Haberler :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Zengin olmak, nasıl zengin olunur, zengin hissetmek, zengin düşünce

11 Aralık 2014 Bu içerik 3.703 kez okundu.

Zihin Gücüyle Zengin Olmak
Düşüncenin Değeri


Zengin olmak mı istiyorsunuz? Tamam! Öyleyse, zihinsel sürecinizin hayali değerini belirlemek için, basit bir zihinsel monopoly oyunu oynayalım.

Diyelim ki sahip olduğunuz her düşünce için bir dolar kazanıyor ya da kaybediyorsunuz. Dakika başına bir düşünceniz olduğunu farz edersek, bu durumda her saat, potansiyel olarak 60 dolar kazandırabilir ya da kaybettirebilir.

Her başarılı 16 saatlik gün, bu hesaba göre, 960 dolarlık potansiyel kazanç demektir. Ama öte yandan, Unut gitsin, asla başaramam türü tek bir olumsuz düşünce, dört saati çöpe atarak zihinsel bilançonuzda 240 dolarlık kayba neden olabilir.

Şimdi, tek bir düşüncenin bile zengin olmak isteyen kişi açısından ne kadar önemli olabileceğini görebiliyor musunuz?

Düşüncenin Gücü

Yaşamınız, aklınızdan geçen düşüncelerin sonucu değildir. Aslında, düşünceleriniz yaşamınızı yaratır.

Peki bu nasıl olabilir?

Diyelim, işinize son verildi. Bu gelişmeye neden olan zayıf ekonomiyi sizin yaratmadığınız ortada. Ama, buna nasıl tepki vereceğinizi kontrol etmek tamamen elinizde.

Moralinizin çok bozulduğunu ve pes ettiğinizi düşünelim. Tepkiniz, yaşamınızda hiç şüphesiz olumsuz bir gerçeklik yaratacaktır.

Oysa bunun yerine, ipin ucunu bırakmayıp yeni bir iş aramaya ne dersiniz? Bu durumda, aynı gelişmeye tepki olarak tümüyle farklı bir gerçeklik yaratmış olacaksınız.

Yaşam, öylesine başımıza gelmez. Olup bitenlere verdiğimiz tepki, kişisel gerçekliğimizi oluşturur! Bunu bir an düşünün. Gerçekten de kendi yaşamınızı yaratmaktan sorumlusunuz.

Düşüncenin Akışı

Pek çok insan, kendi aktif düşünce sürecine çok az dikkat ederek ya da hiç dikkat etmeden yaşamını sürdürür. Bu kişiler, zihinlerinin nasıl çalıştığından büyük ölçüde habersizdirler. Zihnin neye dikkat ettiğini, neden korktuğunu, kendine ne dediğini ve neyi göz ardı ediverdiğini bilmezler.

Genel olarak yemek yer, uyur, çalışır, oyun oynar, güler, endişelenir, umut eder, planlar, sever, nefret eder, yemek pişirir, araba kullanır ve çalışırız. Bunların hepsini nasıl ya da ne düşündüğümüzü pek dikkate almadan yaparız.

Bu, her zaman kötü bir şey değildir.

Neredeyse her bir hareket ya da davranışımız üzerinde kafa yorsaydık, beynimizi önemsiz kararlarla aşırı yüklerdik.

Ama, yoğun ve odaklı bir biçimde dikkat etmemiz gereken bir başka düşünce düzeyi daha vardır: yaşam gerçekliğimizi yaratan düşünceler!

Düşünce Akışının Odağı

Başarılı insanların başarıya odaklı düşünce akışları vardır. Zengin insanların zenginliğe odaklı düşünce akışları vardır. Güçlü liderlerin liderliğe odaklı düşünce akışları vardır.

Şimdikinden daha zengin bir yaşam mı sürmek istiyorsunuz? Öyleyse, zenginliğe odaklı bir düşünce akışı geliştirmeniz ve bunu tüm saflığıyla korumanız gerekir.

Bunu söylemek kolay diye düşünebilirsiniz. Başarılı olduğunuzda, başarıyı düşünmek kolay ya da zengin olduğunuzda zenginliği düşünmek kolay. Ama ben ne zenginliğin ne de başarının kıyısından geçiyorum! Yaşam şartlarım, gelişme kaydetmemi engelliyor.

Pek öyle sayılmaz! Herhangi birimizi başarılı olmaktan alıkoyan tek bir şey vardır: düşüncelerimiz.

Düşünceleriniz, sizi bugün olduğunuz yere getirdi; daha olumlu ve güçlü bir şeyle yer değiştirmedikçe de sizi o noktada tutacak!

Ama, arzuladığınız yaşam biçimini yaratmak üzere zihninizi yönlendirmeyi öğrenebilirsiniz.

Tek gerçek ihtiyaç, harekete geçmenizdir! Bir şeyin değişmesini dilemekle yetinmenin hiçbir etkisi yoktur! Harekete geçmez; düşüncelerinizin odak ve içeriğini değiştirmezseniz, olduğunuz yerde sayarsınız.

Bir Gerçeklik Değişimi Yaratmak

Daha fazla zenginlik istediğinizi farz edersek, başlangıç noktanız, zenginliğe odaklı somut bir düşünce akışı oluşturmaktır.

Mevcut düşüncelerinizi gözden geçirerek işe başlayın!

Finansal açıdan bolluk içinde olmak istiyor, ama sürekli olarak parasızlığınızı düşünüyorsanız, düşünce akışınızı bolluk çubuğunun yanlış ucuna odaklıyorsunuz. Bilinçaltınızın verdiği içsel mesajları dikkate almanız gerekir.

Dikkat edememek, bilinçaltınızı kontrol altında tutar. Daha sonra bilinçaltınız, bugün sahip olduğunuz gerçekliği yaratan düşüncelerin aynısını güçlendirmeye devam edecektir.

Kendinizi zengin hissetmeye odaklanın. Zihninizdeki yoksunluk düşüncelerini kaale almayın. Bunları hemen zenginlik düşünceleriyle değiştirin!

Bu çok basit mi görünüyor? Doğru, bunu yapmak için özel becerilere, zekaya ya da yeteneğe ihtiyaç yok. Gereken tek şey, düşüncelerinizi kontrol altına almaya kararlı olmak. Bu kadar!

Geçmişteki ya da şimdiki durumunuzun ne olduğu ya da hedeflerinize ulaşma konusunda ne kadar sık başarısız olduğunuz hiç önemli değil; yalnızca aklınızdan geçen düşüncelere dikkat ederek yaşam koşullarınızı değiştirebilirsiniz.

Deneyin ve kendi gerçeğinizin nasıl değiştiğini görün!

Yaşam biçiminiz, bir ayna gibi, düşünce şeklinizin tıpatıp aynını yansıtır. Zenginlik bilinci öyle gerçekleşivermez. Onu siz yaratırsınız. Ya da yaşamın önünüze attığı kırıntıları kabullenmeye devam edersiniz.

Düşünce şeklinizi değiştirin; böylece yaşamınızı da değiştireceksiniz.

Yazar: Dr Jill Ammon-Wexler


* * * *

Kendini Zengin Hissetmek İstersen

Hayat her ânıyla, jest ve gülümseyişiyle güzeldir. Yeter ki onları fark edelim ve başkaları ile paylaşalım. Sağlık, mutluluk, inanç ve sevgi gibi, bize neşe ve huzur getiren tüm diğer şeyler, hayatımızda paha biçilmez bir hazinedirler. Binlerce parası olup, onlarla herşeyi satın alabilen birçok insan var. Ama gerçekten mutlu olduklarını kesin olarak söyleyemeyiz. Çünkü gerçek zenginlik sahip olunan binlerce eşya ve maddi değerler arasında değil, insanın kalbinde yer alır. Aslında hayatın kendisi, biz insanlara hediye edilen en büyük zenginliktir.
Zengin insan, mutlu olan ve yaşamından hoşnut olan kişidir. Ve bu sadece gerçek manevi değerler ile elde edilebilir. Para sadece bazı maddi şeylere tutkun olanları mutlu eder. Fakat onların mutluluğu sahte olacaktır. Onlar maddi eşyalara ve paranın kokusuna gelen sahte arkadaşlara sevinecekler. Zenginliği kalbinde taşıyanlar ise hayatta gerçek şeylerin ve başka şeyden dolayı değil, kendisi için yanında olan dosların sevincini yaşayacaklardır.
Gerçek zenginlik sahip olduğumuz maddi imkânlar değil, kalbimizde var olan şeylerdir. Bunlar içimizde ebede kadar var olduğu için yarın harcanmayacaktır. Zenginlik bizdedir. Oysa bazen sahip olduğumuz nimetlerin değerini anlamak çok zordur. Aynen şu fakir, ama gerçekten mutlu olan adamı anlatan ibretli hikâyedeki gibi:
Zamanın birinde Çin İmparatoru’nun kızı çok hasta olur. İmparator herkese kızının derdine derman aramaları emrini verir. O zamanlarda yaşayan bir bilge imparatorun hizmetkârlarına kızın çok mutlu bir kişinin gömleğini giydiği zaman iyileşeceğini söyler. Herkes, bütün ülke içinde çok mutlu olan bir kişiyi aramaya başlarlar. Bir gün imparatorun hizmetkârlarından biri dönüp aranan kişiyi bulduğunu söyler. „Adam çok mutlu.” der imparatora hizmetkârı. „Ama ne yazık ki gömleği yok.” Mutlu kişi o kadar fakirmiş ki kendine bir gömlek bile alamamış…
Sağlık en büyük zenginliktir. O mutluluğun ve yaşamın temelidir. Schopenhauerin dediği gibi: “Sağlıklı bir dilenci, hasta kraldan çok daha mutludur.” Çünkü ne kadar paraya sahip olursan ol, sağlığın yoksa geriye kalan hiç birşey sana yardımcı olamayacaktır. Gerçek zenginlik onlarla dünyayı gördüğümüz gözlerimiz, düşünmemize yardımcı olan aklımız, sevmek için var olan kalbimizdir. Güzel ve eşsiz şeyler bunlarda gizlidir. Bunlar insana verilen en hakiki zenginliktir. Vücudunun bir parçasını isteyerek para için satmak ve sağlığını sayısız hazinelerle değiştirmek isteyen bir kimse olamaz.
Zengin olduğumuzu hayâl ederken neleri düşünürüz acaba? Çoğu zaman lüks arabalar, büyük evler ve dünyayı gezmeyi düşünürüz. Pahalı elbiseler ve onlarla dünya için önemli ve saygıdeğer birisi olma düşüncesi. Oysa bir kişinin zenginliği her zaman sürdüğü arabadan, sahip olduğu lüks evinden ve bankada olan parasından belli olmaz. Gerçek zenginliğin ne olduğunu kavrayabilenler banka hesaplarının miktarına bağlı olmaksızın yine mutludurlar. Geçici olarak maddi sorunları olsa bile bir şekilde hayatlarında yapmak istedikleri şeyi yapmaya bir yol bulurlar. Sahip oldukları büyük evler ve modern elbiselere rağmen sadece paralara değer verenlerin zihni gelecek korkusu ve başkalarına karşı güvensizlik düşünceleriyle doludur.
Biz insanlar şükretmemiz ve varlıklarından dolayı sevinmemiz gereken binlerce şeye sahibiz. Bunlar güneş, ışık, serinleten yağmur, kuşların şarkıları ve çiçeklerin kokuları gibi birçok şeylerdir, ki bunlar kelimelerle ifade edilemez. En çok da bize hizmet eden vücudumuz, çok büyük ve güzel olmamasına rağmen bizi barındıran evimiz, varlığımız ve bir şeyler yapabildiğimiz için şükretmeliyiz. Bütün bunlar paha biçilmez hazineler hükmündedir. Gerçekte ne kadar fakir olduklarını fark eden zengin babanın oğlu, işte böyle değerlendiriyor gerçek zenginliği:
Güzel ve güneşli bir gün zengin bir baba oğlunu ve ailesini alıp köye götürür. Bu geziyi yapan adamın bir tek amacı vardır; oğluna insanların ne kadar fakir olabileceklerini göstermek. Onlar köyün çok fakir bir ailesinde iki gece kalırlar. Eve dönerken babası oğluna sorar:
– Gördün mü, bu köydeki insanlar ne kadar fakirlik içinde yaşıyorlar?
– Evet baba.
– Peki, söyle o zaman bu iki gün boyunca ne öğrendin?
– Şunları gördüm: Bizim evde bir köpeğimiz var, onların ise dört tane. Bahçemizde büyük havuzumuz var, onların ise sonsuz nehirleri. Bahçemizde son model lambalarımız var, onların ise sayısız yıldızları. Görebildiklerimiz bizim avlunun duvarına kadar sınırlı, onlar ise bütün gökyüzünü görebilirler.” der oğlu, yüzünde hüzünlü bir gülümseme ile.
Bu cevap sonrası baba cevap vermek için kelimeler bulamaz.
– Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için sana çok teşekkür ederim… der küçük oğlan.
Herkes bu olaydan farklı dersler çıkartacaktır. Ama hepsi bir tek cümlede birleşecek: „Kendini zengin hissetmek istersen, sadece parayla satın almayarak sahip olduğun şeyleri say.”

* * * *
Zenginlik beyinde başlar


Zengin olmak mı istiyorsunuz? Tamam! Öyleyse, zihinsel sürecinizin hayali değerini belirlemek için, basit bir zihinsel monopoly oyunu oynayalım.

