Karışık :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Zic-i Uluğ bey kimdir ? Zic-i Uluğ bey hakkında bilgi

31 Ocak 2015 Bu içerik 2.259 kez okundu.


Zic-i Uluğ bey
1394 yılında Güney Azerbaycan'ın Sultaniye şehrinde doğan ve asıl adı Muhammed Turagay olan ve Uluğ Bey diye meşhur olan Mugisüddin Mirzâ, Aksak Timur'un torunu ve M. Şahruh Mirza ile Gevher Şad'ın oğludur. Aslen Türk olan Uluğ Bey çocukluğunu babasının yanında geçirdi. Çok iyi bir saray eğitiminden geçtikten sonra, 1407'li yıllarda Horasan, Mâzenderan, Türkistan ve Maveraünnehr'i içine alan bölgenin hükümdarı oldu. Semerkand'a yerleştikten sonra burayı İslâm medeniyetinin merkezi yaptı. 1447 senesinde de babası Şahruh'un vefatıyla yerine hükümdar oldu. Ancak üç seneye yakın bir hükümdarlıktan sonra, elli beş yaşında iken oğlu Abdüllatif tarafından öldürüldü (1449).

15. yüzyılda yetişmiş Müslüman-Türk astronomi âlimidir. Tîmûr Hanın torunudur. Uluğ Bey, yalnız Türk-İslâm ilim târihinde değil, dünyâ târihinde de önemli yeri olan bir fen âlimiydi. Uluğ Bey tarafından Semerkant´ta kurdurulan rasathânedeki astronomi çalışmaları, astronominin bugünkü ileri seviyesine gelmesinde şeref payına sâhiptir.

Devlet adamlığını ve bilge kişiliği şahsında birleştirmesini bilmiş, ö-nemli bir Türk bilginidir. Sultaniye' de doğmuştur. Ünlü Türk komutanlarından Timurlenk'in torunu olan Uluğ Bey'in gerçek adı olan "Turagan", bazı kaynaklarda farklı ola-rak,"Taragay" ya da "Turgay"olarak gösterilmiştir.


Zîc-i Uluğ Bey eseri hakkında bilgi: Matematikçi ve astronom Uluğ Bey’in (ö. 853/1449) kurduğu rasathânede gerçekleştirilen gözlemlerin sonuçlarının toplandığı eser. Türkistan için parlak bir devir sayılan XV. yüzyılda ilmî faaliyetler Timur’un gayretleriyle yoğunlaşmış, başşehir Semerkant, özellikle Timur’un torunu Uluğ Bey’in çabaları ile bir bilim ve kültür merkezi haline gelmiştir. Devlet adamlığı yanında çağınıaşmış bir bilim adamı olan Uluğ Bey bilhassa astronomi ve matematiğe ilgi göstermiş, bu alanlardaki çalışmalarıyla üne kavuşmuştur. Hükümdarlığı sırasında kurduğu Semerkant Medresesi ve Semerkant Rasathânesi bilim tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Semerkant Rasathânesi o zamana kadar görülmemiş bir ilim kurumu hüviyetine sahipti. Uzun süre faaliyet gösteren bu gözlemevinde Gıyâseddin Cemşîd el-Kâşî, Kadızâde-i Rûmî ve Ali Kuşçu gibi önemli bilim adamları yöneticilik yapmış, çeşitli araştırmalar gerçekleştirmiştir (bk. SEMERKANT RASATHÂNESİ). İslâm dünyasının en önemli rasathânesi olan bu kurumda yapılan gözlemler ve araştırmaların sonuçları adı geçen üç bilgin tarafından hazırlanan Zîc-i Uluġ Bey (Zîc-i Gürgânî, Zîc-i Hâkanî, Zîc-i Cedîd-i Sultânî) adlı eserde toplanmıştır. Farsça yazılan bu zîc daha sonra Arapça’ya ve Türkçe’ye çevrilmiştir. T. R. Kari-Niazov zîcin aslının Tacik dilinde yazıldığını söyler (DSB, XIII, 536). Yazılış tarihi kesin şekilde belli olmamakla birlikte 1437-1440 yılları arasında hazırlandığı kabul edilmekte, XVI. yüzyıl astronomi âlimlerinden Abdülmün‘im el-Âmilî ise 842’de (1438) tamamlandığını belirtmektedir (Sayılı, s. 272).

