Ne nedir :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Ticaret ahlakı, ticarette yalan söylemek, ticaret yalanı,ticarette günahtan kaçmak

19 Aralık 2014 Bu içerik 7.569 kez okundu.



Ticarette günahtan kaçmak,
Sual: Ticaretle iştigal ediyoruz. Harama düşmemek için nelere dikkat etmemiz gerekir?
CEVAP
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Her sanat ve her ticarette hile yapmamak farzdır. Müşteriye herhangi bir şekilde zarar vermemelidir! Zarar veren her iş, zulüm olur. Zulüm ise haramdır. Her müslüman, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi, kâfirlere de yapmamalıdır!

Başlıca dört şey yapmamak lazımdır:

1- Satılan malı, aşırı övmemelidir!
Çünkü, hem yalan söylemiş, hem aldatmış, hem de zulmetmiş olur. Hatta, doğru olarak da, müşterinin bildiği şeyi söylememelidir! Çünkü, bu da faydasız söz olur. Kıyamette her sözden sual olunacaktır. Yemin ile satmaya gelince, yalan yere yemin etmek haramdır. Yani büyük günahtır. Doğru yemin ederse, az bir şey için Allahü teâlânın ismini söylemek saygısızlık olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Alışveriş yaparken, vallahi böyledir, billahi öyle değildir diye yemin eden kimseye ve “bugün git, yarın gel” diyerek sözünde durmayan sanatkâra yazıklar olsun!) [Deylemi]

(Malını yemin ederek beğendirmeye çalışan kimseye kıyamette merhamet edilmez.) [İ.Gazali]

(Esnafın, pazarcının çoğu facirdir! Çünkü, çok yemin ederek, yalan söyleyerek günaha girerler. Alışverişleri de helal olmaz.)[Hakim]

(Bir esnaf, verdiği sözde durur, alacaklısını sıkıştırmaz, malını fazla övmez ve yalan söylemez ise, kazancı ona mübarek olur.)[Deylemi]

2- Malın kusurunu gizlememelidir!
Malın aybını, kusurunu müşteriden gizlememeli, hepsini, olduğu gibi göstermelidir! Kusuru gizlemek, hıyanettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Satılan bir şeyin kusurunu gizlemek helal değildir. O kusuru bilip söylememek de, kimseye helal olmaz.) [Hakim]

Malın iyi tarafını göstermek, kötü tarafını gizlemek zulüm, hile olur. Resulullah efendimiz, buğday satan bir köylünün buğdayına, mübarek parmaklarını sokup, yaş olduğunu görünce, sebebini sordu. Köylü, yağmurun ıslattığını söyleyince, buyurdu ki:
(Niçin ıslak yerini saklayıp göstermiyorsun? Hile eden bizden değildir.) [Müslim]

Şunu bilmeli ki, hile ile rızk artmaz, aksine malın bereketi gider. Hile ile azar azar biriktirilen şeyler, ansızın gelen bir felaketle, birdenbire giderek geride yalnız günahları kalır. Bir sütçü, süte su katardı. Bir gün, ansızın sel gelip, ineği boğdu. Adam şaşkın bir halde iken, çocuğu, “Süte kattığımız sular birikerek, gelip ineği götürdü” dedi. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ticarete hıyanet karışınca, bereket gider.) [Müslim]

Bereket demek, az malın çok faydası olmak, çok işe yaramak demektir. Az bir mal, bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin yapılmasına yarar. Bereketli olmayan, çok mal vardır ki, sahibinin dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. O halde, malın çok olmasını değil, bereketli olmasını istemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(La ilahe illallah diyen, dünyayı dinden üstün tutmadıkça, Allahü teâlânın gadabından, azabından kurtulur. Dini bırakıp, dünyaya sarılırsa, kelime-i tevhidi söyleyince, Allahü teâlâ, yalan söylüyorsun buyurur.) [Beyheki]

3- Ölçüde, tartıda hile yapmamalıdır!
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Verirken noksan, alırken fazla ölçene acı azaplar yapacağım.)[Mutaffifin 1]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Alışveriş ettiğin zaman de ki: "Dinimizde aldatma yoktur.")[Buhari]

(Muamelesinde hilekârlık eden bizden değildir.) [Buhari]

(Malının kusurunu gizleyene Allahü teâlâ gazap eder, melekler de lanet eder.) [İ Mace]

(Ölçü ve tartıda hile yapılınca, mahsullerde noksanlık baş gösterir.) [Taberânî]

Büyüklerimiz, her aldıklarını biraz noksan, verdiklerini de, biraz fazla ölçüp, (Bu az fark, Cehennem ile aramızda perdedir. Cenneti, birkaç liraya satanlar ve birkaç lira için, Cehennem azabını hak edenler, ne kadar ahmaktır) derlerdi. Malın iyisi ile kötüsünü karıştırıp, hepsini iyi diye satmak haramdır.

4- Satış fiyatında hile yapmamalıdır!
Peygamber efendimiz, (Müslümanların, şehre mal getiren köylüleri karşılayıp piyasa fiyatını gizleyerek, ucuz satın almalarını)yasakladı. (Müslim)

Piyasayı bilmeyenlere yüksek fiyatla mal satmak da haramdır. Hatta, acemi olup, ucuz satan veya pahalı alanlar ile alışveriş etmemelidir! Piyasadaki fiyatı bunlardan gizlemek günahtır. Müşteriye doğru söylemeli, hile yapmamalıdır! Malda bir arıza oldu ise, haber vermelidir! Malı, akraba veya ahbabından, ona yardım olsun diye yüksek fiyatla aldı ise, müşterisine bunu söyleyerek, doğru değerini bildirmelidir! Mesela, on lira etmeyen malı, on liraya aldı ise, o malı satarken, on liraya aldığını söylememelidir! Ucuz aldığı bir malın fiyatı yükselip pahalı satıyor ise, aldığı fiyatı söylemelidir! Hıyanet yapmaktan kurtulmak için, herkes, kendine yapılmasını istemediği şeyleri, başkalarına yapmamalıdır! Çünkü, herkes, dikkat ile, pazarlıkla uğraşarak, tam değerini verip aldığını sanır. O halde, aldatarak satmak, hıyanet ve dolandırıcılık olur.

Sual: Hacizli ve birkaç yıllık vergi borcu olan bir arabam vardı. Bir arkadaşa sattım. Satarken, (Benim arabamın hacizi macizi var. Bütün borçları ile al) dedim. (Aldım) dedi. Sonra vergi borçlarının olduğunu öğrenince, (Bana, vergi borcu da olduğunu söylemedin. Söylemediğin borçları ödemem) dedi. Halbuki ben ona bütün borçları ile satmıştım. Hacizi macizi var demiştim. Vergi borçları macizin içinde idi. Vergi borçlarını da ödemesi gerekmez mi?
CEVAP
Hayır ödemesi gerekmez. Çünkü, Müslümanlıkta aldanmak ve aldatmak yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Satılan malın kusurunu gizlemek ve söylememek helal değildir.) [Hakim]

(Alıcı ile satıcı birbirine doğru söyleyip, nasihat edince, kazançları bereketli olur, malın kusurunu gizleyip, yalan söyledikleri zaman bu bereket kalkar.) [Buhari]

Hacizi macizi ile arabayı almak ve satmak caizdir. Ancak hacizi ne kadar, macizi ne kadar belli olması lazım. Peşin mi, taksitli mi, ne kadar para verilecek bunlar bilinmeden alışveriş sahih olmaz.

Sual: (Saniye şaşmaz) diye saat satıyorum. Kimi beş saniye geri kalıyor veya ileri gidiyor. Alıcı, geri getirince satışı bozmak caiz mi?
CEVAP
Saniye şaşmaz demek, muhayyer demektir. Gelen saatleri geri almak lazım. Doğru olmayan sözü de söylememek gerekir.

Çürük iş yapmak
Sual: İmal ettiğimiz malların bazılarında iyi, bazılarında kötü malzeme kullanıyoruz. Hepsini aynı fiyattan satıyoruz. Günah oluyor mu?
CEVAP
Kasten çürük iş yapmak ve yapılan bu hileyi gizlemek haramdır.

