştür.
Genel bir ifadeyle; sermaye şirketlerinin pay sahiplerine dağıtacakları kâr, ticaret hukuku ilkelerine göre tespit edilen kârdır. Kâr dağıtım kararının verilebilmesinin ilk koşulu, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri doğrultusunda düzenlenmiş bir bilançoya göre kâr elde edilmiş olması ya da önceki yıllar kârından bu amaç için kullanılabilecek yedek akçelerin bulunmasıdır. Anonim Şirketlerde “Kar, Kazanç ve Tasfiye Payı” Türk Ticaret Kanunu’nun 507-513. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan düzenlemelere göre; her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Yıllık kâr, yıllık bilançoya göre belirlenir. Kâr payı ancak net dönem karından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir. Benzer hükümler TTK’nın 608. maddesinde limited şirketler için de öngörülmüştür.
Eğer bir hesap döneminde zarar meydana gelmişse, bu zarar kapatılmadığı sürece kâr dağıtımına karar verilemez.
Türk Ticaret Kanunu düzenlemelerinde kar dağıtımı belli koşullara ve prosedürlere bağlanmış olup, yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, kar dağıtımına esas alınacak değer yıllık bilançoya göre belirlenen “net dönem karı”dır.
Vergi Usul Kanunu’nun 175. ve mükerrer 257. maddelerinin Maliye Bakanlığı’na tanıdığı yetki çerçevesinde hazırlanıp yayımlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri ile muhasebenin temel kavramları, muhasebe politikalarının açıklanması, mali tablo ilkeleri, mali tabloların düzenlenmesi ve sunulması, tekdüzen hesap çerçevesi, hesap planı ve işleyişi konuları düzenlenmiştir.
Anılan düzenlemelerden Tekdüzen Hesap Planı’na göre; 690. dönem kârı veya zararı hesabı; dönem sonlarında, sonuç hesaplarında yer alan gelir ve gider hesaplarının aktarıldığı hesaptır. Gelir hesapları bu hesabın alacağına, gider hesapları borcuna kaydedilir. Hesabın kalanı vergiden önceki dönem kârı veya zararını gösterir. 691. Dönem Kârı Vergi Ve Diğer Yasal Yükümlülük Karşılıkları (-) hesabı ise; dönem kârı üzerinden, ilgili mevzuat hükümlerine göre hesaplanan vergi ve yasal yükümlülüklerin bu hesabın borcuna kaydedildiği hesaptır. Bu hesap “590- Dönem Kârı veya Zararı Hesabı” ile birlikte kapatılarak “692- Dönem Net Kârı veya Zararı Hesabı”na devredilir. “690- Dönem Kâr veya Zararı Hesabı” ile “691- Dönem Kârı Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülük Karşılıkları Hesapları”nın karşılıklı olarak kapatılması sonucu bulunan fark 692. Dönem Net Kârı veya Zararı hesabına kaydedilir. Vergiden sonraki Net Dönem Kârı Hesabın alacağına, Net Dönem zararı ise borcuna kaydedilir. Bu hesap, dönem sonlarında “590- Dönem Net Kârı Hesabı”na devredilerek kapatılır. 590. DÖNEM NET KÂRI Hesabı işletmenin faaliyet dönemine ilişkin vergi sonrası net kâr tutarının izlendiği hesaptır. Bu hesapta yer alan tutar dönem bilançosunda özkaynaklar altında “f-dönem net karı( zararı) olarak yer alır. Dolayısıyla, kar dağıtımına esas alınacak net dönem kârı belirlenirken; dönem içinde gider kaydedilen tüm diğer unsurlar yanı sıra, “kasa ve ortaklardan alacaklar aff ı”ndan yararlanılan ve dönem içinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayda alınan tutarlar da düşülür.
Zaten işin doğası gereği, kanunen kabul edilsin veya edilmesin, giderleştirilen tutarlar fiilen işletmede mevcut olmadığı için, olmayan bir değerin ortaklara kar payı olarak dağıtılması da mümkün değildir.
Öte yandan, “kâr payı” kavramı vergi kanunlarımızda tanımlanmamıştır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinde; her nevi hisse senetlerinin kâr payları, iştirak hisselerinden doğan kazançlar (limited şirketlerde ortakların kar payları bu kapsamdadır) ve kurumların idare Meclisi Başkan ve üyelerine verilen kar payları menkul sermaye iradı olarak sayılmıştır. Anılan Kanunun 94. maddesinde tam mükellef kurumlar tarafından “dağıtılan kar payları” üzerinden kar payını alan kişiye bağlı olarak vergi tevkifatı yapılması hüküm altına alınmıştır. Benzer tevkifat düzenlemesi Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. ve 30. maddelerinde de yer almıştır. Gerek Kurumlar vergisi Kanun’da yer alan maddelerde gerekse Gelir Vergisi Kanunu’nun 96. maddesinde açıkça hüküm altına alındığı üzere, vergi tevkifatı; tevkifat kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Maddede geçen “hesaben ödeme” deyimi; vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder. Bu yasal düzenlemeler açısından konuya bakıldığında da, işletmede zaten olmadığı için af kapsamına alınmış ve yasal düzenleme gereği kanunen kabul edilmeyen gider olarak 2014 yılı ticari dönem karının hesabında dönem karını azaltan bir unsur olarak yer almış (ve kurumlar vergisi matrahı belirlenirken kurum kazancına ilave edilerek üzerinden kurumlar vergisi de ödenmiş) bu tutarlar zaten ortaklara nakden ödenebilir (dağıtılabilir) durumda değildir. Keza, anılan tutarların ortakların alacağı olarak kaydedilmesi de mümkün olmayıp, hesaben ödenmesi de söz konusu olamaz. Bu tutarların daha önceden ortaklara ödendiği düşünülse bile, 6552 Sayılı Yasa’daki düzenlemeler ve “Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz.” hükmü dikkate alındığında, bunların ayrıca vergi tarhiyatına konu edilemeyeceği çok açıktır.
Yerimiz elverdiği ölçüde yukarıda açıklanmaya çalışılan gerekçeler de dikkate alınarak konunun Maliye Bakanlığı’nca yeniden gözden geçirilmesinde ve anılan tebliğ düzenlemesindeki ifadenin düzeltilmesinde yarar vardır.
K: DÜNYA