Diyelim ki sahip olduğunuz her düşünce için bir dolar kazanıyor ya da kaybediyorsunuz. Dakika başına bir düşünceniz olduğunu farz edersek, bu durumda her saat, potansiyel olarak 60 dolar kazandırabilir ya da kaybettirebilir.

Her başarılı 16 saatlik gün, bu hesaba göre, 960 dolarlık potansiyel kazanç demektir. Ama öte yandan, Unut gitsin, asla başaramam türü tek bir olumsuz düşünce, dört saati çöpe atarak zihinsel bilançonuzda 240 dolarlık kayba neden olabilir.

Şimdi, tek bir düşüncenin bile zengin olmak isteyen kişi açısından ne kadar önemli olabileceğini görebiliyor musunuz?

Düşüncenin Gücü

Yaşamınız, aklınızdan geçen düşüncelerin sonucu değildir. Aslında, düşünceleriniz yaşamınızı yaratır.

Peki bu nasıl olabilir?

Diyelim, işinize son verildi. Bu gelişmeye neden olan zayıf ekonomiyi sizin yaratmadığınız ortada. Ama, buna nasıl tepki vereceğinizi kontrol etmek tamamen elinizde.

Moralinizin çok bozulduğunu ve pes ettiğinizi düşünelim. Tepkiniz, yaşamınızda hiç şüphesiz olumsuz bir gerçeklik yaratacaktır.

Oysa bunun yerine, ipin ucunu bırakmayıp yeni bir iş aramaya ne dersiniz? Bu durumda, aynı gelişmeye tepki olarak tümüyle farklı bir gerçeklik yaratmış olacaksınız.

Yaşam, öylesine başımıza gelmez. Olup bitenlere verdiğimiz tepki, kişisel gerçekliğimizi oluşturur! Bunu bir an düşünün. Gerçekten de kendi yaşamınızı yaratmaktan sorumlusunuz.

Düşüncenin Akışı

Pek çok insan, kendi aktif düşünce sürecine çok az dikkat ederek ya da hiç dikkat etmeden yaşamını sürdürür. Bu kişiler, zihinlerinin nasıl çalıştığından büyük ölçüde habersizdirler. Zihnin neye dikkat ettiğini, neden korktuğunu, kendine ne dediğini ve neyi göz ardı ediverdiğini bilmezler.

Genel olarak yemek yer, uyur, çalışır, oyun oynar, güler, endişelenir, umut eder, planlar, sever, nefret eder, yemek pişirir, araba kullanır ve çalışırız. Bunların hepsini nasıl ya da ne düşündüğümüzü pek dikkate almadan yaparız.

Bu, her zaman kötü bir şey değildir.

Neredeyse her bir hareket ya da davranışımız üzerinde kafa yorsaydık, beynimizi önemsiz kararlarla aşırı yüklerdik.

Ama, yoğun ve odaklı bir biçimde dikkat etmemiz gereken bir başka düşünce düzeyi daha vardır: yaşam gerçekliğimizi yaratan düşünceler!

Düşünce Akışının Odağı


Başarılı insanların başarıya odaklı düşünce akışları vardır. Zengin insanların zenginliğe odaklı düşünce akışları vardır. Güçlü liderlerin liderliğe odaklı düşünce akışları vardır.

Şimdikinden daha zengin bir yaşam mı sürmek istiyorsunuz? Öyleyse, zenginliğe odaklı bir düşünce akışı geliştirmeniz ve bunu tüm saflığıyla korumanız gerekir.

Bunu söylemek kolay diye düşünebilirsiniz. Başarılı olduğunuzda, başarıyı düşünmek kolay ya da zengin olduğunuzda zenginliği düşünmek kolay. Ama ben ne zenginliğin ne de başarının kıyısından geçiyorum! Yaşam şartlarım, gelişme kaydetmemi engelliyor.

Pek öyle sayılmaz! Herhangi birimizi başarılı olmaktan alıkoyan tek bir şey vardır: düşüncelerimiz.

Düşünceleriniz, sizi bugün olduğunuz yere getirdi; daha olumlu ve güçlü bir şeyle yer değiştirmedikçe de sizi o noktada tutacak!

Ama, arzuladığınız yaşam biçimini yaratmak üzere zihninizi yönlendirmeyi öğrenebilirsiniz.

Tek gerçek ihtiyaç, harekete geçmenizdir! Bir şeyin değişmesini dilemekle yetinmenin hiçbir etkisi yoktur! Harekete geçmez; düşüncelerinizin odak ve içeriğini değiştirmezseniz, olduğunuz yerde sayarsınız.

Bir Gerçeklik Değişimi Yaratmak

Daha fazla zenginlik istediğinizi farz edersek, başlangıç noktanız, zenginliğe odaklı somut bir düşünce akışı oluşturmaktır.

Mevcut düşüncelerinizi gözden geçirerek işe başlayın!

Finansal açıdan bolluk içinde olmak istiyor, ama sürekli olarak parasızlığınızı düşünüyorsanız, düşünce akışınızı bolluk çubuğunun yanlış ucuna odaklıyorsunuz. Bilinçaltınızın verdiği içsel mesajları dikkate almanız gerekir.

Dikkat edememek, bilinçaltınızı kontrol altında tutar. Daha sonra bilinçaltınız, bugün sahip olduğunuz gerçekliği yaratan düşüncelerin aynısını güçlendirmeye devam edecektir.

Kendinizi zengin hissetmeye odaklanın. Zihninizdeki yoksunluk düşüncelerini kaale almayın. Bunları hemen zenginlik düşünceleriyle değiştirin!

Bu çok basit mi görünüyor? Doğru, bunu yapmak için özel becerilere, zekaya ya da yeteneğe ihtiyaç yok. Gereken tek şey, düşüncelerinizi kontrol altına almaya kararlı olmak. Bu kadar!

Geçmişteki ya da şimdiki durumunuzun ne olduğu ya da hedeflerinize ulaşma konusunda ne kadar sık başarısız olduğunuz hiç önemli değil; yalnızca aklınızdan geçen düşüncelere dikkat ederek yaşam koşullarınızı değiştirebilirsiniz.

Deneyin ve kendi gerçeğinizin nasıl değiştiğini görün!

Yaşam biçiminiz, bir ayna gibi, düşünce şeklinizin tıpatıp aynını yansıtır. Zenginlik bilinci öyle gerçekleşivermez. Onu siz yaratırsınız. Ya da yaşamın önünüze attığı kırıntıları kabullenmeye devam edersiniz.

Düşünce şeklinizi değiştirin; böylece yaşamınızı da değiştireceksiniz.

* * * * *
ZENGİN OLMAK İÇİN ADIM ADIM ÖNERİLER

OLUMLU DÜŞÜNCE VE YARARLARI
Bilinçaltınızı olumlu bir yapıya kavuşturmanın en etkili yolu, önce konuşmalarınızın içinde bulunan ve zararsız gibi görünen olumsuzluk taşıyan çok küçük ifadeleri çıkarıp atmaktır. Sonra da düşüncelerinizi kontrol altına alıp en küçük olumsuzluk düşüncesinden başlayarak büyük olumsuzluk düşüncesine doğru onların önce bilincine varıp vücuttaki ve yüzümüzdeki meydana getirdiği kasılmaları gevşetmek ve onları kaslarımız sayesinde vücudumuzdan akıp gitmesini sağlamaktır. Konuşmalarımızdaki kullandığımız olumsuz sözcükler ve bu sırada aklımızdan geçen olumsuz düşünceler tek başlarına zararsız bile görünseler, bir zaman sonra bilinçaltımızda son derece zararlı etkilere yol açarlar. Bilinçaltımız böylece olumsuz bir tutum alır. Kendi kendine devamlı olumlu sözler söyleyip telkinde bulunan insan zamanla bilinçaltının o yönde çalışmasını sağlar. Bu aynı jimnastik alıştırmaları gibidir. En kötü bir olayı dahi anlatırken ama iyi olacak deyip sonrada o kötü olayın nasıl iyi yanları.
ve etkileri olabileceğini düşünüp söyleyin. Hatta onları bir kağıda yazıp devamlı okuyun. Umut dolu, daima olumlu ve yapıcı eleştiri yapan, ileriye neşe ve ümitle bakan insanlarla ilişki kurun ve sizde öyle bir insan olun. Devamlı üzülen, olumsuz insanların bu huylarını değiştirmeye uğraşın. Bir insan nasıl düşünürse öyle yaşar. Üzüntü, sağlıksız ve yıkıcı bir zihinsel alışkanlık, bir hastalıktır. Üzüntü parça parça yok edilir. Bunun için önce küçük şeylere üzülmeyi bırakınız. Konuşmalarınızdan üzüntü ve korku belirten kelimeleri çıkarınız. “Ben yapamam” cümlesi bir hastalık belirtisidir. Daima ben başarırım, ben yaparım deyin. Günde 20 kez ben yaparım, ben başarırım diye tekrarlayın. İleride otomatik olarak böyle düşünmeye başlayacaksınız. “Ben yapamam’ı değiştirmenin bir başka yolu da kendinize ait bir teknik arayıp bulmanızdır. Eğer yokları düşünürseniz varlara ulaşamazsınız. Eğer gerçekçiyim diye övünüyorsanız ve gerçekçiliğiniz sizi karamsar yapıyorsa siz gerçekçi değil karamsarsınız. İyimser olan insanda beyin endorfin denilen bir hormon salgılar. Bu hormon insanin kendini daha iyi ve mutlu hissetmesini sağlar. Coşkulu yaşayın coşkuyu bulun ve coşku için dua edin kendinize”
MUTLU YAŞAM
Dünya ve kendinizle barışık olmak. Bu görkemli anda hiç bir şey canınızı sıkmaz ne insanlar ne dünya nede KENDİNİZ.