Helâl rızık ve helâl iş
Sual: İşinin uygunsuzluğu sebebiyle, rızkının helâl olup olmadığından şüphe eden biri ne yapmalıdır?
CEVAP
Helâl rızık ve helâl bir iş için dua etmeli. Peygamber efendimiz,(Cebrail aleyhisselam şu iki duayı bildirdi: Allah’ım, bana helâl rızık ve salih iş nasip eyle!) diye dua ederdi: [Hâkim]

Kötü meslek
Sual: (Avukat, haksızı da savunmak, yalan söylemek zorundadır, onun için avukat olmak günahtır) deniyor. Avukat olmak günah mıdır?
CEVAP
Avukat olmak günah değildir. Her meslekte gayrimeşru iş yapılırsa günah olur.

Haksızlığı savunmakla, suçluyu savunmak farklıdır. Diyelim biri trafik kazası yaptı. Suçu, mesela üç ay hapis olsa, ama savunmasını yapamasa, yanlış anlatsa bir yıl hapis cezası alabilir. Avukat, bu suçun cezası üç aydır diyerek gerekli savunmasını yapar. Üç ay ceza alırsa hak etmiş olduğu cezayı alır, mağdur duruma düşmez. Avukat burada suçluyu değil hakkı ortaya koymaya çalışır. Avukatlığın sınırını aşıp yalanı savunan da olur, suçluyu suçsuz çıkarmaya çalışan da olabilir. Bu her meslekte olur. Doktor, hasta olmayan adama rapor veremez mi? Bundan dolayı doktorluğu suçlamak yanlış olur. Memur rüşvet alıp, rüşvet verenin işini kolayca yapabilir. Kabahat memurlukta mı, yoksa rüşvette mi?

Neticede avukat iyi iş de yapar, kötü iş de. Hâkim de öyle, öğretmen de öyle. Suçu mesleğe bulmamalı, suçu o işi yapan yamuk adama bulmak gerekir.

Hile yapan pazarcı
Sual: Pazarcılar, genelde, sebze ve meyvelerin iyilerini öne, eziklerini, kötülerini arkaya koyuyorlar. Müşteriye meyve sebze verirken, biraz da onlardan karıştırıyorlar. Yemin ediyorlar, eksik tartıyorlar. Bunlara çok defa şahit oldum. Böyle yapmaları günah değil midir?
CEVAP
Elbette günahtır. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Müslümanı aldatan, ona zarar veren ve ona hile yapan bizden değildir.) [İ. Rafiî]

(Pazarcının çoğu fâcirdir! Çünkü çok yemin ederek, yalan söyleyerek günaha girerler. Alışverişleri de helâl olmaz.)[Hâkim]

Pazarcının, esnafın iyisi de övülüyor. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Yalan söylemeyen, sözünden dönmeyen, sattığı malı övmeyen esnafın kazancı makbuldür.) [Deylemî]

(Doğru tüccar, peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.)[Tirmizî]

Hile yapmayıp doğru tüccarlardan olmaya çalışmak ve böylece iyilerle beraber olmak ne büyük nimettir.


* * * * * * *
Ticarette yalan
Sual: Ticaretle uğraşıyorum. Bazen yemin ediyor, yalan söylüyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?
CEVAP
Her Müslüman, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi, kâfirlere de yapmamalıdır!
Satılan malı, aşırı övmemelidir! Çünkü, hem yalan söylemiş, hem aldatmış, hem de zulmetmiş olur. Hatta, doğru olarak da, müşterinin bildiği şeyi söylememelidir! Çünkü, bu da faydasız söz olur. Kıyamette her sözden sual olunacaktır.

Yemin ile satmaya gelince, yalan yere yemin etmek haramdır. Yani büyük günahtır. Doğru yemin ederse, az bir şey için Allahü teâlânın ismini söylemek saygısızlık olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Alış-veriş yaparken, vallahi böyledir, billahi öyle değildir diye yemin eden kimseye ve “bugün git, yarın gel” diyerek sözünde durmayan sanatkâra yazıklar olsun!) [Deylemi]

(Malını yemin ederek beğendirmeye çalışan kimseye kıyamette merhamet edilmez.) [İ.Gazali]

* * * * * * *

Yalan yere yemin ederek başkasının hakkını almak günah değil midir?
CEVAP
Yalan yere yapılan yemine, yemin-i gamus denir. Günaha, Cehenneme sokucu yemin demektir. Peygamber efendimize, (Yemin-i gamus)un ne olduğu sorulunca, (Yalan yere yemin ederek Müslümanın malını almaktır) buyurdu. (Buhari)

Yalan yere yemin ederek birisinin malını almak, büyük günahlardandır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir Müslümanın malını, haksız olarak almak için yalan yere yemin eden, Hak teâlânın gazabına uğrar.) [Buhari]

(Birinin malını almak için yalan yere yemin eden, Allahü teâlânın huzuruna cüzzamlı bir facir olarak çıkar.) [İbni Mace]

[Facir; fitneci, fesatçı, günahkâr kimsedir.]

(Yalan yere yemin etmek, evleri harap eder.) [Beyheki]

(Yalan yere yemin eden, Cehenneme gidecektir.) [Hakim]

(Yalan yere yemin, malın yok olmasına sebep olur.) [Bezzar]

(Yalan yere yemin ederek, bir Müslümanın malını alana, Cennet haram, Cehennem vacip olur.) [Hakim]

Yalan yere yemin ederek, başkasının malını alan kimse, pişman olursa aldığı malı sahibine, sahibi ölmüşse, vârislerine vermelidir! Vârisleri de yoksa, fakirlere vermelidir! Malını aldığı kimselerle helalleşmeli, onlara dua etmelidir.