-----------------------

Konu daha önceki 15.06.2014 tarihli yazımızda da ele alınmıştı. Vergi incelemeleri yoğun olarak devam ediyor ve yüklü miktarda kasada parası gözüken ya da ortaklardan alacaklı olan firmalar nezdinde yapılan incelemelerde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. İnceleme elemanı istemesi durumunda kasada gözüken parayı ve ortaklardan olan alacakları eleştiri konusu yapabilmektedir. Nitekim yasa çıkmadığı için bağlayıcı bir yanı yoktur. Yasayı çıkaracak olan Meclistir ve Tasarının maddeleri büyük ölçüde kabul edilmiştir.



İncelemelerde denetim elemanlarının kasa ve ortaklardan alacakları eleştiri konusu yapması halinde mükellefler ne yapacaktır?



Tasarıda yer alan kasa ve ortaklar cari düzenlemeleri, 6111 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelere benzerdir. Tasarı ile 31.12.2013 tarihi itibariyle kasa ve ortaklardan alacaklar %3 vergi ödenmekle affedilmektedir. Ancak, 31.12.2013 tarihinden Tasarının yasalaşacağı tarihe kadar geçen süre içinde kasa ve ortaklar cariden kaynaklı olarak inceleme yapılması halinde ne yapılacağı Tasarı’da yer almamaktadır.

Tasarının 2’inci maddesi düzenlemesi aşağıdaki gibidir.