MUTLU YAŞAMIN YOLU

Sırasıyla yapılacaklar:
kendiyle birlikte olmaya boyun eğme
hedef ve istek
inanç
anahtar sözcükBüyük ben’inize boyun eğin İsteyin hedefinizi gerçekten isteyin. Hedefinizi istemeyi sevin Bilinçaltınıza isteğinize hedefinize hiç kuşkunuz kalmayacak şekilde inanın. Ve uygun anahtarı seçip elektrik düğmesi gibi çalıştırın.
ZEN METODU
Bu yolla yapılacak meditasyonda sırayla şunlar yapılmalı:
Dizinizi bükerek veya da sandalyenin üzerinde dik olarak oturunuz
En azından 15 dakika boyunca içinizdeki nehire konsantre olunuz. Bütün kötü olumsuz duyguları korkuları içinizdeki nehire atıp akıp gitmesini sağlayınız. Bedensel olarak duyduğunuz duyumlar (karnın daveya gögsünüzde.) nehirden akıp gitsin Düşüncelerin gelip yanınızdan adeta bir tren gibi geçmesine yardımcı olun. Mümkünse hiç bir şey düşünmeyin. Hiçbir şeye karşı koymayın. Bütün kötü düşünceler sizi yalayıp gitsin. Akan suya baraj olmayın. Yollayın gitsin, aksın gönlünce. Duran su kokar, hastalık yapar. Bentleri kaldırın...
Bunu günün her anı yapmaya gayret ediniz. Kendinize karşı durmayın. Bunları yaparken uyuklamayın vücudunuzu bilinçli şekilde hissedin.
Vücudunuz sizin mutlu ve huzurlu yaşadığınız evinizdir.
Zen durumunda yakaladığınız uyumu SİZ dahil kimsenin bozmasına izin vermeyin. O UYUMU savunun.Başka bir yol:
Rahat ve gevşemiş durumda sandalyeye oturun. Vücudunuzun her öğesinin varlığının bilincine varın. Ayak parmaklarınızdan kaslarınıza kadar vücudunuzun her parçasını gevşettin. Bunu yaparken “ayak parmaklarım gevşiyor, ayak bileklerim gevşiyor” diyerek her öğenin bilincine vararak her yerinizi gevşettin.
Zihninizi dalgalı bir su gibi düşünerek yavaş yavaş dalgaları dindirin. Dalgalar gittikçe azalsın, küçülsün ve suyun yüzeyi dümdüz olsun.
Sakinlik ve huzur veren kelimeleri söylemeye başlayın. Huzur, sakinlik, sessizlik, uyum, billur, hoş duygu, gibi bunları yaptığınızda ALFA durumuna geçmiş oldunuz.BİRLİKTE
Bilinçli bilginiz; bildiğiniz, sözcüklerle anlatabildiğiniz her şeydir. Bilinç altı bilginiz ise sonsuzdur. Bilinçaltı bilginizin çok az bir kısmını hatırlayabilirsiniz, yüksek sesle ifade edebileceğiniz bölümünü. BU DÜNYADA NASIL MUTLU OLUNURURUN NASILIYIM BEN.
**HAYATI KENDİNİZE ZEHİR ZİNDAN EDEN YİNE SİZSİNİZ
Acıyı kederi korkuyu kısacası BÖLÜNMEYİ nerede hissediyorsanız vücudunuzda, oradan özür dileyin. Özür diliyorum deyin; özür dileyin kendinizden. Ta ki acı ve kötü duygular kaybolana kadar. Ruhun aynı senin bebeğin gibidir; ona sevgi şefkat göstermeli, onu kollarına alıp korumalısın. Her deneyim belleğinizde depolanmıştır. Bunu bir deneyim fabrikası olarak adlandırabiliriz. Bu fabrikadaki makinelerin çoğu çalışmaz durumdadır. Fakat bu makinalar kullanılmaya kullanılmaya ihmal yüzünden paslanmış körlenmiş zor veya hiç çalışmaz durumdadır. Makineleri eski durumuna getirmek için bir çok deneme, zaman, inanç ve güven gerekecektir. Bu bellek fabrikanızı çalıştırma düğmesi BİRLİKTE kelimesidir. Ona yaptığı bütün işler için yirmi dört saat mesai yaptığı için teşekkür edin. Kendi kendinize cahilim, aptalım, şişmanım derken BEN kelimesini kullanın biz kelimesini kullanmayın GİZLİ BENİNİZİN olanaksızı gerçekleştirme deneyimine güvenin. Korkunun sebebi telaştır. KENDİNİZLE BİRLİKTE OLMADIĞINIZI kabul etmek zorundasınız. Bunu kabul edin ve ben kendimle birlikte değilim değin. Bilinçaltım DUYGULARIMI İRADEMI ve BİLİNÇSİZ DÜŞÜNCEMİ yönetir. Onu çalıştır ona çalışmadan önce ve çalıştırdıktan sonra gözü kapalı INANINIZ.
Dıştan gelen ve sizi yıpratan etkenler BÖLÜNMEYE sebep verir. Ama en zararlı bölünme kendi kendimize yarattığımız bölünmedir. Bölünmemek için kötüyü görme, duyma, konuşma. Bölünmenin sebepleri; acılar, kaygılar, korkular, aşırı duyarlılık, öfke, tartışma, tiksinme, tembellik, sorumluluktan kaçma, can sıkıntısı, pişmanlık, kararsızlık, unutkanlık, bir şeyi zamanında yapmamak.
Bir anda kendinizi cesaretli, kendine güvenir, kaygısız, hissettiğiniz anlar olmuştur. Sevinçli ve mutlusunuzdur. Sonra önemsiz, can sıkan bir olayı yada kişiyi düşünür yine canınızı sıkarsınız O güzelim duygular bir anda kaybolurlar. KIM dir sizi mutsuz eden? yine SİZ. Kendi kendinize yine BÖLÜNDÜNÜZ. Bir şeyi yapacağımızı söylüyorsak kendimizden BİZ diye bahsetmeliyiz. Ben diye bahsedersek sadece bilincimizden bahsetmiş oluruz. BEN bir şeyi yapacağım dersiniz. Eğer ben kullanırsanız sadece bilincinizi kastetmiş olursunuz. Aslında ESAS YAPICI BİLİNÇ ALTINIZDIR Bilinciniz değil. Bir şey yapmak isterseniz bilinç altınızdan yardım isteyin. Bilincinizle düşünebilirsiniz hissedebilirsiniz ama bilinçaltınızla isteyebilirsiniz. KENDİME SAYGILIM. KENDİME SAYGI DUYUYORUM.
Bilinçaltına sizden başka sı ulaşamaz onu duyamaz. Bilinçaltı kendini dünyada sizden başka sına anlatamaz. BİLİNÇALTIMLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİM. GİDİP GELİN anahtar sözcüğü ile bilinçaltınızı düşünün. Bu sözcük size en iyi dostunuzu kazandıracaktır. Böylece bilinçaltınızla bilinciniz birbirine gidip gelecek ilk dostunuzu böyle kazanacaksınız. Bu sözcük dost kazanmada çok önemlidir. 28 kere birlikte şarkısını söyleyin. Ruhunuzu koşullandırın. Bilinçaltınıza TEŞEKKÜR EDİN. Anahtar sözcüklerle gizli fabrikanızın makinelerini çalıştırabilirsiniz. Bilinçli bir çaba veya yardım olmaksızın bilinç altınız
istediğiniz sonuçları GÖRÜNMEZ ve BİLİNMEZ yollardan elde etmenizi sağlayacaktır.
Akşam yatarken de SİZDEN VE SİZE YAPTIĞIM HATALAR İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM BAĞIŞLAYINIZ BENİ YALVARIYORUM deyin.
Bilinçaltınıza şu soruları sorun
tam olarak ne istiyorum?
benim için en iyi şey nedir?
nasıl istiyorum?Yalnızca bilinçaltımızı kullanarak yaptığımız şeylerde bir mükemmellik ve mükemmelliğe giden bir hal vardır. Bilincimiz ise devamlı bizi eleştirir. Korumaya çalışır. İkaz eder. Bilinç devamlı bilinçaltının işine karışır ve sessiz bilinçaltı devamlı bilinçten azar işitir. Bilincin bilinçaltına bu hareketlerini kontrole aldığımız zaman, bilinçaltını kendi haline bırakıp mükemmellik yaratacağı bir ortam hazırlamış oluruz. Sonuç olarak bilincinizin bilinçaltını olumsuz yönde etkileyecek telkinlerde bulunmasını önlemeli, olumlu telkinleri bilinçaltına göndermeliyiz. Bu durumun farkında olursak, günün her ani bunu uygulayabiliriz. Kendimize bir şeyi mükemmel yaparken birden ama diye başlayarak o mükemmelliği bozmamız tamamen bilincin suçudur. Kendinizi bilinçaltına teslim edin. Olumlu kontrolü elden bırakmayın.
Bilinçaltınıza ne kadar güvenirseniz kendine güven de o kadar artar. Kendine güven için korkuları ve içimizdeki suçluluk duygusunu atmalı bu yönde çaba göstermeliyiz. Bunun için kendimizden yardım isteyin. Bir şeyi iyi yapamadığınızda veya yapmadığınızda suçluluk duymayın. Her gün değişik bir gündür. Bugün belki canınız istemez, iradeniz kuvvetsizdir ama belki bir saat sonra belki yarın ruhsal gücünüz daha fazla olacak ve o işi daha iyi yapacaksınız. Unutmayın bulutlar ne kadar siyah ve sık olursa olsun o bulutların arkasında mutlaka bir parlak güneş vardır. Öyle değil mi? BİRLİKTE ve MUTLU olmak için
Kalbini kin ve nefretten arındır. Kendinden niye nefret ediyorsun?
Kafanı üzüntü, korku ve suçluluk duygularından arındır.
Basit bir hayat yaşa