îcde bulunan trigonometrik tablolarda sin 1°’nin hesabı için iki yöntem kullanılmıştır; bunlardan biri Uluğ Bey’e, diğeri de Gıyâseddin Cemşîd el-Kâşî’ye aittir; her iki yöntem de üçüncü dereceden denklem çözümüne dayanır. Kullanılan denklem ×3 + a× + b = 0 denklemidir. Burada × = sin 1°’dir. Bu metotla sin 1°, × = sin 1° = 0,017452406437283571 olarak bulunmuştur. Ayrıca trigonometrik tablolarda her derece için 45°’ye kadar sinüs ve tanjant, 45°’den 90°’ye kadar her beş derece için sinüs ve tanjant değerleri yer alır. Verilen değerler bugünkü gerçek değerlere çok yakındır. Meselâ 20°, 23° ve 26°’nin sinüsleri karşılaştırılırsa şu tablodaki sonuçlar ortaya çıkar:

Zîc-i Uluġ Bey’de Gerçek Değer

Yer Alan Değer

0° 0,342020142 0,342020143

3° 0,390731129 0,390731128

6° 0,438371147 0,438371147

Küresel astronomi bilgilerini içeren tablolarda d1(q) (el-meylü’l-cüz’iyyü’l-evvel, birinci cüz’î eğim; ekvatorun kutuplarından geçen büyük daireden ekvatorla ekliptik arasında olan yaylar) ve d2(q) (el-meylü’l-cüz’iyyü’s-sânî, ikinci cüz’î eğim; ekliptiğin kutuplarından geçen büyük daireden ekvatorla ekliptiğin arasında olan yaylar) değerleri verilmiştir.

Uluğ Bey zamanında bilinen beş gezegenin yıllık hareket değerleri yine günümüz değerlerine çok yakındır.

Gezegenler Zîc-i Uluġ Bey’de Gerçek Değer

Yer Alan Değer

Satürn 12° 13′ 39″ 12° 13′ 36″

Jüpiter 30° 20′ 34″ 30° 20′ 31″

Mars 191° 17′ 15″ 191° 17′ 10″

Venüs 224° 17′ 32″ 224° 17′ 30″

Merkür 53° 43′ 13″ 53° 43′ 3″

240 şehrin enlem ve boylamlarına tablo halinde yer verilen Zîc-i Uluġ Bey’de gökyüzünün güney yarı küresinde bulunan kırk sekiz takımyıldız ele alınmış, bu takımyıldızlar içinde yer alan 1018 yıldızın ekliptik koordinatları (β, λ) verilmiştir. Yıllık presesyon değeri ise 51,4¹¹ olarak hesaplanmıştır, gerçek değer 50,27¹¹’dir.

XVII. yüzyıla kadar hazırlanan astronomi kataloglarının en mükemmeli olan Zîc-i Uluġ Bey bu yüzyıla kadar konumsal astronominin temel kitabı olarak kullanılmıştır. Greenwich Gözlemevi’nin kurucusu Flamsteed, sabit yıldızlar katalogunu hazırlarken (Historia Coelestis Britanica, London 1725) Batlamyus ve Tycho Brahe’nin yanı sıra Uluğ Bey’in yıldız katalogundan da yararlanmıştır. Flamsteed’in bu katalogunu Newton da kullanmıştır. M. Shevchenko, Uluğ Bey’in yıldız kataloğunun bir analizini yapmış ve hata oranını enlemde ± 20ı, boylamda ise ± 17ı olarak bulmuştur. Batlamyus’un yıldız katalogunda hata oranı enlemde ± 21ı, boylamda da ± 17ı’dır (Journal for the History of Astronomy, XXI/2 [1990], s. 187-201).

XV-XVIII. yüzyıllar arasında Osmanlı Devleti’nde resmen kullanılan bu zîc üzerine birçok şerh, ıslah/tashih, teshîl, ihtisar ve tercüme çalışması yapılmıştır. Ali Kuşçu, Kemâleddin Mes‘ûd b. Hüseyin eş-Şirvânî, Mîrim Çelebi, Nizâmeddin el-Bircendî, İbnü’l-Keyyâl diye bilinen Abdüllatîf b. İbrâhim ed-Dımaşki zîci şerhetmiştir. Muhammed b. Ebü’l-Feth es-Sûfî Teshîlü Zîci Uluġ Bey’de, Rıdvân el-Felekî ez-Zîcü’l-müfîd ‘alâ usûli’r-rasadi’l-cedîdi’s-Semerkandî ile diğer bazı eserlerinde Semerkant boylamını esas alan Uluğ Bey’in zîcini Kahire ve “Sancaktar” lakabıyla tanınan Tunuslu âlim Muhammed b. Muhammed de Muhtasarü’z-Zîci’l-cedîdi’s-sultânî’de Tunus boylamına göre uyarlayıp yeniden düzenlemiştir. Mürekkepçizâde Mehmed Şerif ve Durakpaşazâde İbrâhim b. Saîd esere birer Türkçe teshîl yazmış, Takıyyüddin er-Râsıd, Sidretü Müntehe’l-efkâr’ı bu zîci tashih ve ikmal amacıyla kaleme almıştır. Tunuslu âlim Hüseyin Kas‘a b. Muhammed el-Hanefî’nin Ġunyetü’t-tâlib fî takvîmi’l-kevâkib’i bir muhtasar olmakla birlikte eserden faydalanmayı kolaylaştırmak için yazılmış bir teshîl mahiyetindedir. Zîc-i Uluġ Bey bu çalışmalardan başka XVI. yüzyılda Muhammed b. Ebü’l-Feth es-Sûfî’nin talebesi Yahyâ b. Ali el-Rifâî el-Acemî tarafından Arapça’ya, XVII. yüzyılda Abdurrahman b. Osman tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Abbas Vesim Efendi de Nehcü’l-bulûġ fî şerhi Zîci Uluġ’da eseri Türkçe şerh ve tercüme etmiştir (eser üzerine yapılan diğer çalışmalar için bk. Aydüz, sy. 25 [2003], s. 147-159).