* * * * * *

Allah ticareti helal kılmış (1) ve Hz.Peygam-ber (s.a.v.), "Rızkın onda dokuzu ticarettedir." (2) ve yine "Bereket ticarettedir." (3) buyurarak, insanları ticarete teşvik etmişlerdir. Ancak bunu yaparken dikkat edilecek hususlar vardır.
Aldatmak; yanıltmak, hile ve oyuna getirmek, kandırmak, iğfal etmek, dolandırmak, sözünde durmamak, beklenmedik bir davranışla yanıltmak, karşısındakinin ilgisizliğinden, bilgisizliğinden, dikkatsizliğinden yararlanarak zarara sokmak, ihanet etmek gibi anlamlara gelir.
Aldatmak, Kur'an-ı Kerim'de münafıklara yakışan çirkin bir huy olarak belirtilmiştir. Müslüman'ın böyle bir nifak alametini üzerinde taşımaması için; kesinlikle hilekârlığa, dolandırıcılığa ve başkalarını aldatmaya yeltenmemesi gerekir. Mü'min, adı gibi emin olmalı, her türlü muamelesinde dürüst olmalı, doğruluktan asla ayrılmamalı, yalana, hileye ve aldatmaya asla tenezzül etmemelidir.
Ticari faaliyetlerde de tüketiciyi aldatacak davranışlardan kaçınılması istenmiştir.80
Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: "Rasülullah (s.a.v.) çarşıda rastlayınca elini (buğday) yığınına daldırıp çıkardı. Parmaklarına rutubet bulaştı. Adama: "Ey satıcı nedir bu?" diye çıkıştı. Adam: "Ey Allah'ın Rasülü, yağmur ıslattı." deyince, "Bu yaşlığı üste getirip, herkesin görmesini sağlayamaz miydin? Kim bizi aldatırsa o bizden değildir." buyurdu. (4) Bu hadis, alım satımlarda hile yapmanın, bir müslümanı aldatmanın haramlığına delalet eder. Bu hüküm hakkında icma vardır. (5) Bir adam, Rasülullah(s.a.v.)'a alış-verişte aldatıldığını söyledi. Rasülullah (s.a.v.) adama: "Alışveriş yaptığın kimseye, "aldatmak yok, de" buyurdu. (6)
"Eksik ölçüp tartanların, ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler. Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıklannda ise eksik ölçer ve tartarlar.Onlar düşünmezler mi ki, kendileri büyük bir günde hesap vermek için diriltilecekler. Öyle bir gün ki, insanlar o günde alemlerin Rabbi'nin huzurunda divan duracaklar." (82 Mutaffifin, 1-6)
Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine'ye geldiğinde Medine halkı ölçü ve tartı konusunda çok haksızlık yapan kimselerdendi. Bunun üzerine bu ayetler nazil oldu. Allah Resulü onlara bu ayetleri okudu ve şöyle buyurdu:81
Beş şeye karşılık beş şey vardır ve şunlardır:
a) Bir toplum ahdini bozarsa, Allah onlara düşmanlarını musallat eder
b) Allah'ın indirdiği şeylerle hükmetmezlerse, aralarında fakirlik yayılır
c) Fuhuş yaygınlaştığı zaman, ölüm yaygınlaşır
d) Ölçü ve tartıyı eksik yaparlarsa, kuraklık ve
kıtlığa uğrarlar
e) Zekat vermezlerse, yağmurları kesilir. (7) Hz.Peygamber (s.a.v.), satıcılara şu tavsiyeyi
yapmıştır: "Tart ve (biraz) ağır tart. Vereceğiniz şeyi tarttığınız zaman tartınızı ağır yapınız." (8)
Tartılan malın biraz ağır tutulması müstehaptır.
Satılan malın ayıp ve kusuru da müşteriye bildirilmelidir.
"Müslüman bir kimsenin, bir malda kusuru olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden satması haramdır." (9)
"Müslüman müslümanın kardeşidir. Kusurlu bir malı, kusurunu açıklamadan din kardeşine satması, müslümana helal olmaz." (10)
"Kusurunu açıklamadığı bir malı satan kimse, daima Allah'ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona lanet ederler." (11)
Alış-veriş yaparken yemin etmek de yasaklanmıştır:
"Ey tacirler topluluğu! Şüphesiz (çoğu zaman)82
alış-verişte (yalan) yemin ve yararsız (boş) laf bulunur. Bunun için siz ona (alış-verişe) sadaka karıştırınız." (12) Sadakalar Allah'ın gazabını söndürür.
"Alış-verişte yemin etmekten sakınınız. Çünkü yemin (önce) malınıza revaç (rağbet) kazandırır, sonra (malınızı) mahveder (bereketini giderir)" (13)
Görüldüğü gibi Hadis-i Şerifte, kişinin malını satmak için yemin etmesinin caiz olmadığı ifade edilmektedir. Yemin etme iki suretle olur:
a) Yalan yere yani malda olmayan bir özelliğin olduğunu iddia ederek, bir kusurunu gizleyerek veya kendisine pahalıya mâl olduğunu söyleyerek yemin etmek. Şüphesiz yalan yere edilen yemin, ticaretin dışında olduğu gibi ticarette de haramdır, son derece günahtır.
b) Yalan yere olmamakla birlikte, malın revaç bulmasını, satışını sağlamak için edilen yemin. Hadis'te, men edilen yeminin, yalanla kayıtlı olmayışı; bu şıkkın da hadisin hükmüne girdiğini gösterir. Dolayısıyla, yalan olmasa bile satış esnasında yemin etmek doğru değildir. İmam Nevevi bu konuda şöyle der: "Zaruret yokken, yalan yere olmasa bile yemin etmek mekruhtur. Hele bu, malın rağbet görmesini temin için olursa daha da fenadır, çoğu zaman müşteri de bu yemine kanar."83
Yemin, görünüşte malın satımına fayda sağlasa da, bu hayırlı bir satış değildir ve sonuçta bereketini götürür.
"Üç kişi vardır ki, kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elim bir azap da vardır: (Bunlar), elbisesini (kibrinden dolayı) ayak topuklarının aşağısına kadar sarkıtan, verdiğini başa kakan ve yalan yeminle malına revaç (rağbet) sağlayan kimselerdir." (14)
Mal fiyatlarını sun'i olarak yükseltecek spekülatif müdahaleler de yasaktır.
Ebu Hureyre (r.a.) der ki: "Rasülullah (s.a.v.) şehirlinin köylü adına alış-veriş yapmasını, alıcı olmadığı halde alıcı imiş gibi görünüp yüksek fiyat vererek fiyatı artırmayı, iki kimsenin başlattığı alış-veriş muamelesi tamamlanmadan bir başkasının aynı mal üzerinde alış-verişe girmesini, bir kız istenmiş iken ona talip (dünürcü) olmayı, bir kadının -kız kardeşinin kabındakini almak için-kocasına onu boşamasını talep etmesini yasakladı." (15)
"Kişi, din kardeşinin satışı üzerine satış yapamaz ve onun pazarlığı üzerine pazarlık etmez." (16)
"Malı satın alamayacaksanız, müşteri kızıştırmak için fiyat artırmayınız." (17)
Sütlü görünsün de fiyatı artsın diye hayvanı84
sağmayıp sütünü memesinde bekletmek de doğru değildir.
"Malını satmak için gelen kafileleri (yolda) karşılamayınız. Bazılarınız bazılarınızın satışı üzerine satışta bulunmasın. Deveyi (ineği) ve koyunu, sütlü görünsünler diye sağmayı terk edip memesinde bekletmeyin. Bu durumda olan bir hayvanı alan kimse, onu sağdıktan sonra şu iki şey arasında muhayyerdir: O şekliyle razı olursa malı alıkoyar, razı olmazsa hayvanı bir sa' hurma ile birlikte geri verir." (18)
Etli görünsün diye hayvanlara bol yem ve tuz verip, ardından su içirmek de buna benzemektedir ve bunlarda da yani bol tuz ve yem yedirip, su içirmekte de suni bir şişme söz konusudur ve bir aldatma çeşididir.
İhtikâr (stokçuluk) da yasaklanmıştır:
"Günahkârdan başkası asla ihtikâr (stokçuluk) yapmaz." (19)
İhtikâr: Yiyecek cinsinden olan bir şeyi satın alıp depolamak, pahalılaşmasını bekleyerek piyasaya sürmemektir. Kişinin mal stoklaması, kıtlık zamanında olur ve insanlara zarar verirse ihtikâr sayılır. Yoksa bolluk zamanında çok mal alıp depoda bulundurmak stokçuluk, karaborsa sayılmaz. İhtikârın haram kılınmasının sebebi, toplumun zarara uğramasının önlenmesidir.
"(Stokçuluk etmeyip malını) satışa arzeden 85
kimse rızıklanmış (kârlı) dır, ihtikâr (karaborsacılık) eden de mel'undur." (20)
"Kim müslümanların zararına bir yiyecek maddesinde ihtikâr yaparsa, Allah o kimseye cüzzam hastalığını verir ve iflas ettirir." (21)
Bazı mallan piyasadan çekerek geçici krizler oluşturup, kendi mallarını pahalılaştırmak veya küçük esnafı, rakiplerini yok etmek için piyasaya maliyetinden ucuz mal sürerek başkalarını zarara uğratmak da karaborsaya benzemektedir.
Hz.Ömer (r.a.) şöyle demiştir: "Bizim çarşılarımızda, ticaret ilmini bilenlerden başka, hiç kimse ticaret yapmasın. Çünkü ticaret ilmini, onun helalini, haramını ve diğer hükümlerini bilmeden ticaret yapan kimse mutlaka faiz yer."
"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, ma-siyetsiz (günaha girmeden) maişeti temin etmeye güç yetmez. Hatta kişi (geçimini temin için), yalan söyler ve yemin eder. İşte, o vakit geldiğinde kaçmaya devam ediniz." Denildi ki: "Ya Rasülal-lah (s.a.v.), nereye kaçalım?" Buyurdular ki: "Allah'a, O'nun Kitabı'na ve O'nun Peygamberi'nin sünnetine kaçınız." (22)
Kötü insanların, dine karşı cahillerin çoğaldığı zaman, helalinden rızık kazanmak, gerçekten çok zorlaşır. İşte o zaman, bu zorluklan yenebilmek için, Allah'a yalvarmak, dua etmek, Kitab'ını güzelce öğrenip onu rehber edinmek ve Hz.Peygamber (s.a.v.)'in sünnetini güzelce öğrenip ona bağlanmak gerekir. Ya değilse haramlara, büyük günahlara bulaşır.
"Şüphesiz ki, kazancın en helal ve en temizi, konuştukları zaman yalan söylemeyen, kendilerine emanet teslim edildiği zaman hıyanetlik yapmayan, söz verdikleri zaman sözlerinden dönmeyen, satın aldıklan zaman (aldıklarını) kötüleme-yen, sattıkları zaman (sattıkları şeyi) övmeyen, başkalarına borçlu oldukları zaman borçlarını ödemeyi geciktirmeyen, alacaklan olduğu zaman, borçlularını zorlamayan kimselerin kazancıdır." (23)
"Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir, hem de neticesi bakımından daha güzeldir." (24)
Konumuzun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacak misaller verelim: "Ticaretle uğraşan kimsenin, sabahleyin işbaşı yapıp malını satışa arz etmeye çalışırken gelen müşterilere kendisinin dürüst bir kimse olduğunu, Allah'tan korktuğunu anlatmak için Teşbih ve Salavat getirerek eşyayı müşteriye sunması mekruhtur. Çünkü bundan amacı Allah'ı hatırlayıp sevap kazanmak değil, müşteriyi aldatıp para kazanmaktır." (25) Dilenciler de 'Allah' adını vererek, "Allah nzası için' diyerek, istismarda bulunurlar ve insanlann duygu-larını tahrik ederler. "İnsanlann en şerlisi, 'Allah87
rızası için' diyerek dilenip de, istediği verilmeyen kimsedir." (26)
Yalan yere yemin eden de bu durumdadır. Yani insanları Allah'ın adıyla yemin ederek kandırmaktadır. "Allah Teala'nın kıyamet gününde kendileriyle konuşmayacağı , nazar etmeyeceği, günahlardan arındırmayacağı ve elim bir azaba atacağı üç kişiden biri de, 'malını yalan yeminlerle' reklam eden kimsedir." (27)