Başkalarından çok az şey bekle, umma, beklentin az olsun. Kendin için iyi olan yaptığın şeyler için kendinden de bir karşılık bekleme. Senin kendin için iyi olana inan ve yap onu ama sonucunda kendinden bir karşılık bekleme.
Başkalarına çok ama çok şey ver. Sakin ama sakın bencil olma. Başkalarına verirsen onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlarsın. Kendini sizin tarafınızdan değerli hisseden insan sizi sever size değer verir. Dolayısıyla sizin kendinize değer vermeniz sağlanmış olur.
Ruhsal gücünü hesaba katarak mümkün olduğu kadar çok ama çok çalış
Yaşamını SEVGİYLE doldur. Verebileceğin en küçük sevgiyi hisset ve ver. Onu alınganlık, küçük hesaplar ve karşılık bekleyerek söndürme.
Başkaları tarafından aranan sevilen bir insan ol. Hepimizin içinde bize devamlı sinyaller gönderen bir aygıt vardır. Bu sinyalleri dikkate alırsak bu sinyaller bizim nasıl mutlu olacağımızı söyler. Bu sinyalleri duymak için kendimize devamlı sorular sormalı, kendimizin ve vücudumuzun iyi bir dinleyicisi olmalıyız. Bu aygıt sağduyumuzdur. Sağduyu bilinçaltının bilinçlendirilmiş bölümüdür.İNANÇ
Yaşamın bir çok dalında kendine güvenen ve inanan insan diğerlerinden daha başarılı olur. Bilinç kendi kendine güven duyamaz. Bilinç sizi TEK BAŞINA inandıramaz. Bilincin zaten inancı vardır. Bilinçaltından yardım iste, inanmak için. İnancını asıl geliştirmeye ihtiyacı olan bilinç altınızdır BİLİNÇ ALTIM SEN BENİM İÇİN HER İYİ VE GÜZEL ŞEYİ BANA BAŞARTIYORSUN, HERGÜN HER ALANDA DAHA İYİ OLUYORSUNUZ BİLİNÇALTIMIN YARDIMIYLA HERŞEYİ BAŞARIYORUM. Eğer bunları dersek bilinçaltımızı inandırmış böylece kendimizi inandırmış oluruz. Niye yukarıdaki cümleleri okurken rahatsız
oluyorsun?
BİRLİKTE................... VE BUNA İNANIYORUM.
Sigarayı bırakıyorum
Kilo veriyorum
Çok çalışıyorum
Boyun eğin bilinçaltınıza boyun eğin. O sizi gelmek istediğiniz yere getirecektir. Girişkenlik inancı doğurur. Bir ise başlayın gerisini bilinçaltınız yapar. Bir kötü olay başımızdan geçmişse mesela bir yakınımızın ölümü, sevgilinin terk etmesi gibi bunu güçlü bir şekilde atlatmak için bu olayın gerçekten olduğuna onun varlığına İNANIN. Anahtar sözcüklerin işlerini yapmaları için tam bir inanç, şiddetli bir istek, kesin bir hedef ve kendi kendisiyle birleşme durumu gereklidir. Ama bunlar tam olmasa da bu sözcükler işlerini yaparlar. İnanmak için dua ediniz. Dua bir tanrıya, SAGDUYUNUZA veya da kendinize olabilir. Sonuçta dua sizi kendinize yaklaştıran, sizin kendinizle BÖLÜNMENİZİ ENGELLEYEN, sağduyunuzun tekrar devreye girmesini sağlayan bir anahtardır. İnsanları zindeleştirir, insanın içindeki gücü ortaya çıkarır. Ünlü din adamları her aksam dua ederseniz sabaha kendinizi yenilenmiş ve enerjik olarak bulursunuz derler. Sorunlarınızı inandığınıza anlatın. Böylece kendinizle bir bağ kuracak ve o bağı sağlamlaştıracaksınız. Dua ederken olumsuz olmayın yalnız olumlu şeylere dua edin olumlu pozitif şeyleri isteyin. İnandığınız şeyle günlük dilinizle konuşun. Sevmediğiniz insanların isimlerini bir kağıda yazıp önünüze koyup onlar için de dua edin. “Bizim sağlıklı kalmamızı sağlayan en büyük güç, doğuştan bizde varolan sağlıklı yaşayacağımıza olan inançtır”. Hippocrattes. “Olumlu düşünün. Hayal görün ve hayal kurun. Hayalinizde olmak istediğinizi görün ve inanın bari hayalinizde inanın” der.
İNANÇTA BEYNİN GÜCÜNÜN KULLANIMI
Beynimizin sağ tarafıyla vücudumuzun sol tarafını, beynimizin sol tarafıyla vücudumuzun sağ tarafını kullanırız. Her zaman kullandığımız elimizle yazdığımız inançlarımız kendimize ait gerçek inançlarımızı içermez. Gerçek inançlarımıza ulaşmak için her zaman kullandığımız elimizi değil obur elimizi kullanmalıyız. Baskın olmayan elle yazılan ve bizi anlatan şeyler ve inançlar gerçeğe daha yakındır. Bizim hayatımıza yon veren küçük inançlarımızdır. Her yaptığımız is, eylem bir inanca karşılık gelir. Bir olumsuz inancı değiştirmek bir olumsuz eylemi değiştirmektir. Bir olumsuz eylemi değiştirmek bir olumsuz inancı değiştirmektir. Bu küçük inançların bazıları olumlu bazıları olumsuzdur. Bu andan itibaren izleyeceğimiz yol simdi sahip olduğumuz olumsuz inançlarımızı olumlu hatırlamaya ve olumlu yapmaya başlamak ayrıca su andan itibaren edineceğimiz inançlarında olumlu inançlar olmasını sağlamaktır. Bu günden itibaren edineceğimiz inançlarımızın olumlu olmasında izlenecek yol bu inançların olumlu olmasına mazeret uydurup onları olumsuz yapmamaktır.
Şans diye bir şey yoktur yaptım vardır. Kötü şansa inanmak hastalıktır.
Problem diye bir şey yoktur. Probleme inanma! Probleme inanmak hastalıktır.
Zor diye bir şey yoktur. Zora inanma! Zora inanmak hastalıktır. Yalnızca bilinçaltımızı kullanarak yaptığımız şeylerde bir mükemmellik ve mükemmelliğe giden bir hal vardır. Bilincimiz ise devamlı bizi eleştirir. Korumaya çalışır. İkaz eder. Bilinç devamlı bilinçaltının işine karışır ve sessiz bilinçaltı devamlı bilinçten azar işitir. Bilincin bilinçaltına bu hareketlerini kontrole aldığımız zaman, bilinçaltını kendi haline bırakıp mükemmellik yaratacağı bir ortam hazırlamış oluruz. Sonuç olarak bilincinizin bilinçaltını olumsuz yönde etkileyecek telkinlerde bulunmasını önlemeli, bu olumsuz telkinleri not edip, olumlu telkinleri bilinçaltına göndermeliyiz. Bu durumun farkında olursak günün her anı bunu uygulayabiliriz. Kendimize bir şeyi mükemmel yaparken birden “ama” diye başlayarak o mükemmelliği bozmamız tamamen bilincin suçudur. Kendinizi bilinçaltına teslim edin. Olumlu kontrolü elden bırakmayın. Yapmak istediğiniz bir şeyi yalnızca yapın. Bilinçaltı her zaman sizinle beraberdir.Hiç yemeyi düşünmezken birden karnımızın acıkması bilincin saçma bir soruyla bilinçaltını uyarmasıyla olabilir. Olumsuz bir inancı, olumlu bir inanca dönüştürmek için iyi yapabildiğiniz ve yaparken, yaptık ve bitirdikten sonra gurur, coşku ve ferahlık duyduğunuz bir işi ve onu iyi yaptım inancını, iyi yapamadığınız, yaparken sıkıldığınız bir iş için duymaya çalışın. Başarısız olduğunuz işi başarınca yeni bir olumlu inanca sahip olacaksınız. Bundan dolayı iyi yaptığınız işlerde sahip olduğunuz inançları yazın.
EYLEMLERİ GÜÇ KAZANDIRAN İNANÇLARA DÖNÜŞTÜRMEK
İnançlarımızı olumlu yaparken ama’lar, inanıyorum’lar, keşke’ler yoktur. Kesinlik, açıklık, kesin bir kendine güven vardır. “Ben çalışkan bir insanim” doğru bir inançtır “çalışkan bir insan olacağım” veya olduğuma inanıyorum tam bir inanç değildir. Ama "daha iyi bir insan oluyorum" yine olumlu bir inançtır. İnançlarınızı onların bütün sorumluluklarını üstünüze alarak ifade edin.
İnancınızı olumlu ifade ediyor musunuz?
Bir inancı olumsuz ifade etmek “ben korkak değilim” şeklinde olur. Ama bir inancı olumlu ifade etmek korkak ve değilim kelimelerini atıp, “ben girişken bir insanım” diyerek olur. Böyle yapılan telkinler NLP metoduna göre beyince daha çabuk kabul edilir. Veya da olumsuz inancın içindeki olumsuz kelimeyi tamamen yok edebiliriz. “korkaklık” diye bir şey yoktur. “Korkaklık bir hastalıktır.”
Bir inanç gerçekten sizin mi, yoksa başka birisinin mi?
“İnsanlar benden hoşlanıyor” inancı başkalarının inancıdır. Ben hoşlanılacak bir insanım bizim inancımızdır. İnanacağım, olsun gibi “zihinsel güvenilirlikten” uzak inanca yönelik telkinler sizin sorumluluk almanızı önler. Bu tür inançlar kendine güvenin başlangıcı ve direği, zihinsel güvenilirlikten yoksundur.
İnancınız diğer inanç ve hedeflerinizle güçleniyor ve yaşamınızın diğer yönleriyle uyuşuyor mu?
İnanacağımız şeyin şu anda inandıklarımızla desteklenmesi hiç olmazsa şu anki inandıklarımızla çatışmayıp paralel gitmesine dikkat edelim.
İnancımız dinamik olsun, statik inançlarımızı da dinamik yapalım
Zekiyim, güvenilirim, çalışkanım gibi inançlar statik inançlardır. Zihinsel güvenç için tehlikelidirler. Bu tur inançlara uymayan bir kaç durumda zihinsel güvenilirliğimiz sarsılabilir. Bu yüzden bu tür statik inançları dinamik inançlar haline getirmeliyiz. Zekiyim ve her gün daha zeki oluyorum. Çalışkanım ve her gün daha çalışkan oluyorum. Gibi……
Hangi eylemler inancınızı destekler? Bulunuz ve yazınız.
Bir şeye inanmayı istiyorsanız, önce hareketlerinizi davranışlarınızı sanki o şeye inanıyor musunuz şeklinde değiştirmeniz gerekmektedir. Bunu o isi başkalarının nasıl inanarak yaptıklarını gözlemlemeyle başlayabilirsiniz. Bu inançta olan birisi nasıl davranır? Sorusu en güzel ve cevaplandırılması gereken bir sorudur.
İSTEK
İsteklerin sistemimize dahil olmasını engelleyen etmenler aşağıdadır. Gerçekten istemek için aşağıdakileri uygulayınız.
Çalışmadan korkmayınız
İnsanlarla tanışmaktan çekinmeyiniz. Onlardan çok şey öğrenebilir, kendinizi onlara anlatırken kendinize daha yakınlaşabilirsiniz. “Popüler” demek herkesin sizi tanıması demek değildir, herkesin sizi seviyor olması da gerekir. Başka insanlar tarafından aranan ve istenen insan mutlu ve tatminkar olur. Çünkü o zaman başkaları da sizin kişiliğinize değer verdiğinden, kendinizin de kendi kişiliğinize değer vermeniz sağlanır. Bir insanla tanışmadan önce dua et.
Kaybetmekten, başarısızlıktan korkma.
Durgun hareketsiz durmayınız
Geçmişte aldığın başarıları anlatıp durma. Geçmiş geçmişte kalmıştır.
Kişisel bir değişiklik yapmanız gerektiğinde (zayıflama rejimi, sigarayı bırakmak) bilinçaltından isteyiniz
Dilemeyin, umarım demeyin, sadece ve sadece isteyiniz. BİLİÇALTINDAN UMMAYIN DİLEMEYİN İSTEYİN SİZDEN................YAPMANIZI İSTİYORUM
İsteklerini başkalarının yapmalarına izin verme. O isteklerini kendin yap. İsteklerine sahip çık ve onları sen gerçekleştir. Kimse senin isteğini gerçekleştirmesin.İsteği SEVİN ve bir isteği getirdiği tüm sıkıntı, acı ve güzel yanlarıyla KABUL EDİN. Akıl kendi başına istek üretemez. Bilinç altından ..................... isteyiniz.
sigarayı bırakmamızı
kilo vermemizi
NE İSTİYORUM, NASIL İSTİYORUM?
Şüphe duymayı değil istemeyi öğrenin. Gerekirse önce umutlu olmayı sonra istemeyi öğrenin. Şüphe içinizdeki yaratıcı gücün ortaya çıkmasını önler. Şüphenin kafanızda değil kok salmasını tohumunun bile düşmesini önleyin. Şüphe duymayın sadece oluyor deyin. Şüpheciliğin hastalık haline dönüşmesini inceleyen psiko-nöro-imunoloji denen bir bilim dalı bile vardır. Bu yöntemleri öğrenmek bir müzik aleti çalmaya benzer. Öğrenmesi zaman ve çaba gerektirse de bir kavranıldı mı insana büyük bir zevk verir.
İSTEKTE BEYNİN GÜCÜ VE KULLANIMI
Beynimizin sol tarafı mantıklıdır ve dilimizi kullanır. Ayrıntılı düşünmeyi sol tarafla yaparız. Sağ taraf duygularla, hislerle ve sezme olayını gerçekleştirir. Olayları bütünsel bir şekilde algılar. Beynin iki yanını da harekete geçiren insan her şeyi yapabilecek kudrete sahip olur. Önce bütün isteklerimizin, hayallerimizin, "keşke"lerin, "olsa"ların bir listesini çıkarın. Hedeflerinizi ayrıntılarıyla yapın.
Şu anki durum nedir ve hedefime ulaşırsam durumumda neler değişebilir? Yaz.
Hedefimi ne kadar iyi ve nasıl bir düzeyde gerçekleştirmek istiyorum? Yaz.
Hedefime ulaşmak ve ulaşmak için sarf ettiğim yol beni mutlu edecek mi? Ne kadar ve nasıl mutlu edecek? Yaz.
İsteklerinizi başarmanız sizin kendi elinizde mi? Yaz.
İsteğinize ulaşmayı sağlayacak olanaklarınız var mı? Şu anda olanağınız yoksa oluşturabilir misiniz? Yaz.
İstekleriniz olumlu mu, getirileri, götürülerinden fazla mı? Yaz.
Ne göreceksiniz? Yaz.
Ne duyacaksınız? Yaz.
Ne koklayacaksınız? Yaz.
Ne tadacaksınız? Yaz.
Ne işiteceksiniz? Yaz.
Ne hissedeceksiniz? Yaz.Bütün bu yukarıdakilerin cevaplarını bir kağıda yazdığınızda ortaya isteğinizin ne kadar istek olduğu ortaya çıkacak. İsteğinizi ne kadar isteyip istemediğinizi öğreneceksiniz. İsteklerinize ulaşmak için hangi yolu, hangi metodu seçeceksiniz? Ne yapmanız gerekiyor? Bunun 5 yolu vardır. Bunları bir kombinasyon halinde de kullanabilirsiniz. Sıra önemli değildir, kişiden kişiye değişebilir.
Bilmek
Yapmak
NE Elde etmek -MELİYİM?
Yakın olmak
Olmakİsteğiniz açık seçik ortaya çıktımı? Ee! peki ne duruyorsunuz? Lütfen ama lütfen ilk adımı atınız, başlayınız, o zaman!!!!!!
GEÇERSİZ KILIN
Bilinçaltı bilinç tarafından yalnız bırakılırsa ortaya felaketler zinciri çıkar. Hemen geçersiz kılın denmeli sonrada BİRLEŞİN BİRLİKTE denmelidir. KAFANIZDA CANLANAN KÖTÜ BİR DÜŞÜNCE, DUYGU, KORKU, KÖTÜ BİR FELAKETİ GELECEKTE ÖNLEMEK İÇİN HEMEN GEÇERSİZ KILIN DENMELIDİR.
**Bu bir dua dır**
ÇALIŞMAK, ÇALISKAN OLMAK
İçinizdeki huzursuzluğu gideriniz, üretiniz ve ertelemeyiniz, çalışınız. Bilinçaltı çalışmaya açtır.
Elle tutulur, gözle görülür bir çalışma kendiyle birleşmeyi sağlar. GÖBEGİNİZDEKİ KASILMALARI ÖNLEYIN
CİĞERLERİNİZİN EN ÜST KISMIYLA NEFES ALIP O BÖLGEYİ AÇIN
Özenli iyi rahat çalışın. Sanki bir zanaatkar gibi. Ben bir zanaatkarım. Bilinçaltınız çok iş görebilir. Ama daha dayanıklılığını bile gösteremeden bilinçli yanınız yorgunum deyip işin içinden çıkar. Ben yorGÜN değilim. Bilinciniz ben bu işi yapamam, ben beceremem dedikçe bilinçaltınızı KÖRLEŞTİRIRSİNİZ. Oysa “Birlikte BİZ her şeyi yapabiliriz. BİZ birlikteyken varılmayacak hedef üstesinden gelinmeyecek iş yoktur” demeliyiz. Olayları sürekli ertelemek, uyuşuk ve hareketsiz olmak, olayların kendiliğinden hallolmasını eklemek gerginliğe sinire bölünmeye sebep olur. Geciktirme olayını ortadan kaldıran kelime ŞİMDİ dir. Tembellik, çoğunlukla zaman öldürme isteğinden kaynaklanır. Zamanı bir şeyler
yaparak oldurun. Tembelliği kovmanın yolu GİDİN demektir.
BİRLİKTE ÇOK ÇALIŞABİLECEĞİNİZE BAŞARABİLECEĞİNİZE İNANIN... İNANIN...
Bilinç bedensel çalışmadan hoşlanmaz. Bilinç elle iş yapmak ister. Zihinsel bir iş yapmak istiyorsak işe ellerimizi de karıştırmalıyız. Böylece bilinçaltı ile bilinci birleştirmiş oluruz. İsteğinizi hedefinizi açık açık yüksek sesle dile getirin. Kendi kendinize bunu iyice belletin. Yaptığınız iyi bir işten sonra kendi kendinize TEŞEKKÜR EDİN. Sorumluluk almak, sorumluluğa sahip olmak, ileride insanın kendine
karşı sorumluluk duygusunu geliştirir. İnsan yerine getirmesi gerekenleri yerine getirince daha sağlıklı ve tatmin olmuş yaşar, mutlu olur. Başarılı olduğunuz bir resmi zihninizde canlandırın. Ve onu zihninize kazıyın. Bu resmi beyninizden hiç çıkarmayın. O resmi düşünürken vücut kaslarınızın gevşemiş olmasını kontrol edin. Hayallerinizin önüne engeller çıkarmayın. Çıkardığınız engelleri ve sıktığınız kaslarınızı yine kendiniz olumlu düşüncenizle yok ediniz. Çalışırken ruhsal enerji ile bedensel enerjiyi iyi dengelemeliyiz. Birini öbüründen fazla zorlayıp kullanırsak, aynı yağsız bir motor gibi belli bir süreden sonra parçalanır, bozuluruz. Vücudunuzun her küçük parçasını kullanırken ruhsal enerjiyle birleştirerek kullanınız. Ruhsal enerjinizi her zaman göz önüne alınız. Vücudunuzun ritmine göre çalışınız. Her şey öğrenilebilir, çok ama çok çalışmakta. Çalışmayı bir meşe ağacı tohumu olarak düşünelim. Onu ekmeniz ve sabırla büyümesini beklemeniz gereklidir. Çalışmayı becermekte, öğrenmekte meşe tohumuna benzer yavaş yavaş büyütmek ruhi enerjiyi dikkate alarak çalışma tohumuyla özenle ilgilenmek gereklidir. Gerginlik ve tedirginlik duyguları sahip olunan gücü ve enerjiyi boşa harcar, bitirir. Ruhsal enerjinizi göz önünde tutunuz. Ruhsal enerji ile fiziksel enerjiyi birlikte dengeli kullanınız. Şüphe duymayı değil, istemeyi öğrenin. Gerekirse önce umutlu olmayı sonra istemeyi öğrenin. Şüphe içinizdeki yaratıcı gücün ortaya çıkmasını önler. Şüphenin kafanızda değil kök salmasını tohumunun bile düşmesini önleyin. Şüphe duymayın sadece oluyor deyin. Bu yöntemleri öğrenmek bir müzik aleti çalmaya benzer. Öğrenmesi zaman ve çaba gerektirse de bir kavranıldı mı insana büyük bir zevk verir. Çok çalışabilmek için; işinizi sevin, işinizin olumlu ve size yarar getiren yanlarını düşünün; belki değişmesi gereken sizsiniz. Her işin her zaman kolay olduğunu düşünün. Usta olun, işinizde ne kadar çok bilgi sahibi olursanız, o iş size o kadar kolay gelmeye başlayacaktır. Konsantre olun. Konsantre olun. Aynı meditasyon sırasında nefesinize, vücudunuza ve sayılara nasıl konsantre olup gevşiyorsanız okuduğunuza, yazdığınıza, yaptığınıza da öyle konsantre olup uğraştığınızdan başka hiç bir şey düşünmeyin. Zen’i yaptığınızla birleştirip yapın.
KONSANTRE OLDUM.
Yaptığınız işi en iyi yapan siz olun. Tuvalet temizleyicisi bile olsanız dünyanın en iyi gelmiş geçmiş en iyi tuvalet temizleyicisi siz olun. İşinize konsantre olun, yaptığınız işi size rahatsızlık veren duygulardan ayırıp yapın. İş yaparken duygusal olmayın profesyonel olun. Bugünün işini yarına bırakmayın. Zorlanıyorsanız DUA edip isteyin. Yalvarın kendinize, tanrıya… Üzüntü ve mücadele birer öğretmendir, kötü şeyler değildirler. Üzüntü ve mücadeleyi yaşayıp onlardan öğrendiklerimizle simdi mutluyuz. Veya da mutlu olacağız.
UYGUN KILIN
Ağır bir eşyayı kaldırmanıza yardım edecek biri yoksa uygun kılın deyin. Bilinçaltınız SİZİ birden bir eşyayı kaldırmanın bilimsel yollarını bilen usta, bir mühendis yapacaktır. Bilinçaltınız bedeninizi yormadan ağır eşyaları nasıl kaldıracağınızı bilir.
AFFETMEK