Astronomiyle ilgili çalışmalarının temelini, matematikteki trigonometrik esaslar teşkil etmektedir. Bu sebepten Uluğ Bey, trigonometri ilmi üzerinde geniş çalışmalar yaptı. Bir derecelik yayın sinüs değerini hesaplamak bu yolda yapılan çalışmaların ilkini teşkil eder. Kendisinden önceki doğu ve batı dünyâsındaki tahmînî ve takribî bilgileri bırakıp, ilmî esasları tespit ederek trigonometride yeni bir araştırma yolu açtı.

Uluğ Beyi dünyâya tanıtan, astronomi alanında yaptırdığı eserler oldu. Onun en meşhur eseri Semerkant´ta yaptırdığı büyük rasathânedir(gözlemevi). Günümüzden yaklaşık altı asır önce yapılan bu rasathânedeki çalışmalar, çağımızın astronomi çalışmalarına hâlâ ışık tutmaktadır. O gün yapılan hesaplar, günümüzün astronomik hesaplarına tıpatıp uymaktadır. 1420 senesinde tamamlanan rasathânenin ilk müdürü GIYASEDDİN CEMŞİD´dir. Daha sonra BURSA´LI KADIZADE RUMİ, sonra da ALİ KUŞÇU bu vazîfeye getirilmiştir.

ULUĞ BEY'İN ASTRONOMİ TABLOLARI






Uluğ Bey bilimde ne kadar başarı lı olsa da, sonuçta O ülkesini yönetmekle görevlidir. Babası öldükten sonra çok şeyler değişecek ve bazı siyasi entrikalarla karşı karşıya kalacaktır. Oğullarının ihanetine uğrayacak ve Semerkand'dan ayrılıp He-rat'a giderek ülkesini oradan yönetmeye çalışacaktır. Herat'ta bulunduğu son üç yılını büyük sıkıntılar içinde geçirmiştir. Horasan'da bulunan büyük oğlu Abdüllatif ülkeyi ele geçirmeye kalkışmıştır. O yalnız değildir ve O'nu kışkırtanlar vardır.

Siyasi baskılar ve entrikalar Uluğ Beyi bunaltmıştır. O da karşı tedbir olarak zaman zaman zecri tedbirler a-hr. Bir ara küçük oğlunu yanına çekmeye çalışır. İş artık çatışma aşamasına gelmiştir. Büyük çatışmalar yaşanır ve savaşı kazanan oğlu tarafından esir alınır ve Semerkand'da halka teslim edilir. Bu O'nun idam fermanıdır. Bu halkın bir kısmı Uluğ Bey ile araları bozuk olanlardır ve onlar oğul Abdüllatif ten kısas isterler. O da babasını bu insanlara teslim eder. Bu kargaşada bir bahane ile kardeşi de halka teslim edilmiştir. Böylece tek başına kalacaktır. Her ikisi de idam edilerek öldürülür. Bir büyük bilim adamı, oğlunun ihanetine uğrayarak, yaşama veda etmiş olmaktadır.

Uluğ Bey Medresesi’ne başmüderris olan Kâdızâde, medresesinin ortasında bulunan kare şeklindeki sahaya müderrisleri toplar, ders verirdi. Bu müderrisler de kendi dershânelerinde talebelerine anlatarak îzâhta bulunurlardı. Hatta Uluğ Bey de Kâdızâde’nin derslerini dinlerdi. Bu sırada, Uluğ Bey’in sebebsîz yere bir müderrisi azletmesi, Kâdızâdenin evine kapanarak derse gitmemesine sebeb oldu. Onun bu davranışı üzerine Uluğ Bey hatâ işlediğini anladı ve bizzat Kâdızâde’nin ziyaretine giderek niçin ilimden el çektiğini sordu. Kâdızâde de; “Biz ilmi mukaddes biliriz. Onu şahıslar üstü bir değer olarak takdir ederiz, ilmin, insanların merhametine muhtaç duruma düşmesine üzüldük. Bir sultânın sözüyle âlimler ilimden alıkonuluyor. Bunun üzerine ilimden el çekmeyi tercih ettik. İlme hürmetimiz sebebiyle, ona leke kondurmamak için böyle yaptık” deyince, sultan Uluğ Bey özür dilemekten başka çâre bulamadı. Görevden aldığı müderrisi tekrar vazifesine tâyin ederek, bir daha ilme ve âlimlere müdâhalede bulunmayacağına dâir söz verdi.

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b