1-2 Bakara, 275
2 - Münavi,, Feyzul-Kadir, 3/244.
3- MUnavi. a.g.e., 3/220.
4- Müslim, tman, 164, Büyü', 74; Ebu Davud, Büyü', 52; İbni Mace, Ticarat, 36; Darimi, Büyü', 10; Ahmed, Müsned, 2/242.
5- Hatipoğlu, SUnen-i tbni Mace Terc. ve Şerhi, 6/215.
6- Buhari, Büyü", 48, İstikraz, 19, Hıyel, 7; Müslim, Büyu'48; Ebu Davud, Büyü1, 68; Tirmiii, Buyu', 28; Nesai, BUyu', 51; Muvatta, Büyu', 98
7- Razi, Tefsir-i Kebir, 22/563; Bursevi, Ruhul-Beyan Tefsiri, 9/536; İbni Mace, Ticarat, 35.
8- Ebu Davud, BUyu', 7; Tirmizi, Büyü', 64; Ibni Mace, Ticarat, 34; Nesai, Büyü', 54; Darimi, BUyu', 47; Ahmed, a.g.e-, 4/352
9- Buhari, BUyu', 19
10- İbni Mace, Ticarat, 45; Münziri, a.g.e., 2/S75
11 - İbni Mace, Ticarat, 45
12- Ebu Davud, BUyu', 1; Nesai, Eyman, 22,23, BUyu', 4; Tirmizi, BUyu', 4; İbni Mace, Ticarat, 3; Ahmed, a.g.e., 4/6
13- Buhari, Büyu', 26; Müslim, Musakat, 131; Nesai, BUyu', 5; Ebu Davud, BUyu', 6; tbni Mace, Ticarat, 30; Ahmed, a.g.e., 2/235,242,413
14-Tirmizi, Büyu', 5;Ibni Mace,Ticarat, 30 (2208)
15- Buhari, Büyü', 58,70,71, Şurut, 8,11; Müslim, Nikah, 38,39,51,52, Büyü',
12; Tirmizi, Talak, 14; Nesai, Nikah, 20, Biiyu', 19,21; Ebu Davud, Nikah, 2,18; Muvatta, Büyu', 42
16- Buhari, BUyu', 58,64,71, Şurut, 8, Nikah, 45; Müslim, Nikah, 17, BUyu', 45,48; Tirmizi, Nikah, 38, BUyu', 57; Nesai, Nikah, 20,21, BUyu', 17,20,21; İbni Mace, Ticarat, 13; Muvatta, BUyu', 95,96
17- Buhari, Büyü', 58,64; Müslim, BUyu', 11; Tirmizi, Büyü', 65; Ebu Davud, BUyu', 44; Nesai, BUyu, 17,19,21; İbni Mace, Ticarat, 14; Darimi, BUyu', 33; Muvatta, BUyu', 96
18- Buhari, BUyu', 64; Müslim, BUyu', 11,23,24,25; Muvatta, BUyu', 96
19- Ebu Davud, BUyu', 47; İbni Mace, Ticarat, 6
20- tbni Mace, Ticarat, 6
21-tbniMace,Tiearat,6
22- MUntehabu, Kenzül-Ummal, 1/98
23- MUnziri, a.g.e., 5/586 '? 24-17 tsra, 35
25- Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, 4/49
26- Nesai, Zekat, 74; MUnavi, a.g.e., 4/59
27- Müslim, tman, 171; Ebu Davud, Libas, 28; Tirmizi, BUyu', 5; Nesai, BUyu', 5

* * * * * * *

Peygamber Efendimiz (asm) “Doğru sözlü ve kendisine güvenilen tüccar âhirette peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle beraber olacaktır”1 buyurmuşlardır. Buna göre Müslüman bir ticaretçi:

1-Doğru olmalı, malını satarken yalan beyanda bulunmamalı, müşteriye mümkün mertebe yeminli ifâde kullanmamalıdır. Peygamber Efendimiz (asm) ticaret malını yalan yeminle satıp tüketen kimselere kıyamet gününde Allah’ın rahmet nazarıyla bakmayacağını bildirmiştir.2

2-Dürüst olmalı, kötü ve kalitesiz mal satmamalı, malının kötüsünü ve çürüğünü gizlememeli, fiyatlandırma yaparken malının kusurlarını dikkate almalı, kusurlu malı kusursuz malla birlikte ve aynı fiyata satmamalıdır.

3-Hile yapmamalıdır. Tartarken eksik tartmamalıdır. Cenâb-ı Hak, “Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın. Âhiretteki mizanınızı ziyana düşürmeyin”3 buyurmuştur.

4-Müşteriyi aldatmamalıdır. Peygamber Efendimiz (asm) “Satıcı ile müşteri eğer dürüst olup satışla ilgili hususları açıklarlarsa alış-verişleri kendilerine mübarek kılınır. Şayet aldatarak malın veya bedelin ayıbını gizlerlerse, alış-verişin bereketi kaldırılır”4 buyurmuştur.

5-Sözüne ve davranışlarına güvenilir olmalıdır. İster ticaret hayatında olsun, ister ticaret dışı sosyal hayatında olsun, kendisine güven duyulmasını sağlamalı ve duyulan güven ve itimadı sarsmamalıdır.

6-Zekâtını zamanında ve doğru şekilde hesaplamalı ve hak sahiplerine vermelidir.

7-Hayırda eli açık olmalı, ihtiyaç içindeki fakir fukaraya ve hayır kurumlarına yardımcı olmalıdır.

8-Ticaret için, namazını ve sair ibadetlerini aksatmamalıdır. Unutmamalıdır ki, asıl ve büyük ticaret, âhirete yönelik ticarettir. Şu geçici dünyada Allah yolunda sarfedeceğimiz fani dakikalar, bize ebedî bir saadet olarak dönecektir. Bundan büyük ve önemli bir ticaret olur mu? Cenâb-ı Hak, “Onlar öyle kimselerdir ki, ne bir ticaret, ne de bir alışveriş, Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtlarını vermekten onları alı koymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten dönüvereceği bir günden korkarlar”5 buyurmuştur.

9-Satarken ve alırken müsamahalı olmalıdır. Peygamber Efendimiz (asm), “Allah (cc), satarken müsamahalı, satın alırken müsamahalı ve borcunu öderken ve hakkı hak sahiplerine teslim ederken müsamahalı olanı sever”6 buyurmuştur.