Bir gün dışarı çıkın ve karşılaştığınız her insanı affedin. Yolda gördüğünüz insanları, yolda karşılaştığınız insanları bir tanrı gibi affedin. Kalabalığın içinde gördüğünüz yüzleri, bedenleri, genellikle tanımadan bilmeden bazen hiçbir neden olmadan kınadığınız eleştirdiğiniz insanları affedin. Affetmekle kalmayın birde onları sessizce ÖVÜN. Onlar için dua edin. Başkalarını affedebilen insan sonunda kendini de affedebilir. Affetmek insana bundan dolayı İLAHI BİR MUTLULUK VERİR. Bunu bir egzersiz gibi düşününüz ve yapınız. Affetmek her zaman kolay değildir. Affedemediğiniz halde kendinizden özür dileyiniz. Karşınızdaki insandan sessizce özür dileyiniz. Bu sizi bölmeyecek ve size huzur verecektir. Birlikteliğinize, Bilinçaltınıza boyun eğebilmeniz ve inanabilmeniz için önce çevrenize ve olduğunuz hale boyun eğmeniz ve inanmanız gereklidir. Eğer ayıplanacak biri varsa oda sizin bilincinizdir. Tüm sıkıntılarınızı, şikayetlerinizi, kızgınlıklarınızı doğuran bilincinizdir. Kötüyü görmeyin, kötüyü duymayın, kötüyü söylemeyin. Bunları yapmak sizi sadece sizi BÖLER. Sevmediğiniz kişi için dua edin. Tanrım önce benim sonra onun kalbini sevgiyle doldur. Kendinizden nefret ediyor musunuz? Yapamadığınız, sizce başarısız olduğunuz şeyler için, olamadığınız insan için kendinize içerleyip nefret ediyor musunuz? Oysa biraz kendinize merhamet gösterip anlamaya çalışsanız, daha mutlu olduğunuzu göreceksiniz. Önce kendinize merhamet edin. Kendimi affettim.
KİLO VERMEK
Aşırılıkların çoğu yemekte aşırıya kaçmakta BİLİNÇALTI mekanizmasının bir ürünüdür. Bilinçaltı kişiye devam etmesini, daha fazla hep daha fazla yapmasını söyler. Çok sigara içmek, çok yemek, tembel olmak gibi alışkanlıklardan vazgeçmek için bilincimiz öne çıkıp BİLİNÇALTIYLA KONUŞMALI, BİRDEN DEĞİLDE YAVAŞ YAVAŞ KESMESİ, KONUŞUN ONU İKNA EDİN.
Tüm gelişmeler, tüm ılımlı davranışlar bilinçten kaynaklanır. Bozukluğu kendinize yüksek sesle aynada söyleyin. Anahtar kelime YETER dir. Yeter!!! Tüm aşırılıkların bilincin yardımına ihtiyacı vardır.
İSTİYORUM…..
Zayıflamak
ZAYIFLIYORUM hergün DAHA ÇOK ZAYIFLIYORUM.
Vücut ve yüz kaslarını kontrolde tutarak onların gerginliklerini azaltarak, açlığımızın neden çok yediğimizin nedeninin bilincine vararak, meşe tohumunu büyütür gibi disiplini ele almalıyız. Ama bu disiplin içindeyken bile vücudumuzla ruhumuzu ve kendimizi uyum içinde tutmalı, her türlü gerginlikten kaçınmalıyız. Olmuyorsa, kendimizi bölecek kötü duygulara kapılmamalı belki de simdi daha hazır değilim diyebilmeliyiz. Korku, keder ve üzüntüsü olan insanın pankreas organı çok insülin yaparak vücuttaki sekerin yanmasını ve dolayısıyla korku, keder ve üzüntü duygularının vücudumuzda yarattığı o büyük enerji açığını enerji yaparak gidermeye çalışır. Fakat eğer pankreasımız yorulmuşsa insülin üretilemez ve dolayısıyla enerjimiz az ortaya çıkar, seker enerjiye dönüştürülmez ve vücuda alınan şeker direkt yağa dönüşür. Unutmayın 3 hafta düzenli spor ve diyetin sonunda vücut ancak kilo vermeye başlar. Çünkü bu 3 hafta içinde yağlar gider, yerini su alır. 3 haftadan sonra kilo verilmeye başlanır. Karnı guruldayan insanin midesi ve bağırsakları boştur. Karnı guruldayan insan kilo vermeye başlamıştır. Zayıflamış durumunuzu hayal edin. Saçınızdan tüm vücut hatlarınızı canlandırın. Yürüyüşünüzden duruşunuza kadar zayıf olduğunuz haldeki hareketlerinizi hayal edin. Zayıf halde neler giydiğinizi, vücudunuzun hareket özgürlüğünü hayal edin. Bir takvim sayfası hayal edin ve böylece bir tarih belirleyin. Korku ve mazeret yoktur. En son olarak bu hayalinizi devamlı kurun ve onu devamlı kurmaktan hiç vazgeçmeyin. Bu duruma gelmek için yapılması gerekenleri yapın ama bir beklentiniz olmasın.
KORKU ve TELAŞ
Telaşın en çok görülen sebebi korkudur. Eğer korkularınızı bilir ve korkularınıza BOYUN EĞER, korkularınızı kabul ederseniz KENDİNİZLE BİRLİKTE OLMADIĞINIZI da kabul etmiş olursunuz. Bu basit gerçeğe BOYUN EĞİN. Gerginlik ve tedirginlik duyguları sahip olunan gücü ve enerjiyi boşa harcar, bitirir. Ruhsal enerjinizi göz önünde tutunuz. Ruhsal enerji ile fiziksel enerjiyi birlikte dengeli kullanınız. Eğer bir süre korktuğunuz halde çok cesur bir insan gibi davranır ve cesur insanların davranışlarını gözlemler, örnek alırsanız, bir süre sonra sizde korkularını bir kenara bırakmış cesur bir insan olursunuz. Bu yöntem psikolojik olarak kanıtlanmıştır. Cesur bir insan nasıl yaşar, nasıl davranır?
HASTALIK VE AĞRIYI gidermek. Hastalık ve ağrılar ister içerden ister dışarıdan kaynaklansın, bilinçaltınızda o acıya veya hastalığa karşı bir çözüm yolu vardır. Hasta olduğunuza ağrınızın olduğuna İNANIN. Hasta olduğunuza inanmanız için, illa ki bir doktorun size hasta olduğunuzu söylemesi mi gerekli? Ağrıyı ve hastalığı İSTEMEDİĞİNİZİ bilinçaltınıza yüksek sesle söyleyin. Defalarca DEĞİŞİN veya da DEĞİŞİN BİRLİKTE şarkısını söyleyin. Sorunlarınız olan kendinizi veya sorununuz olan insani bir sosyal görevli gibi karşınıza alın her şeyini bir kağıda yazın ve üzerinde düşünerek çözüm yolları üretin. "Bizim sağlıklı kalmamızı sağlayan en büyük güç, doğuştan bizde varolan sağlıklı yaşayacağımıza olan inançtır.” Hippocrattes. Olumlu düşünün.
HERŞEY İSTEDİĞİM GİBİ YOLUNDA GİDİYOR
Her şeyin yolunda gittiği anlar olur. Her yaptığın istediğin gibi olur. Rahat ve kolay yaparsın herşeyi, her şey yolunda gider, iyi rastlantılar, iyi rastlantıları takip eder, çevrendeki herkes her şey adeta islerinin olması ve senin işlerinin yolunda gitmesi için el birliği etmiştir, herkes adeta o yönde hareket eder. Her işin huzur içinde rahat, kolay ve seni mutlu edecek şekilde hoş süprizlerle yürür gider. Korkudan uzak mutluluk içinde... Yolunda gitsin işlerim. İşlerimin yolunda gitmesini istiyorum. Eğer içinizde bir boşluk duygusu varsa bunu gidermenin ilk yolu başkaları için iyi şeyler düşünmek ve onlara yardım etmektir.
SORUN ÇÖZME YÖNTEMİ
İnanın her sorunun bir çözümü vardır. İnanın.
Sakin bir insan olun. Vücut kaslarını gevşek tutun, kaslarınızı gerginlikten koruyun. Alfa durumuna geçin.
Zihinsel olarak sorunlarınıza kısa sürede en iyi çözümü bulacağım diye beyninizi zorlamayın. Çünkü kendimiz en güç durumumuzda bize en iyi çözümü sunacak şekilde oluşmuştur. Belki daha hazır değilsiniz.
Ben profesyonelim.