“(1) Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:

a) Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2013 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilirler.

b) (a) bendi kapsamında beyan edilen tutarlar üzerinden % 3 oranında hesaplanan vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir.

c) Bu fıkra kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez; beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz. Bu fıkra kapsamında beyanda bulunan mükelleflerin 2014 yılı gelir ve kurumlar vergisine mahsuben beyan ettikleri geçici vergiye ilişkin beyannamelerde düzeltme gerektiği takdirde, düzeltme işlemleri bu fıkra uyarınca yapılacak beyanname verme süresi içinde yapılır. Bu düzeltme işlemleri nedeniyle herhangi bir ceza veya faiz aranmaz.

(2) Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak yılı içerisinde ödenmesi gereken vergilerin ödeme sürelerinde değişiklik yapmaya, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre bildirimde bulunma zorunluluğu getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

Tasarıya göre “Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz” denilmektedir.

Örneğin, 3 yıldır kasada ve ortaklar caride 1.000.000,00.-TL gözüküyor ise geçmiş iki yıla yönelik olarak adat yapılacak mıdır? Kanaatimce adat hesaplaması yapılmamalıdır. Tasarıdaki “…Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz…” ibaresi ile anlatılmak istenen budur. Aksi türlü adat hesaplanmasının gerekeceği yönünde Maliyenin görüşü oluşacak olur ise, aftan yararlanan mükelleflerin bilgileri Maliyede olacağına göre hepsine ek tarhiyat yapılması gündeme gelebilecektir.

Diğer önemli bir husus ise, Tasarı yasalaşmadan önce örneğin bir mükellef hakkında vergi incelemesi yapılmış ve raporlar kendisine tebliğ edilmiş ise nasıl hareket edilecektir. Raporlar tebliğ edilmiş ise tarhiyat öncesi ya da sonrası uzlaşma istenilmiş olunabilinir. Ya da uzlaşılmayıp yargı aşamasına gidilebilir.

Daha da önemlisi mükellef Tasarının yasalaşmasını bekleyip, yasalaştıktan sonra kasa ve ortaklar cari için aftan faydalanabilir. Bir yandan mükellefe vergi inceleme raporu yazılmışken mükellef bir yandan da aftan yararlanmış olabilir. Böyle bir durumda, aftan yararlanılacak olunur ise vergi inceleme raporlarının akıbeti ne olacaktır? Ya da vergi inceleme raporu yazıldı diye mükelleflerin aftan yararlanması engellenecek midir? Ya da 31.12.2013 ile Tasarının yasalaştığı dönem arasında kasa ve ortaklar cariye ilişkin yazılan raporlara istinaden yapılan tarhiyatlar kesinleşmiş ise ne olacaktır? Böyle bir durumda mükellefler aftan yararlanamayacak mıdır? Yararlanamayacak ise bunu engelleyen bir düzenleme bulunmakta mıdır? Vergi inceleme raporlarına istinaden tahakkuk edilen vergi ve cezalar için mükellefler aftan yararlanacak olur ise, mükellefler mahkemeye gittiğinde ben aftan yararlandım diyerek raporlara istinaden yapılan tarhiyatların düşürülmesi talep etmeyecekler midir?

Yazımızın girişinde de ifade ettiğimiz üzere kasa ve ortaklar cari için af çıkması muhtemeldir. Tasarının maddelerinin çoğunluğu Mecliste kabul edilmiştir. Bu nedenle inceleme elemanlarının kasa ve ortaklar cari konusunu incelemelerde eleştiri konusu yapmaması da bir çözüm yolu olabilir. Aksi türlü, kasa ve ortaklar cari için rapor yazılacak olur ise mahkemelerin iş yükü artmış olacaktır. Diğer yandan Tasarı yasalaşmayacak olur ise, tabidir ki kasa ve ortaklar cari de eleştiri konusu yapılabilecektir.

Kaynak: thelira

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b