Cenâb-ı Hak ticaret ehli Müslümanları, maddî-mânevî ticarette yüksek makamlara erdirdiği kullarından eylesin. Âmin.

* * * * * * *

Ticaret hayatında söylenen yalanlar: Ticari hayatta bana verilen sözler dahilinde bende başkasına söz veriyorum, sonra da olmayınca çok üzülüyorum ve yalancı durumuna düşüyorum?


Değerli kardeşimiz;İslam'da suçun şahsiliği esastır.

"Hiç kimse başkasının günahından dolayı sorumlu tutulmaz." (Enam, 6/164)

mealindeki ayetten de anlaşılacağı üzere, bir kimsenin kendi iradesi dışında oluşan sebeplerden dolayı, sözünü yerine getirmemesi yalan ve suç sayılmaz. Yeter ki, söz verdiği zaman, sözünde samimi olsun. Bel bağladığı alacağının gecikeceğinden kuşku duymamış olsun. Hadiste "Amellerin niyetlere göre olduğu" ifade edilmiştir. Buna göre, söz verenin niyetinde bir yalan şaibesi varsa, o kişi yalancı sayılır ve kötü niyetinin uzantısı olarak verdiği sözünü yerine getirmediği için de ayrıca günahkâr olur.

İslam'ın bu konudaki ölçüsü şudur:

Birincisi: Ödeme zamanı geldiği halde, borcunu gerçekten ödeyecek durumda olmayan kimseye mühlet verilmeli, icap ederse hiç alınmamalıdır. Şu ayet bu hususa ışık tutmaktadır:

"Eğer (borçlu) darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Eğer bilirseniz, (alacağınızı) sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır." (Bakara, 2/280).

Buna göre, bir borçlu olarak bize düşen alacaklımıza mazeretimizi beyan edip, biraz daha zaman tanımasını rica etmek ve en yakın zamanda borcumuzu ödemek için bütün gücümüzü harcamaktır...

İkincisi: Borçlu olan kimse, gücü yettiği halde, zamanında borcunu ödemediği takdirde günahkâr olur. İşi bilen bir hakem heyetinin -alacaklının zarara uğradığına dair- karar vermesi durumunda, gecikme zammını da ödemesi gerekir. Aşağıdaki ayeti kerime ve hadis-i şeriften bu ölçüyü anlamak mümkündür:

"Müminler! Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin."(Nisa 4/29).

«İslam'da, -başkasına- zarar verme ve zararı zararla karşılama yoktur.» (Neylu'l-evtar, V/291).

Buna göre -mazeretsiz olarak- borcunu eksik ödeyen veya zamanında ödemeyen kimse, alacaklının malını haksız olarak yemiş sayılır.

Söz verme konusunda önemli bir uyarı:

"Verdiğiniz sözü yerine getirin. Şüphesiz verilen söz sorumluluk gerektirir."(İsra, 17/34).Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

* * * * * * * *

TİCARETTE YALAN OLMAZ !

Allaha sonsuz hamd-ü senalar olsun. İnegöl’ümüz ticaret bakımından oldukça marifetli bir belde. Organize sanayimiz, mobilya üretiminde dünya çapında, ticaretimiz var. Hemen yanı başımızda pınarlarından billur sular akan dağlarımız ,yaylalarımız var. Coğrafi olarak ticaret bölgelerine yakınız ve her şeyden önemlisi yetişmiş nitelikli, insan gücümüz var. Elimizdeki nimetin kıymetini ve şükrünü eda etmemiz gerekiyor. Hal böyle iken ;

Müslüman yalan söyler mi ?

Söylemez.

Müslüman insanları kandırır mı ?

Kandırmaz.

Malum ticarette ve siyasette bolca yalan kol gezmekte. Maalesef…

Şunca yıldır hasbelkader mobilya sanayinde rızkımızı arıyoruz. Çok güzel örnekler olduğu gibi kötü örneklere de şahit oluyoruz. Ürün satabilmek için türlü taklalar atan mı dersiniz, pazarlarda vitrin yapan manavlar mı dersiniz…

Ölçü ve tartıda yapılan çeşit çeşit yanlışlıklar ve hileler…

Bir bakıyorsunuz üstte iri balıklar altta küçük balıklar. Vitrinin önünde en güzel meyveler arkada ufak tefekler. Kimi kandırıyorsunuz, kendinizi mi? Yahu bu kadar ufak şeyleri neden bu kadar önemsiyorsun diyebilirsiniz. Hayır bu bir milletin ahlaken geldiği noktadır ve en kötüsü bunun kanıksanmasıdır.

Efendim bu takımı bir vali ye, bir kaymakama ve bir de size satıyoruz, Başka örneği istesen de yok.

Bu halıyı dokuyan kör oldu , bir daha halı dokuyamadı. Eşi benzeri yok. Abla bu balıklar sabah namazını denizde kıldı. O kadar taze. Örnekleri siz çoğaltın…

Peki buna gerek var mı ? Böyle yapınca daha mı etkili oluyor? Daha mı çok kazanılıyor? Başkasının malını kötüleyerek insanları aldatmak… Helale haram katmak ve tüm serveti batırmak.. Hiç düşündük mü üzerimizdeki bereket neden kalktı? Peygamberimiz (AS) “ Müslümanları kandıran bizden değildir” buyuruyor.

Verilen sözleri tutmamak, insanları kandırmak olmuyor mu? Neden sözler tutulmuyor? Daha çok kazanmak için. Daha çok ateş için… Daha çok cehennem için… İnsan cehenneme ateşini kendi götürürmüş.

Behlül Dana Hazretleri, bir gün bir yerden gelirken insanlar alaylı bir şekilde sormuşlar.

- Ey Behlül nereden geliyorsun ?

- Cehenneme gittim ateş almaya demiş.

- Eee hani nerede ateş yok elinde.

- Ben de şaşırdım cehennemde ateş olmamasına demiş. Meğer cehennemin ateşini insanlar kendileri götürecekmiş.

Allah’a sığınıp dosdoğru ol. Gerisini düşünme. İşinin gereğini yap, sonra da O’na sığın. Sen kendini parçalasan da rızkından ne bir eksik ve ne de bir fazla kazanabilirsin. Çünkü parayı-malı istediğime veririm diyor Cenab-ı Hakk. Allah var, sorun yok. Teslim olalım O’nun hükümlerine, hem daha mutlu hem daha zengin olalım. Çünkü O’nun servetinin sonu yok. Hem dünyevi hem uhrevi zenginlik…

Yalan ile , hile ile kandırmaca ile kazanılan para haramdır. Haram ile yetişen nesilden hayır gelir mi ?

Gelmez, gelmiyor da... İmam-ı Azam’ın anne ve babasının hikayesini bilmeyeniniz yoktur. Helal rızka bu kadar önem veren bir anne babanın evladı ancak İmam-ı Azam olabiliyor.

Tabi ki İnegöl’ümüzde harama tenezzül etmeyen esnafımız çoğunlukta. Ama arada çürük elmalar çıkmıyor değil. Allah onlara da hidayet versin. Amin.

* * * * * * * *


İslam Dinine göre bir çok kazanç yolları vardır.
Fakat bunlar içinde en karlı olanı ticaret yapmaktır.Peygamber Efendimiz ümmetine ticareti birçok hadisi şerifleriyle tavsiyede bulunmuştur.
’Ticareti benimseyin,muhakkak rızkın onda dokuzu ticarettedir’ hadisi şerifi bunlardan birisidir.
Ticaret hayatına atılacak müslümanların İslam şeriatına göre alış veriş etmesini bilmeleri farzı ayındır.
Yoksa kazançlarına haram karıştırmış olurlar.
Haram ateş gibidir.
Ateş nasıl herşeyi yakar mahvederse haramda müslümanın amelinin sevabını yakar mahveder.
Haramla beslenen insanların bütün uzuvları birer fesat makinesi gibi şerre çalışır.
Peygamber Efendimiz.sav.
’İnsanların yedikleri taam amellerinin tohumudur buyurmuşlardır’.
Büyük Halife Hz.Ömer Ra.Efendimiz Ra.
’Din bilgisi olmayan,fıkıh ilmini bilmeyen sakın bizim pazarımızda alışveriş yapmasın.Sonra yanlışlıklar eder,harama düşer,hesaba çekilip azar işitir’ buyurmuşlardır.
Ticarette dört ana kural vardır,bunlara riayet eden kolay kolay harama bilerek düşmez.
Bunları bir bir inceleyelim.
..........................