Kendi sorunlarınıza kendinizden çıkıp, kendinizi başkasının yerine koyup, o ne yapardı sorusunu sorun. Sorunlarınıza duygusallıklarınızı (korku, hoşlanma veya hoşlanmama, kızgınlık,.) karıştırmayın. Profesyonelce olaylara ve KENDİNİZE insanlara bakın.
Sorunlarınız olan kendinizi veya sorununuz olan insani bir sosyal görevli gibi karşınıza alın her şeyini bir kağıda yazın ve üzerinde düşünerek çözüm yolları üretin.
Gerekiyorsa dua edin. Özellikle kutsal yerlerde, mezarlıklarda ve doğa içinde yaptığınız yürüyüşler esnasında çözüm yolu için yapılan dualar bilinçaltınızı ve kendimizi devreye sokacak ve bizim için en uygun çözüme, nasıl ulaşacağımızı gösterecektir.Sorun çözmenin başka bir yolu:
Yaratıcı olun: probleminize çözümler bulun ve bunları yazın.
Organizatör olun: fiziksel olarak bulduğunuz yukarıdaki çözümleri nasıl uygulayacağınızı düşünün. Bunları yazın.
Eleştirisel olun: yargıç rolünü üstlenerek hoşunuza gittiği kadar kendinizi zorlamadan eleştirisel olun. Uygulayacağınız bu çözümlerin beraberinde neler getireceğini yazın. Sonuçta ortaya çıkan veya geriye kalan çözümler sizin için en iyi çözümlerdir. Onları da bir kağıda yazın ve her gün görebileceğiniz bir yere koyun.
MEDITASYON
İnsanlar iç ve dış tabaka olmak üzere iki tabakadan meydana gelirler. İç tabaka bizim duygularımız ve zihinsel bilgilerimizle beraber kişiliğimizdir. GERÇEK BENİMİZDİR. Dış tabaka ise dış dünyanın etkilerine göre hareket eden, dış dünyaya nasıl yanıt verdiğimizin nasılıdır. Eğer iç tabakamızla olaylara bakar ve eğer iç tabakamızla dış tabakamıza bakabilirsek içimizde bir ışık yanar. İç tabakamız bilinçaltımız mıdır? İç tabakamıza meditasyonla ulaşabiliriz. Meditasyonla vücudumuzda yasayan kişiye ulaşabiliriz. Vücudumuzun patronu ve sahibi olup onu kontrol edebiliriz. Düşüncelerinin sahibi olmaya çalışma onlar birer çarpışan otodur, düşüncelerin birbiriyle çarpışırlar, aynı yönde giderler fark etmez. Sen yanda dur ve onları kendi hallerine bırak. Vücudun senin evindir, onu temizle, ona bak, onu koru. Çevremiz negatif ve pozitif enerjilerle doludur. Negatif ve pozitif enerjileri devamlı içimize alırız. Negatif enerjiyi dışarıda tutma veya bloke etmek gibi bir şey söz konusu değildir. Negatif enerjiyi içimizde bloke etmediğimiz sürece ondan korkmamıza gerek yoktur. Verdiğimiz nefesle negatif enerjiyi evden dışarı yollamak en güzel yoldur. Yaşamda her şey-5 duyumuzla algıladığımız-enerjidir. Biz dünyadaki bu tüm enerjileri üçüncü gözle iceri alırız. Bu yüzden pozitif enerji veren şeylere yönelip onları üçüncü gözle içeri almalıyız. Anahtar sözcük ENERJİYE KARŞI KOYMA dır. Enerjileri zorla negatif pozitif diye ayırma karşılaştığın tüm enerjileri bir paket olarak KABUL ET, karşı koyma. Siz bazen içi sıkıntı ile dolu bir gemi yolcusu gibisiniz. Lütfen geminin arkasına gidip sıkıntılarınızı denize atarmısınız. İçinizi, gögsünüzü billur BERRAK bir su gibi düşünun ve hissedin. Berraklık deyin. Bu da bir anahtar kelimedir. Bu kelimeyi yavaş yavaş tadına vara vara hissederek söyleyin. Bütün ilhamlar sessizlikten doğar. Thomas Carlyle Huzur dolu sakin bir dimağa kavuşmanın en etkili yollarından biride sessiz durma egzersizleri yapmaktır. Kendimiz= bilinçaltımız, içimizdeki gerçek ben (eğer kim olduğunu biliyorsak), sağduyumuz, içgüdülerimizdir. Kendimizle iyi bir ilişki kurmuşsak ondan bize bedenimiz, aklımız ve ruhumuz için gerekli enerji akar. İlişki ne kadar güçlü ise enerjimizde o kadar çok olur. Çalışırken ruhsal enerji ile bedensel enerjiyi iyi dengelemeliyiz. Birini öbüründen fazla zorlayıp kullanırsak, aynı yağsız bir motor gibi belli bir süreden sonra parçalanır, bozuluruz. Vücudunuzun her küçük parçasını kullanırken ruhsal enerjiyle birleştirerek kullanınız. Ruhsal enerjinizi her zaman göz önüne alınız. Duygu ve düşünceleri kontrol etmeyi öğrenmek zaman ister. Bunu öğrenmek için önce vücudumuzun tepkilerinin bilincine varıp o tepkileri ve vücudumuzu kontrol altına almalıyız. Bunu da her gün düzenli egzersiz yaparak yavaş yavaş öğrenebiliriz.
YING YANG
Yang enerji aydınlık, ying enerji karanlık. Yin yang’i besler, yang’da yin’i canlandırır. Erkek yang, kadın ying’dir. Erkeğin başı yang, göbeği ying’dir. Vücudumuzda ying vücudumuzun yapısı, yang ise vücudumuzun yaptığı eylemler ve hareketlerdir. Dünya ve onun enerjisi bir yang enerjidir. Onu bloke edersek vücudumuz enerjisiz kalır.
HAYATTA ZORLUK DİYE BİR ŞEY YOKTUR. BIR İŞ ZOR DİYE DÜŞÜNEN HASTADIR.
DUA BOYUN EĞİYORUM Kİ BİLİNÇALTIM, BENİM EN ZENGİN ARKADAŞIM VE EN BÜYÜK HAZİNEMDİR, BOYUN EĞİYOR VE İNANIYORUM Kİ BEN VE BİLİNÇALTIM BİRLİKTEYİZ
ŞÜPHESİZ İNANIYORUM Kİ AFFEDİLMEYİ DİLEYEREK BOYUN EĞİYORUM Kİ HER GÜN DAHA İYİ OLUYORUZ VE HERŞEYİ BİRLİKTE YAPIYORUZ.
ŞÜPHESİZ İSTİYORUZ Kİ BİLİNÇALTIMLA BİRLİKTEYİZ VE BİLİNÇALTIMLA BİRLİKTELİĞİMİZE İNANIYORUZ
BİLİNÇALTIM VARLIĞIN VE HER ZAMAN YANIMDA OLDUĞUN İÇİN SANA SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM. TEŞEKKÜR EDERİM VARLIĞIMIN BÜTÜNÜNE.
AFFET BENİ BİLİNÇALTIM BİRLİKTELİĞİMİZDEN ŞÜPHE EDERSEM GÜCÜNDEN ŞÜPHE EDERSEM BAĞIŞLA BENİ. BANA BİRLİKTE OLMAMIZ İÇİN VE BİRLİKTE KALMAMIZ İÇİN YARDIMCI OLUNUZ
İŞLERİMİZ YOLUNDA GİDİYOR MUTLU EDİYORLAR BENİ. DAHA DA YOLUNDA GİTSİN İŞLERİNİZ DAHA DA MUTLU ETSİNLER BİZİ.
KENDİMİ SEVİYORUM VE SANA SONSUZ BİR SAYGI DUYUYORUM. BİRLİKTE YAŞAMIN GÜZEL YANLARINI YAŞIYORUZ. SANA TEŞEKKÜR EDERİM.

* * * *
Tembel bir yapıya sahip olmak, zengin olamamak için bir bahane değildir. Tembelliğinizi doğru bir şekilde kullandığınızda da zengin olabilirsiniz. İlginç geldiğini biliyorum ama yeni iş fikirlerine bakacak olursanız, genelde oturarak yapılan ve internet üzerinden yapılan girişimleri içermektedir. Geleceğin milyarder meslekleri arasında bilişim sektörü de yer alıyor ve tembel kişiliğinizi bu noktada geliştirebilirsiniz. Aynı şekilde evde ayaklarınızı uzatıp bilgisayar başından forex piyasası gibi piyasalarda yatırım yaparak da zengin olabilirsiniz.


Hepimiz zengin olmak istiyoruz ve kendimizce bunun için çok çaba gösteriyoruz. Ama bu çaba bize çok gelirken bazıları için belki de çok az ve bu nedenle zengin olamıyoruz. Böyle düşünmemize neden olan en önemli neden: Tembellik!

Zengin insanlar size pek çalışmıyor, yan gelip yatıyor izlenimi verebilir. Ama emin olun sizden çok daha fazla çalışıyorlar veya zamanında çok fazla çalışıp, akıllıca adımlar attıkları için şimdi rahat ediyorlar. “Ben zengin olmak istemiyorum” diyen pek kişiye rastlamazsınız. Herkes zengin olmak ister ama bunu başaranlar yalnızca, akıllı ve çalışkan insanlardır.

Gelelim zengin olmak isteyen tembeller için 10 kolay yöntemimize:

İçerik

1 İnternet
2 Bir Milyarderin Varisi Olmak
3 Nadir Bulunan Koleksiyoner Ürünlerini Satmak
4 24 Saat Anket Doldurmak
5 Hitli Bir YouTube Kanalı Oluşturun
6 E-Ticaret Sitelerinde Satış
7 Yatırım Yapmak
8 Metal Dedektörü Satın Alın
9 Varlıklı Biriyle Evlenin!
10 Piyango
11 Sonuç

İnternet

Bir internet dahisi misiniz? Keyfinize düşkün yapınıza da en uygun internet başı bir iş olabilir. Sürekli olarak internette gezinen ve sonsuz internet dünyasında meydana gelen her değişiklikten haberdarsanız, internetten zengin olabilirsiniz. Kendi web sitelerinizi yapabilirsiniz veya işletmelerin internet ile ilgili işlemlerini yapabilirsiniz. Freelance olarak çalışmanız mümkün. Bakıldığında çok az ücretler alındığı görülse de, bu konuda bilgisayar ve internet bilginizi kullanarak daha yüksek kazançlar elde edebilirsiniz.

Bir Milyarderin Varisi Olmak

Tembellere yönelik zengin olma yöntemlerinden birisi de mirasa konmak. Büyük dedenizin tek varisi olmalısınız ve dedeniz bu hayattan ayrıldığında tüm mirasa konmanız. Akıllıca hareket etmediğiniz zaman bu mirasında kısa sürede yenip biteceğini aklınızdan çıkartmamalısınız.

Nadir Bulunan Koleksiyoner Ürünlerini Satmak

Antika diyebileceğiniz nadir bulunan ürünleri satmak da kolay para kazanma yöntemlerinden birisi. Evinizde bulunan ve artık birer tarihi eser kategorisine girmiş çok eskiden kalma eşyaları koleksiyonerlere satabilirsiniz. Evinizde veya çevrenizde buna benzer ürünler yoksa biraz yorulmanız gerekecek ama tarihi değeri pek olmayan eski bir çanağı sattığınız için bir koleksiyoner size yüklü bir ödeme yapabilir.

24 Saat Anket Doldurmak

Hemen zengin olamasanız bile, 24 saat internet başında anket doldurarak zengin olabilirsiniz. Tam da, zengin olmak isteyen tembellere yönelik bir iş. Tüm gün evde, ev kıyafetlerinizle bilgisayar başında oturarak bir elinizde kahve anket doldurarak para kazanmanız mümkün.

Hitli Bir YouTube Kanalı Oluşturun

Yine tüm gününü internet başında geçiren akıllı ama tembel insanlara yönelik bir zengin olma yolu. YouTube’un gerçek zenginler doğurduğu doğrudur. Dünyanın en popüler video paylaşım sitesi olan YouTube’da paylaşılan videolarla kariyerini yapmış birçok kişi var. RealAnnoyingOrange isimli, YouTube kanalı ile 3,4 milyon dolar kazanıldığını biliyor muydunuz? Ayrıca bu Youtube’dan en çok para kazanan 10 kanal. 1. Kanal ise PewDiePie isimli kanal ve 7 milyon dolar değerinde.

E-Ticaret Sitelerinde Satış

Gitti Gidiyor, E-Bay, Hepsi Burada, Amazon gidi büyük e-ticaret sitelerinde oturacağınız dükkanlarda satış yapabilirsiniz. Hemen zengin olamasanız bile paraya ihtiyacınız olduğunda istediğiniz her şey satabilirsiniz.

Yatırım Yapmak

Günümüz finans piyasalarında işlemler tamamen internet üzerinden yapılıyor. Yani tüm gününüzü evde hisse senetleri, dövizler ile geçirebilir, yapılan açıklamaları takip edebilir ve zengin olabilirsiniz. Tembellerin zengin olacağı en kesin yöntem olarak görebilirsiniz. Diğer yöntemlerde hemen zengin olmanız mümkün değilken, forex piyasasında anlık işlemler yapıp günlük kazançlar elde edebilir, kaldıraç sistemi ile de 5 kazanacağınıza 500 kazanabilirsiniz.

Metal Dedektörü Satın Alın

Bir metal dedektörü satın alarak hazine avcılığına başlayabilirsiniz. Tembel bir şekilde plajda, açık havada, bahçede, parkta dolaşırken metal dedektörünüzü yanınıza alın ve değerli metalleri aramaya başlayın. Biraz zaman alıcı, yorucu olabilir ama emin olun değerli metalleri bulduğunuz zaman zengin olabilme olasılığınız çok yüksek.

Varlıklı Biriyle Evlenin!

Zengin bir erkek veya kadın bulduğunuz zaman evlenmenin yollarını arayın. Ama bunu yaparken parası için değil, kendi için onunla evlenmek istediğinizi ona hissettirin. Yoksa mal varlığından hiçbir pay alamadan yaşarsınız. Ayrıca mutlu bir evliliğin önemli olduğunu da unutmayın.

Piyango

Hiçbir çaba sarf etmeden bazı rakamları bilerek piyangodan zengin olabilirsiniz. Ama bunun için vazgeçmeden denemelisiniz.

Sonuç

Tembellik ve zengin olmak! Yöntemler incelendiği zaman birbirine ne kadar zıt iki kavram olduğu görülüyor. Bu yöntemler zengin olmanın en kolay yöntemleri dahi olsa, çaba göstermeniz gerektiği açık ve net bir şekilde görülüyor. Bu yöntemler arasında en mantıklı zengin olma yolu, bize göre yatırım yapmak. Hatta en garanti zengin olma yolu diyebiliriz.

Zengin olma yöntemleri arasında yatırım dışındaki maddelerin çok uzun süreyi kapsadığı ve gerçekten yaratıcı, girişimci fikirlerle elde edileceği, bazılarının da neredeyse imkansız olduğu görülüyor. Ama yatırım yapmayı öğrenerek kısa sürede zengin olabilirsiniz. Forex piyasası gibi birçok imkan ve avantajın sunulduğu piyasada 100 dolarınızı değerlendirerek yüksek kazanç elde edebilirsiniz. Bunu görmek için ve forex piyasası deneyimi kazanmak için demo hesap indirmenizi öneririm. 100.000 dolarlık sanal para ile gerçek piyasa verilerinde işlem yaparak nasıl para kazanıldığını görebilirsiniz.

* * * *

Ayda 100 Lira Biriktirerek Zengin Olun.
Bugün çok önemli bir konuya değineceğim. Uzun vadeli birikim ve bize kazandırabilecekleri. Bu bilgiler çok önemli ve bir o kadar da faydalı bilgiler. Uygulamayı başarabilenler uzun vadede ciddi kazançlar elde edebilirler.

Öncelikle vademizi söyleyelim. 10 yıl yani 120 ay. 10 yıl çokmuş diyen olursa bundan sonrasını okumasın. İnternetten zengin olmanın, reklam izleyerek zengin olmanın yollarını arasın. Hükümetin ekonomi politikasını eleştirmeye devam etsin, "maaşım yetmiyor yaa" nakaratını tekrarlasın.

Bu birikimi yapmak için öncelikle bir yatırım hesabınızın olması gerekiyor. Yatırım hesabı bankalar ve aracı kurumlar aracılığıyla açılabiliyor. En uygun alım satım komisyonunu uygulayan aracı kurumla çalışabilirsiniz. Ben Denizbank ve Toros Menkul ile çalışıyorum. İkisinden de çok memnunum. Bu konularda hiç bir fikriniz yoksa öncelikle "borsa" konusunda bir araştırma yapmanızı öneririm. "Borsadan amcam şu kadar kaybetti, borsadan kaynımızın bir tanıdığı evini arabasını batırdı" diyenlere de kulak asmayın. Hayati bir not daha. Anlatacağım yatırım disiplinine uymayacaksanız bundan sonrasını da okumayın.

Gelelim ayda 100 lira biriktirerek nasıl zengin olacağımıza...

Sistemin ana fikri ayda 100 lira bir kenara ayırmak ve bunu temettü veren hisselerde değerlendirmek. Her ay 100 lirayı yatırım hesabımıza yatırıyoruz ve 5 adet temeli sağlam geleceği parlak hisse arasında pay edip (her hisseden 20 liralık alım) gelecek ayı bekliyoruz. Sistem bu kadar basit. Hisseleri sadece alıyoruz. Satış işlemi yapmıyoruz. 5 tane çalışan dükkanımız var ve bunlardan yıllık olarak para alıyoruz gibi düşünüyoruz. Burada önemli bir hatırlatma yapmak lazım. Eğer borsanın günlük, aylık spekülatif hareketlerine kanarak hisseleri satar,yeniden alır, satar yeniden alırsanız siz de kaynınızın borsada batan tanıdıkları arasına girersiniz. Bundan emin olun.

Şimdi biraz da rakamlarla konuşalım.

Mayıs ayında temettü ödemeleri yapıldıktan sonra düzenli alımlara başladığımızı varsayıyorum.Temettü kazancını ortalama % 8 alıyorum. Her sene aldığımız temettü ile yeniden hisse alıyoruz.

1. yıl : Yatırılan para 1200 lira. Kazanılan Temettü : 96 lira Toplam: 1296
2. yıl : Ana Para : 2496 lira Temettü : 200 lira Toplam: 2696
3. yıl : Ana Para : 3896 lira Temettü : 311 lira Toplam: 4207
4. Yıl: Ana Para : 5407 Temettü: 432 Toplam : 5840
5. Yıl : Ana Para : 7040 Temettü: 563 Toplam: 7603
6. Yıl : Ana Para : 8803 Temettü: 704 Toplam: 9507
7. Yıl: Ana Para: 10.707 Temettü: 857 Toplam: 11.564
8. Yıl: Ana Para: 12.764 Temettü: 1021 Toplam: 13.785
9. Yıl: Ana Para: 14,985 Temettü: 1200 Toplam: 16185
10. Yıl: Ana Para : 17.385 Temettü: 1391 Toplam: 18775



* * * *
Zengin olmak için 10 altın kural

Kural 1. İşiniz sevdiğiniz iş olmalı. Sevdiğiniz işi yapıyorsanız ve 10 yıl daha bu işi keyifle yapabilecek misiniz. Mutlaka sevdiğiniz işi yapın.

Kural 2. Gerçekçi olun, işinizi ve özel yaşamınızı birbirinden ayırmak yerine birleştirin.

Kural 3. Değerlerinizi bilin, kendinizi tanıyın. Ona göre yaşayın.

Kural 4. Doğru olun, dürüst olun, asla yalan söylemeyin, çalmayın.

Kural 5. Paylaşın. Başarınızı ve zenginliğinizi paylaşın.

Kural 6. Kötü insanlarla yapılan iş, size ne başarı ne de para kazandırabilir. Bunu unutmayın.

Kural 7. Zengin olacağım umuduyla mutluluktan vazgeçmeyin.

Kural 8. Çok çalışın, çok çalışın, daha çok çalışın. Başaranlar, başarısız olanların yapmak istemediklerini yapanlardır.

Kural 9. İyi biri olun, yaptığınız her iyi şey size iyi olarak döner.

Kural 10. Risk alın. Kendinize karşı dürüst olun.

* * * * *

Zengin olmak için ne yapmak lazım ?

Zengin olmak için ne yapmak lazım? Bu sorunun cevabını bir çok farklı şekilde vermek mümkündür. Fakat zengin olmak için yapılması gereken en önemli şey çalışkan ve disiplinli olmaktır. Zengin olmak için insanın önüne çeşitli zamanlarda çeşitli fırsatlar çıkar. Bu fırsatları iyi değerlendirmek lazımdır. Şu anda bu yazıyı okurken veya bu sitede dolaşırken, bir fırsatla karşı karşıya olabilirsiniz. Çünkü internet, kullanmayı bilene fırsatlar dünyası oldu artık. Zengin olmak için internetin kullananlar, sürekli ve düzenli çalışanlar iyi paralar kazanıyorlar.

Günümüzde bilgiye erişim internet sayesinde çok kolaylaştı. Ama birde bunu şu yönden bakalım. Bilgi eşittir zenginlik. Zengin olmak için bilgiye zamanında erişim, doğru kullanmak çok önemli bir avantajdır. Bilgi insanı zengin eder. Microsoft, Google, Facebook, Youtube.. bilgiyi doğru zamanda doğru yerde kullanarak zengin olmuşlardır.

Zengin olmak için sosyal ağların kullanımı da çok avantaj sağlar. Yukarıda ismi geçen firmalar, insanların paylaşma, bedavacılık gibi duygu ve isteklerini kullanarak zengin olmaktadırlar. Sosyal ağlar üzerinde yapılabilecek işlerin araştırılması ile zengin olmak için ne yapmak lazım düşüncesinin geliştirilmesi faydalı olabilir.

Zengin Olmak İçin Ne Yapmak Lazım

Özetlersek, zengin olmak için fırsatları değerlendirmeyi bilmek lazım. Zengin olmak için düzenli ve disiplinli çalışmak lazım. Umutlu olmak zengin olmak isteyenlerin işini çok kolaylaştırır. Araştırmak, internetin sunduğu imkanlardan yararlanmak lazım.

Ayrıca bu site gibi size düzenli bilgiler veren kaynakların takip edilmesi de zengin olmak için yapacaklarınız konusunda size fikir verebilir.

* * * * *
Bazı meslekler vardır ki dünyanın neresinde olursa olsun kim yaparsa yapsın zengin olur: Fahiş hata yapmamak koşuluyla…

Dünyada zenginlik coğrafyası değişiyor. Coğrafi Keşifler'den başlayarak 2000'li yılların başına kadar "Zengin Batı - Fakir Doğu" vardı. Sömürgecilikle birlikte Doğu'nun birikimleri Batı'ya aktı. Özellikle Avrupa obezleşti. 1. ve 2. Dünya Savaşı Avrupa'nın obez vücudunda bir iki küçük yarık açtı. Ama sonrasında Avrupa yoluna devam etti. İki dünya savaşı da ABD'ye yaradı. Bugün dünyanın "Süper Gücü" ABD dünya savaşlarının eseri...

Yeri gelmişken belirteyim: Avrupa'nın bugün bu hale gelmesinin iki önemli nedeni var... Bunlardan ilki son çeyrek asırdır koalisyonlarla yönetiliyor olmasıdır. Bundan daha önemli neden ise 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyaya gelen "Bebek Balonu" kuşağının yoğun çalışma temposuyla refahı yükseltmesi ve bu jenerasyonun ve çocuklarının bebek yapmayı bir külfet olarak algılamasıdır. Çocuk "yapmama" açısından Avrupa'nın 1960 ve 1970'lerde yaptığı hatanın aynısını yapıyoruz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın her fırsatta vurguladığı "En az 3 çocuk" aslında çok önemli bir nokta. Bugün özellikle eğitimli aileler çocuk yapmamakla ve 1 çocukta kalmakla ne kadar büyük hata yaptıklarını yaşlılık dönemlerinde anlayacak. Daha da önemlisi Türkiye yaşlanmaya başladığı zamanlarda...

Son yıllarda başta petrol olmak üzere artan enerji ve emtia fiyatları Rusların ve Doğu'da yer alan ülkelerin zenginleşmesine yarıyor. Emtialar reel bazda her geçen yıl daha kıymetli hale geliyor. Hem azaldığı için kıymetli hem de talep arttığı için...

Bunlar derin konular: Bu kadar daldığımız yeter...

Dünya genelinde yoksulluğun sınırı 100 bin dolardır. 100 bin dolarınız yoksa alt gelir grubundan sayılırsınız...

Zenginliğin alt limiti ise 1 milyon dolardır: 1 milyon dolarınız yoksa orta sınıf üyesisinizdir...

Bir de "Ultra zenginlik" vardır: Yatınızın, yalınızın, uçağınızın, helikopterinizin olması yetmez. O tabakada bunlara sahip değilseniz zaten yeriniz yoktur...

Bunlardan daha önemlisi domatesin sizin bahçenizde sizin için üretilmesi gerekir. Zeytinyağınızın sizin zeytinliklerinizde sizin için üretilmesi gerekir. Etin, sütün ve peynirin de... Türkiye'de bu tabakaya giren tek aile vardı; Uzanlar: Onlar da şimdi Türkiye'de değil...

Yapılan bir hesaba göre bir insan 15 milyon dolara kadar olan parayı kendi başına idare ediyormuş. 15 milyon doların üzerine çıktıkça muhasebeci, finansmancı, bankacı ve avukatlarla yaptığı mesai artıyormuş. Milyar doları bulduğu zaman ise muhtemelen işyerinde yatıp kalkar hale geliyordur...

Donald Trump'ın çok sevdiğim bir sözü var. Ben bunu SİNPAŞ GYO İcra Kurulu ve Konut-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Çelik'ten duymuştum. Trump diyormuş ki: Ben bugünkü yaşam standartlarımı 20 milyon dolar ile sağlarım... İnsana 20 milyon dolar ve üzerindeki para "skor" için gerekli...

Benim tanıdığım bir çok işadamı için bu geçerli. 20 milyon dolar ve civarındaki para bugünkü yaşam standartlarını korumak için yeter de artar da... Patronların acayip bir dünyası vardır. "Başarma" hırsı, "iş yapma" hevesi ve "İş olsun. Boş durmayalım" anlayışı ile hareket ederler... Bugün "ekonomi" ya da "iş" dediğimiz olayın özeti de bu değil mi? Patronlar ömürlerinin sonuna kadar fazlasıyla yetecek parayı kazandığında kontak kapatsa, rantiyeye dönse, istihdam olur mu?

Kartal'da kat karşılığı oranları yüzde 50'ye ulaşmıştı... Arsa sahipleri yüzde 50 ile yetinmiyor üzerine birkaç milyon dolar istiyorlardı. Bir gün konut sektöründeki önemli patronlardan biri ile sohbet ederken Kartal'daki kat karşılığı oranlarından haberi olup olmadığını sordum; bilmediğini söyledi... Ben de durumu anlattım. Patron şaşırdı... Bu müteahhitlerden tanıdığımın olup olmadığını sordu... Olduğunu belirtince , "Onlara söyle amelelik yapmak istiyorlarsa inşaat yapmasınlar. Gelsinler ben onlara inşaatlarda tuğla indirtirim" demişti...

Aslında bu sıkıntı sadece Kartal'a mahsus değil. Bir çok lokasyonda bunun örnekleri vardır...

Konumuza dönecek olursak para kazanmak ve kazandığınız parayı tutabilmek öyle sanıldığı kadar kolay iş değildir.

Tebernuskirecci.com.tr'nin müdavimlerinden Vehbi Mutlugeldi'den duymuştum. Zor olan ilk 1 milyon doları bulmaktır. 1 milyon doları banka hesabında hazır tuttuğunda fırsatlar ayağına gelir. Onun nasıl 5, 10, 20, 30, 40, 50 milyon dolar olduğunu anlayamazsınız bile...

Hayatta hiç 1 milyon dolarım olmadı ama bir gün olursa mutlaka Mutlugeldi'nin dediğini deneyeceğim...

ABD'lilerin bir sözü vardır; çok severim... İlk kez Mustafa Türkmen'den duymuştum. Söz şu: 100 milyon dolarım var. İlk 1 milyon doları nasıl kazandığımı sorma. Geriye kalan 99 milyon doların kuruşu kuruşuna hesabını verebilirim...

Bizde de bunun gibi bir söz vardır. Neydi? - Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz...

Bundan yaklaşık 2 yıl önceydi. Konut sektöründe nezih işler yapan profesyonel yöneticilerden biri beni çağırdı. Hedeflerini anlattı. Yıllık 2 bin konut üreten bir şirket olmayı hedeflediklerini söyledi ve bunu nasıl başarabileceklerini sordu. Sonrasında aramızda aşağıdaki diyalog geçti:

- Siz yılda 2 bin konut üretemezsiniz.