1.YALAN SÖYLEMEMEK VE YALAN YERE YEMİN ETMEMEK:
Yalan büyük günahlardandır.müslüman yalan söylemekten son derece kaçınmalıdır.
Yalan yere şahidlik dinimizde en büyük günahlardan kabul edilmiştir.
Yalanın ticarette ve toplumsal ilişkilerde açtığı yaralar kapanmayacak izler bırakır.
Yalan insanların birbirine güvenini azaltır.

1. MİSAL:Safvân İbnu Süleym radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah’ın Resûlü! dedik, mü’min korkak olur mu?"
"Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:
"Evet!" buyurdular. Biz yine:
"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular."
Muvatta, Kelâm 19, (2, 990).

***


2.MİSAL. - Esmâ Bintu Yezîd radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi âdemoğluna haramdır: Bu üç yere gelince:
1. Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı,
2. Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir.
3. İki müslümanın arasında sulhü sağlamak kasdıyla söylenen yalan."
Tirmizi, Birr 26, (1940).

***

3.MİSAL:Resulullah Efendimiz birgün alışveriş için pazara giderler.Yanlarına birkaç eshabı kiramıda alırlar.Cebrail as.Resulullaha rehberlik yapmaktadır.Pazarda buğday satan birisini görür.Buğdayın içine ellerini daldıran Allahın Resulü içerisinin ıslanmış olduğunu görürler.Satıcı bundan utanır.Resulullah -Bizi aldatan bizden değildir diye ikazda buyurmuşlardır.Bu çok dehşetli bir ikazdır.-Keşke kuru olanını ayrı,yaş olanını ayrı olarak satsaydın buyurmuşlardır.

***
4.MİSAL: - İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm: "Kim müslüman bir kimsenin malı hakkında yalan yere yemin ederse, (Kıyamet günü) Allah’la karşılaştığında O’nu kendisine karşı gadablanmış bulur!" buyurdular. Sonra Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bu sözlerini tasdik eden ayetleri Allah Teâla’nın kitabından okudular: "(Ahir zaman peygamberine iman hususunda) Allah’a verdikleri ahdi ve ettikleri yemini, az bir dünya malı karşılığında değiştirenlere gelince, onların ahirette hiçbir nasîbi yoktur. Kıyamet gününde Allah onlara ne bir hitapta bulunur, ne rahmetiyle nazar eder ve ne de onları temize çıkarır. Onların hakkı pek acı bir azabtır" (Âl-i İmrân 77).
Buhâri, Eymân 17; Müslim, İman 234, (138); Ebu Dâvud, Eyman 2, (3243); Tirmizî, Tefsîr, Âl-i İmrân, (2999).

Çok yemin etmek karı artırır belki ama bereketini kaldırır.
Ekşi yiyen dedenin torununun dişi kamaşır derler eskiler.
Kanserden ölenin imanı varsa şehit olur.
Haram lokma kanserden daha tehlikelidir.

Haram yiyen dedenin yedi göbek torunundan çıkar bu haram lokma, dini hikaye kitapları bunun misalleriyle doludur..
...................

2.ALIŞVERİŞTE KANAATKAR OLMAK:
İslamda belli bir kar marjı tesbit edilmemiştir.
Alıcı ve satıcının insafına,vicdanına bırakılmıştır.
Eskiden malların üstüne alış ve satış fiyatı yazılır,belirli ürünlere Belediye tarafından narh konulurdu.
Enflasyon fiyatları artırmıştır.
Malın çoğalması ile rekabet ortamıda artmıştır.
Alıcı aldanmayacak,satıcıda aldatmayacaktır.Aksi durumda faize girerler ve kul hakkına tecavüzde bulunmuş olurlar.
Satıcının haddinden fazla fiyat istemesine İslamda ’gabni fahiş’ denilir.
Yüksek fiyatla alıcıyı aldatma,ayıplı mal satmak,alıcıya malın kusurlarını söylememek,yalan yere yemin etmek,malı pazara inmeden yolda karşılayıp ucuza almak.
Bunlar da haramdır,aldatmaktır.
Alıcı isterse bu alışverişten cayar.
İlmihal kitaplarımızda bu bahisler uzunca yer alır.
***
1.MİSAL:Hz.Ebu Bekir ra.halife olunca ona hazineden bir tahsisat vermek düşünüldü ve 2000 riyal veya dinar tahsisat önerildi.Hz.Ebu Bekir ra.bir süre sonra ben bu maaşı haketmiyorum,bunun hakkını verememekten çok korkuyorum dediler.Kendi isteğiyle bunu yarıya düşürmüşlerdir.
İşverende,işçilerde kanaatkar olacak,yaptığı işin hakkını vermeye çalışacaktır.Memur mesai saatim dolsun diye beklemeyecek,saatine dikkat edecek,işini Devlet işi de olsa hakkıyla yapmaya çalışacaktır.Namaz vaktinde kısa süre içerisinde bu ibadetini yapacak fazla oyalanmayacaktır.İşveren işçinin özlük haklarına riayet edecek,mesai saatleri dışında kendi işinde kullanmaktan imtina edecektir.Kar çok kalsın diye zam yapmamak,ücretini geç vermek,işçiler arasında ayrım yapmak dinimizin hoş görmediği fiillerdir.Hayvanın bile hakkını düşünen yüce İslam dini işçi-işveren meselesini çok güzel bir şekilde kurallar koyarak belirlemiştir.

***
2.MİSAL:Resulüllah Efendimize birisi gelerek -Ya Resulallah ben geçinemiyorum dedi.Aldığım ücret yetmiyor evimde huzurum yok dedi.-Kaç dirhem alıyorsun buyurdu Resulullah Efendimiz.-Beş dirhem dedi.-Bundan sonra üç dirhem alacaksın buyurdular.Aradan bir müddet geçtikten sonra karşılaşırlar.Nasıl düzeldimi evin,ailen buyurur.-Evet işlerim biraz düzeldi,evimde huzurum çoğaldı dedi.-Bundan böyle 2.5 dirhem alacaksın buyururlar.O eshabın evinde berekette ,huzurda çoğalır,ziyadeleşir.O Eshab Resulullaha bunun sebebini sorar.-Senin çalışman 2.5 dirheme denk geliyordu,fazla aldığın ücret senin evinde bereketsizliğe,huzursuzluğa sebep oluyordu.Şimdi hakettiğini alıyorsun ondan buyurdular..Şimdi sendikalar var,böyle bir şey olabilir mi?Olması gerekiyor ama..

***
3.MİSAL:Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Sizden biri, mal ve yaratılışça kendisinden üstün olana bakınca, nazarını bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle yapmak, Allah’ın üzerinizdeki nimetini küçük görmemeniz için gereklidir."
Buhari; Rikâk 30; Müslim, Zühd 8, (2963); Tirmizi, Kıyamet 59, (2515).

Rezin bir rivayette şu ziyadede bulundu: "Avn İbnu Abdillah İbnu Utbe rahimehullah dedi ki: "Ben zenginlerle düşüp kalkıyordum. O zaman benden daha heveslisi yoktu.
Bir binek görsem benimkinden daha iyi görürdüm; bir elbiseye baksam, benimkinden daha iyi olduğuna hükmederdim.
Ne zaman ki bu hadisi işittim, fakirlerle düşüp kalktım ve rahata erdim."
......................

3.MALIN İMALATINDA HİLE YAPMAMAK,DÜRÜST OLMAK:
Her türlü malın üretiminde dürüst davranılmalı,hileye başvurmamalıdır.
Diğer esnaf yapıyor diye seninde onu yapacağın fetvası çıkarılamaz.
Aracın km.sini düşürmekten tutunda,malı eksik,noksan tartmak,paketleme hilesi yapmak,makineyi kusurlu metalden üretmek,giyim eşyalarında kanserojen maddeler kullanmak,yapmadığı tamirin parasını almak,makineden parça aşırmak,gıda maddesinde olmayan ürünü var gibi göstermek,elmanın çürüğünü bilerek pazarda vermek,hayvan üretiminde hormon kullanmak,küspe yedirmek,sebzede aşırı hormon kullanmak,sigortadan haksız kazanç elde etmek,sahte ürünler imal etmek vb.Misalleri çoğaltabilirsiniz.
Malın hakkını vermek lazımdır.
Mecburen böyle şeylere tevessül etmek zorundayız,yoksa piyasada tutunamayız mazereti geçerli değildir.
Yapma o zaman kardeşim o işi,başkası güzel yapsın...

***
1.MİSAL:Kitaplarda yazar.Adamın biri hayvan besiciliği yapar.Çoban,yoğurt,süt sağar götürür pazarda bunları satar ağasına verir.Ağa çobana süte süt katmasını sıkıca tenbih eder her gün..Bu böyle devam eder gider.Bir gün yağmur çok yağar,ortalığı seller götürür,şimşekler çakar,hayvanların üzerine yıldırım isabet eder,hepsi telef .olurlar.Ağası sorar.-Nerde benim hayvanlar.-Ağam yağmur yağdı,sel oldu,şimşekler çaktı.Senin hayvanlar su kattığımız süt gibi suya karıştı gitti der.Ağası hatasını anlar ama nafile...Bunda hakikat payı vardır...

***
2.MİSAL:İmamı Gazali Rahimehullah İhyaü ulumiddin adlı eserinde güzel bir misal anlatır.Bağdat tacirlerinden Yunus Bin Abid adlı biri vardır.Manifatura üzerine çalışır.Birgün yeğenini dükkana koyup namaza gider.Tacir namazda iken çocuk ,gelen bir müşteriye değerinden fazla bir fiyata bir kumaşı satar.Camiden dönerken Yunus Bin Abid malı görür tanır.Kaça aldığını sorar.Fazla fiyata aldığını öğrenince adamın parasının üzerini verir ve yeğeninide azarlar.

.......................

4.SÖZÜNDE DURMAK VE YAPILAN SÖZLEŞMEYE RİAYET ETMEK:

Müslümanın sözü senettir.
Senet,sözleşmeler mutlaka yazılmalıdır,bu konuda ayet kerime vardır.
Noterlik müessesesi bu sözleşmeleri resmileştiren kurumlardır.Ev,araba,şirket evrakları noterde kayıt altına alınmalıdır.
Veresiye satışta mutlaka yazılmalıdır.
O gün geldiği zamanda ödeme yapılmalıdır.
Satıcı alıcıya mühlet verirse sevap kazanır.
Kolaylık göstermek sevabtır.
Dinimizde bir parayı din kardeşine ödünç vermek övülmüştür.
Buna ’Karz-ı hasen’ denir.
Parayı hibe edene bir sevap,karzı hasen yapana onsekiz katı sevap olduğu hadis kitaplarında geçmektedir.

***
1.MİSAL:Çölde giden atlı bir arabi yolda gördüğü yayan birisine acır.Adama gel seni gideceğin yere götüreyim der.Adam devenden inde tanışalım karnım aç,yiyecek birşeylerin varsa yiyelim der.Yaya olan yolda bir fırsatını bulur ve deveye bindiği gibi kaçmaya başlar.Arabi ardından şöyle seslenir.-Devemi aldın gidiyorsun ama nolur bunu kimseye anlatma.Bu şayia duyulursa kimse kimseye merhamet etmez,iyilikte bulunmaz der.
*AVM lerde bazıları reyonların önünde tatmak için servis edilen zeytin,salam,kuruyemiş vb.yiyecekleri haddinden fazla alıp yiyorlar,karnını doyurup çıkıyorlar..Bu adaba mugayirdir.Ordaki çalışan izin veremez,sahibi o değildir,mal sahibiyle helalleşmek icap eder,nerde bulacaksında helalleşeceksin.Bundan son derece kaçınmak lazımdır.
*Peygamber Efendimiz sav.’Bir arpa miktarı haram yiyenin kırk gün Cenabı Hak duasını,amelini kabul etmez ’buyurmaktadır.Yenilen bir lokma ancak kırk günün sonunda insan vucudundan dışarı atılır.Kursta Hocamız ilk önce bize çocuk yaşımızda bunları İmamı azamın babası Sabit hz.lerinin başından geçen elma ve Şeyh Vefa hz.lerinin su kırbasını delen çocuk kıssalarıyla körpe zihinlerimize güzelce yerleştirmişlerdi.
*Yediğimiz içtiğimiz rızıklar tayyib güzel olmalıdır.Helal belli,haram belli.Birde şüpheli olan,mekruh olanı var.Müslümanlar bundan da kaçınmalıdır.
*Sigara gibi içene kesin zararlı şeyleri satanın kazancı helal ama şüpheli, tayyib değil,ama tv,cd cihazı tamir edenin kazancı helal,tayyip derdi bir hocaefendi sual ettiğimde.Buradaki incelik bilgisayar,tv iyiye de kötüyede kullanılabilir,günahı kullanana aittir ama sigaranın vb.nin zararlı olduğu aşikardır.Satanın kazancı da şüphelidir diye izah etmişlerdi.

***
2.MİSAL:Peygamberimizin Züheyr isminde bir sahabisi vardı.
Bu sahabi oldukça kananatkar ,fakir biriydi.Yüzünün de sevimsiz,elinin birinin de engelli olduğu söyleniyor.Beş,on tavuğu vardı onların yumurtalarını,hayvanın sütünü sağıp satarak geçimini sağlıyordu.
Pazarda alışverişini yaptıktan sonra Resulullahın mescidine gelir,namazını onun arkasında kılar,sohbetine katılır ve duyduğu güzel,birer inci mesabesindeki hadisi şerifleride unutmaz,bir kağıda yazar,gelip evdeki ehli ıyaline anlatırdı.
Onları da Resulullahın fem-i saadetlerinden çıkan hakikatlerden haberdar ederdi.
Evlerinde muazzam bir bereket olur,yüzlerine bakan Allahın verdiği nurun farkına varırdı.

Birgün yine pazara gider,getirdikleri yiyecekleri satamaz,satmak, ticaret yapmak için bekler dolayısıyla Resulullahın sohbetini dinlemek için mescide gidemez,çok üzülür.
O bu karmaşa durum içindeyken Resulullah Efendimiz sav.ikindi namazını beraber kıldıkları birkaç sahabisine gelin birlikte pazara gidelim der.
Hz.Zübeyri bulurlar.
Yerde mallarının yanında çömelmiş durmaktadır.
Resulullah Efendimiz sav.onun arkasından gelerek iki eliyle gözlerini kapatır.
Zübeyr bu şakayı bana kim yaptı diye sorar.
Resulullah olduğunu anlar.
Sen misin Ey Allahın Resulu diyerek birbirleriyle kucaklaşırlar.
Züheyr ra.nın engelli olan elini tutarak havaya kaldırır ve
-Bu el Arşda ve Kürs de en sevilen eldir buyururlar.
Kalbimiz Allah ve Resulünün sevgisiyle dolu olursa kolay kolay ticaret yaparken harama düşmeyiz inşaallah..

***
*İmam-ı Rabbani Hz.Leri,Kabede Hac yaparken gördüm diyor.Nice insan vardı eli yarda,kalbi kardaydı.Nice insanda gördüm eli karda kalbi yardaydı buyuruyorlar.
***

*Az olsun,öz olsun,zor olsun ama helalinden ve tayyibattan olsun.

Son olarak şunuda ilave edeyim.
Muaz bin Cebel ra.nın rivayet ettiğine göre,şeytan avanelerini toplar ve talimat verirmiş.
Alış veriş yapanlara yalan söylmeyi,yalan yere yemin etmeyi,müşteriyi kandırmak için hile yapmayı ve ihanet etmeyi güzel gösterin diye..