Neden?

- Hepiniz Boğaziçilisiniz... Bu kadar Boğaziçilinin olduğu yerde üretim olmaz... Biraz diğer üniversitelerden ve özellikle de taşra üniversitelerinden elemanlar bünyenize katmanız gerekiyor.

Bunu yaparsak yılda 2 bin konut yapıp satabilir miyiz?

- Yok ama bugünkünden daha iyi iş yaparsınız. Peki siz ruhsat almadan bir projeyi satışa çıkartabilir misiniz?

Hayır.

- Ruhsat almadan proje satışa çıkmazsanız 2 bin konutun organizasyonunu nasıl yapmayı düşünüyorsunuz? Bundan da vazgeçtik 102 milyon dolara arsa satın alacaksınız 2 milyon doları hemen, 50 milyon doları 6 ay sonra, 50 milyon doları 9 ay sonra ödemeyi teklif edebilir misiniz?

Böyle bir teklif arsa sahibine sunulur mu?

Eski bankacı olduğu için ve finansı çok iyi bildiği için söylediklerimi çok iyi anladı...

Değerli dostumun şirketini yakından takip ediyorum. Hala yılda 2 bin konut yapıp satmaya başlamadılar. Ama nezih ve güzel işler yapmaya devam ediyorlar...

Bunu neden anlatıyorum? Genelde inşaat ve özelde konut zor iştir... Ciddi organizasyon, iyi insan kaynakları ve ciddi sermaye gerektirir. Bütün bunlara sahip olsanız bile yetmez! Zamanında teslim gerçekleştirebilmek için hızlı olmanız ve iş üzerine yoğunlaşmanız gerekir...

Gelelim yazımızın başlığına: Dünyada 3 meslek vardır ki bu mesleği kim yapsa, ciddi yanlış yapmadığı sürece zengin olur...

Peki bunlar hangi meslekler?

Otomobil alım-satımı
İnşaat
Emlak

Bunlar içinde serveti en kolay getirecek olan emlakçılıktır. Ama öyle mahalle arasında ya da bir sitede alım-satım ya da kiralama yapma emlakçılığı değil. Arsa ve arazi ticareti ile uğraşan emlakçılıktan bahsediyorum. Arsa ve arazi emlakçıları da kendi içinde ikiye ayrılır: Kent genelinde emlakçılık yapanlar ve gelişme akslarında bu işi icra edenler... Özellikle gelişme akslarında bu işi yapanlar daha kısa sürede daha fazla para kazanırlar.

Kentlerin gelişme aksları, birden fazla yöne gelişen kentlerde, en hızlı gelişen aks; her zaman ciddi prim potansiyeli barındır...

Bu işler neden yapanları zengin eder?

Servet ya da zenginlik dediğimiz olgu insanın ihtiyaçlarını artırdıktan sonra geriye kalan paradır. Bu işlerin hepsinin ortak özelliği bu işlerde dönen paranın montanının büyüklüğüdür. Montan büyük olunca doğal olarak kazançlar montana göre büyük olsa da sonuçta insanın ihtiyaçlarını karşılayacak para kazanması ve bunun üzerine çıkması daha kolay olur...

Zenginler ile fakirler arsındaki en önemli farklardan birisi fakirlerin para için çalışması, zenginlerin ise parayı çalıştırmasıymış. Bundan dolayı ciddi yanlış yapmadığı sürece zengin daha çok zenginleşiyor. Fakirler ise yerinde sayıyor...

Onlarca arkadaşıma kariyer danışmanlığı yapıyorum. Herkes zengin olmak ve büyük paralar kazanmak istiyor. Ama bunu yapabilecek insana çok ender denk geliyorum...

Neden?

Para kazanmak herşeyden önce disiplinli çalışmayı ve çok çalıştırmayı gerektirir. Yani alınteri ile zengin olmak için çok çalışmak önemlidir. Ama bundan daha önemlisi disiplinli olmaktır...

Çok zeki olabilirsiniz. Çok yetenekli de... Ama bunlar yetmez! Bunların hepsinden önemlisi çok çalışmak ve disiplinli olmaktır...

İnsanları iş yapma açısından üçe ayırırım:
- Eleman gibi iş yapanlar...
- Yönetici veya müdür gibi iş yapanlar...
- Patron gibi iş yapanlar...

Elemanın en kötüsü "eleman" gibi iş yapandır. Yönetici gibi iş yapanlar durumu kurtarmanıza yarar. Ama en makbulü patron gibi iş yapanlardır...

Bir şirkette "patron" gibi iş yapan 3 eleman o şirketin dünya çapında bir şirket olması için yeter de artar bile...

İnsanoğlunda olağanüstü yetenek vardır. Kafaya koyduğunda yapamayacağı iş yoktur. Lise yıllarında birisiyle tanışmıştım: En büyük hayali İstanbul Üniversitesi siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazanmaktı... Bunu kafaya takmıştı. 5. yılda kazandı. Beraber liseyi bitirdiği arkadaşları üniversiteyi bitirdikten 1 yıl sonra hayalindeki üniversiteyi kazandı. Bu arkadaşımla herkes arkasından dalga geçerdi: Ben ise hep saygı duydum. Azmine, kararlılığına ve idealistliğine...

Sonrasında beni hayal kırıklığına uğrattı: Gitti öğretmen oldu... Yanlış anlamayın öğretmenliği küçümsemiyorum. Tam tersine en çok saygı duyduğum mesleklerden biridir. Ama bir hayalin uğruna 5 yıl üst üste sınava giren ve tek tercih yapan bir kahramanın daha muhteşem final yapması gerekirdi. Sonu "acıklı" bitmedi ama bitmesi gerektiği gibi de bitmedi...

Bunun benzeri olaylara hayatımın ilerleyen yıllarında da tanık oldum. İnsan neyi isterse başarır. Başaramayacağı iş yoktur. Zeka, akıl, yetenek, eğitim ve bulunduğu sosyal-ekonomik düzey ne olursa olsun başarır. Önemli olan kafaya koyduğu işin gereklerini yerine getirmesidir. Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz...

Üniversite yıllarında diksiyon dersimize gelen TRT eski baş spikerlerinden Mahmut Balçın'dan aldığım çok önemli bir ders vardır: Doğada çirkin ses yoktur. Tınısını bulmamış ses vardır...

Hayatta başarılı olmanın en temel kurallarından birisi de budur: Koşullar ne olursa olsun insan yeteneklerini iyi keşfetmeli. Yeteneklerine göre işler yapmalı. Yeteneği olmayan işleri de başarır. Ama faturası fazla olur...

İnsan başardıkça yaptığı işten zevk alır. Zevk aldığı işi de başarır. Bu noktada başarı da başarısızlık da kısır döngüdür. Başarıya kolay yoldan ulaşmak istiyorsanız yeteneğiniz olan işleri yapın...

Bu konuda bir diğer önemli nokta ise başarının bir hedef değil bir sonuç olmasıdır. Başarı hedef haline geldiğinde insan agresifleşir. Hırsı aklının önüne geçer. Ama yeteneğine göre iş yaparsa, çok çalışırsa ve disiplinli olursa başarı doğal sonuç olarak karşısına çıkar...

Başarıyı sürdürebilmek için vizyonuzun yüksek olması gerekir. Başarıyı yakalayabilmek ve sürdürebilmek önemli bir vizyondur. Yenilikler yapmayı gerektirir. Maalesef bizim ülkemiz bu konuda şanssız bir noktada. Hırsızlığı yaşam tarzı haline getirmiş insanlar, şirketler ve patronlar var... Bunların hepsinden önemlisi hırsız holdingler var. Sürekli fikir çalan "hırsızhane"ler var. Türkiye'de girişimciliğin önündeki en büyük engel bu hırsızlık evleridir. Yeni ve büyük fikirlerin ortaya çıkmamasının da. Hayatınız boyunca kimsenin fikirlerini ve projelerini çalmayın. Çalan insanlara da itibar etmeyin. Herşeyin olduğu gibi başarının da özgün olanı makbuldür...

Herkesin yürüdüğü yollarda yürüyerek başarıyı yakalayamazsınız. Başarmak için farklı düşünmeniz şart. Ama bu farklılık sizi "saçmalamaya" götürmesin. İnsanların hayatlarını kolaylaştıracak ihtiyaçlara kafa yorduğunuz sürece yaşadığınız topluma ve çağa bir katkınız olur...

Başarmak hayal etmektir: Hep hayalleriniz olsun... Hayalleriniz olursa çalışmak ve yorulmak insanı yıpratmaz. Tam tersine mutlu eder; dinç tutar. Başarı da zenginlik de temelde hayal etme meselesidir. Hayal ettiğiniz sürece başarırsınız. Her zaman yaptığınız işte önce Türkiye'de sonra dünyada bir numara olmayı hedefleyin...

Ne iş yaparsanız yapın; ne yaptığınızı bilin. Ne yaptığınızı bildiğiniz sürece yaptığınızın çok da önemi yoktur. Suyun akıp yatağını bulması gibi siz de kimi zaman yanlışlar yapsanız bile sonunda doğru yolu bulursunuz...

Yaptığınız işin felsefesini ve mantığını çok iyi bilin. Felsefesini ve mantığını çözdüğünüz bir işte başarılı olmanız çok kolaydır. Bugün Türkiye'de iş hayatında insanların en büyük sorunlarından birisi budur: İnsanlar yaptıkları işin mantığını ve felsefesini bilmiyorlar... Ne iş yaparsanız yapın yaptığınız işte başarılı olmanın yolu buradan geçer.

Ayrıca yaptığınız işin detaylarını çok iyi bilin: Çıraklık, kalfalık ve ustalık aşamalarını önemseyin... Yaptığınız işte iyice kendinizi pişirin. Bugün ülkemizin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerden bir başkası da budur... "Eleman" olmadan "müdür" olmaya hevesli bir kuşak iş hayatına giriyor. Bu kuşak ağabeylerinin, ablalarının, anne ve babalarının tersine iş hayatlarının, özel hayatlarının önüne geçmemesini istiyorlar. Üstelik buna rağmen çok para kazanmayı umuyorlar: Bir işin emektarı olmak pek de umurlarında değil...

İş yaparken sonuç odaklı düşünün: Yapacağınız her hamlenin size katacağı değeri veya kaybettireceklerini hesaplayın...

İlerlerken aceleci olmayın: Her şeyi hazmede hazmede ilerleyin. Hak etmediğiniz ya da çok hızlı kazandığınız başarıları aynı şekilde kaybedersiniz...

Başarı, para ve servet stresi sevmez. Asabiyeti de... Sakinliği sever... Sakin olun! Bu işleri kafaya takmadan yolunuzda yürüyün. Gerisi kendiliğinden gelir...

Özetle para kazanmak amacınız olmasın... Yeteneklerinize göre işler yapın. Ne iş yapıyorsanız önceliğiniz o işin tüm detaylarına, felsefesine ve mantığına hakimlik olsun. İşinize emek harcayın...

Para kazanmak için kazanç potansiyeli yüksek meslekleri seçmek mutlaka çok önemlidir. Ama bundan daha önemlisi mutluluktur. Mutluluk ise sevdiğiniz işi yapmaktan geçer.

Para kazanmanın eğitim ile çok alakası yoktur: Okuma yazmayı bilmeniz yeter... Ben hayatta yazmasını bilmeyen ama okumasını bilen, okumasını bilen ama yazmasını bilmeyen zengin insanlarla çok karşılaştım. Bunlar içinde en ilginci iki ortaktı: İkisinin de okuması yazması azdı. Biri çekleri yazar, diğeri okurdu. Bu iki ortak hayatlarının bir döneminde bir kaç fabrikaya sahip oldu. Sonrasında ne yaptılar bilmiyorum...

Parayı kazanmak zordur ama daha zoru parayı tutabilmektir: Kazandığınız para ile doğru yatırımlar yapmaktır. Başarıyı yakalayan ve zengin olan insanların en büyük hatalarından birisi servet sahibi olmalarını sağlayan özgüvenin esiri haline dönüşmeleridir. Bir işte yakaladığı başarıyı tüm işlerde yakalayacağını zanneder.

Oysa devletlerin, şirketlerin ve patronların zirve dönemleri çatırdamaya en yakın oldukları dönemdir: Bu dönemlerde insanlar, şirketler ve devletler "tanrı"laşır... Gücünün, zekasının, yeteneklerinin ve potansiyelinin her istediğini yapacak; her şeyi başaracak güçte olduğunu zanneder...

Bu satırları okuyanlara en önemli tavsiyem budur: Bir gün zengin olduğunuzda her işe girmeye çalışmayın. Hayatta bir işi iyi yapabilirsiniz. Her işi iyi yapmaya kalktığınızda dağılırsınız...

Çok paranız olursa gayrimenkule yatırın: Fransızların çok güzel bir sözü vardır... "Gayrimenkul zenginliğin nedeni ve sonucudur" derler. Gayrimenkulleriniz olduğu sürece zenginleşmeye; zenginleştikçe gayrimenkul yatırımına devam edersiniz...

k: tebernuskirecci

* * * * *


Zengin olmak, ne kadarına sahip olduğunla... paylaşan: din-yalniz-Allahindir

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b