Cenab-ı Hak müslüman tacir kardeşlerimizi şeytanın bu oyunlarına düşmekten korusun.
Bu tuzaklara ve oyunlara düşenler para yerine ateş topluyorlar demektir.

Rabbim herkese helalinden kazanmayı ve cennet ve cemalini görmeyi nasip etsin..Amin..


KAYNAK:1.İslamda ticari ahlak ve rızık meselesi-Osman Karaçöğür3.baskısı,2.Kütübü Sitte..

* * * * * * * **


SIDK VE EMANET (GÜVEN)

1. (194)- Ebu Sa'îd el-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) şöyle buyurdu:
"Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli (ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddikler, şehidler ve sâlihlerle beraberdir."[1]

AÇIKLAMA:

İşlerinde "doğruluk" ve "güven"i esas alan kimseler insanların en üstün tabakasını teşkil eden peygamberler, sıddikler, şehidler ve sâlihler zümresinde yer alabilirler. Hadiste bu durumun tüccarlar hakkında zikredilmesi, bu iki vasfın bilhassa ticâret hayatındaki ehemmiyetini ifâde eder. Bir memlekette iktisadî kalkınma, herhalde öncelikle doğruluk ve güvene bağlıdır. Doğruluğun olduğu yerde güven hâsıl olur. Güvenin olduğu yerde az sermayeler bile bir araya gelerek en büyük kalkınma faaliyetlerine yönlendirilebilir. İslâm'ın yalan, aldatma, ölçü ve tartılarda hile gibi ahlaksızlıklar karşısındaki şiddeti, tehdidatı, sözkonusu doğruluk ve emniyeti sağlamaya yöneliktir.[2]


* * * * * * *

4. (197)- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i işittim, diyordu ki:
"(Ticarette yalan) yemin, (tüccarın zannınca) mala rağbeti artırır. (Halbuki gerçekte) kazancı giderir."[6]

AÇIKLAMA:

Dinimiz, alışverişte satıcıların mala rağbeti artırmak için yemin etmelerini hoş karşılamaz. Hadislerde "yemin" kelimesi mutlak olarak gelmiştir, elhalif veya elyemîn şeklinde. Şarihler "yalan" kelimesiyle kayıtlayarak anlamaya meylederler. Buhârî bu bahse tahsis ettiği baba "Alışverişte mekruh olan yemin babı" adını vererek hadisin ruhuna uygun bir sunuş yapar. Yani satıcının yemin etmesi mekruhtur. Yemin yalan yere olursa tahrimen mekruhtur, doğru yemin olursa tenzihen mekruhtur.
Hülasa satıcının yemini mala olan alâkayı, rağbeti artırırsa da kazancın bereketini yok eder. Muttakî ticaret ehlinin herçeşit yeminden kaçınması, yemine dilini alıştırmaması gerekir.
Kazançta bereketin kalkması çeşitli şekillerde tezâhür eder. Bunlardan bir kısmını izah kolay olmasa bile, bir kısmı kolaydır. Meselâ şöyle bir izah makul gelmektedir: Yalan söylenerek satılan malın ayıbı mutlaka ortaya çıkar. Müşteri, o tüccara artık kendisi uğramayacağı gibi başkalarının uğramasına da mâni olur. Bu, kazancın bereketini gideren bir durumdur. Gayr-i meşru yoldan kazanılan paranın gayr-ı meşru harcamalara giderek sâhibini günaha soktuğu, bir kısım taşkınlıklar, şımarıklıklar sonucu sıhhatini, istirahatini kaybettiğini, hapishane, hastane ve hatta mezaristana düştüğünü çevremizde sıkca görmekteyiz. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ihbar ettği bereketsizlik haktır, ama şöyle ama böyle, bugün veya yarın.[7]

* * * * * * *


İslam dininde ticaret de, doğru tüccar da övülmüştür. Bu konuda pek çok hadis bulunmakla beraber, peygamber efendimizde ticaret işi ile uğraşmıştır. Birkaç hadis-i şerif meali ise şöyledir:

(Bereket ticarettedir.) [Ebu Davud]

(Rızkın dokuzu ticarette, biri de hayvancılıktadır.) [İbni Sa’d]

(Cennette ticaret olsaydı, manifaturacılığı emrederdim, çünkü Ebu Bekir manifaturacıydı.) [Deylemi]

(En iyi kazanç, el emeğiyle kazanılandır. Ticaret de makbuldür.) [Hâkim]

(Doğru tüccar, Peygamberler, sıddıklar ve şehidlerle beraberdir.) [Tirmizi]

(Doğru tüccar, Kıyamet günü Arş’ın gölgesinde olacaktır.) [Deylemi]

(Doğru tüccar, Cennetin hiçbir kapısında bekletilmez.) [İ. Neccar]

(En uygun kazanç şu tüccarındır ki, ticarette yalan söylemez, sözünden dönmez, satarken malını övmez, alırken de [ucuza almak için] kötülemez.) [Deylemi]

(Korkak tüccar mahrum kalır, cesur tüccar rızka kavuşur.) [Kudai]

(Şu üç kimse, başka himayenin bulunmadığı Kıyamet günü, Allah’ın himayesindedir:
1- Emin tüccar,
2- Âdil idareci,
3- Namaz kılmak için vaktin girmesini hararetle bekleyen kimse.) [Hâkim, Deylemi]






ÇALIŞMADAN BAŞARI OLMAZ

İyiyi de, kötüyü de, hayrı da, şerri de yaratan Allah’tır. Kul, hayır veya şer ister, Allahü teâlâ da dilerse kul, irade-i cüziyyesi ile onu işler. Allah izin vermezse kul, hayrı da, şerri de işleyemez. Onun için Peygamberimiz, (Hayır da, şer de Allah’tandır) buyurmuştur. Yoksa kimseye, zorla hayır veya şer işletmez. Öyle olsa, şer işleyen kimse, (Falancaya hayır işlettin, bana niye şer işlettin?) der. Cebriye fırkası, hayrı da, şerri de Allah zorla işletir der. Mutezile ise, hayra da, şerre de Allah karışmaz, ikisini de kul yaratır der. Bunun ikisi de yanlıştır. Doğru olan Ehl-i sünnet itikadıdır.

Başarı Allahü teâlâdan olduğu gibi, Allah’tan olmayan hiçbir şey yoktur. İki âyet-i kerime meali:
(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]

(Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.) [Zümer 62]

İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Bütün işler Allahü teâlâdandır; hayır olanı da, şer olanı da.) [Taberani]

(Allahü teâlâ buyurur ki: “Ben âlemlerin Rabbiyim, hayrı da, şerri de ancak ben tayin ederim.”) [İ. Neccar]

Her şeyde olduğu gibi, başarı da Allah’tandır. Müslümanın başarılı olmak için çalışması gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, hayır murat ettiğini, iyi işler yapmakta başarılı kılar.) [Hâkim]

(Herkes, kendisi için mukadder olan neyse, o işte başarılı olur.) [Taberani]

(Allah sabredeni başarılı kılar.) [Hâkim]

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Bütün insanların ihtiyaçlarını gidermek için Cenâb-ı Hak size başarılar vermiştir. Allahü teâlâ başarılarınızı arttırsın. (1/25)

Evinden çıkarken Âyet-el-kürsi’yi okuyan, her işinde muvaffak olur ve hayırlı işler başarır. (İslam Ahlakı)

Başarmak için çalışanın emeğini, Rabbimiz boşa çıkarmaz. İki âyet-i kerime meali:
(Biz, iyiliğe çalışanların ecrini, mükâfatını zayi etmeyiz.) [Araf 170]

(İnsana, ancak dünyada çalışarak yaptığı işler fayda verir.) [Necm 39]

Bu kadar vesikaya rağmen, başarmak için çalışılmaz demek, cahillik olur.

Yorumlar

sistem00028.8.2015

merhaba , sattım ürünü abartılı ve yalanla satmıyorum asla , ama teslimatlar gecikebiliyor müşteriye yarın , öbürgün , haftaya diye , oyalıyorum (diğer borçlarımı kapatmaya çalışıyorum). ama mutlaka ürününü geç de olsa teslim ediyorum yada parasının tamamını iade ediyorum. bu oyalamalar günah mıdır.
b