Karışık :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



BÜYÜKLERE MASALLAR / Tanıtım

21 Şubat 2015 Bu içerik 861 kez okundu.

TOPRAK OLMAK

Su içmeye gidenler ırmağa, Yürürlermiş hep aynı yolda. Tavşan, yılan, kaplan, aslan... Zamanla, gitmek için kısa yoldan içinde karanfiller, güller, menekşeler olan Güzelim bahçeden geçmeye başlamışlar. Attıkları her adımda bir çiçek, Bir ot kırılıp ezilmiş tek tek. Yağmur yağdıkça yumuşayan toprak Çiğnendikçe olmuş çorak. Artık ondan çiçek beklemek Nafile bir düşe dönmüş giderek.
Çiğnenen toprakta ot biter mi?
Toprak olmak ki son duraktır; Horlanan insanda sevgi yeşerir mi?

NEYÎ DÜŞÜNÜYORSUN?

Bir kartal, bir gün merak eder: "Kim, ne düşünüyor acaba şu anda?" Merak onu harekete geçirir, Karsisina çıkan ağaca sorar: Neyi düşünüyorsun şu anda? Yağmurun ne zaman yağacağını... Merakla yoluna devam eder kartal, Karsisina çıkan güvercine sorar: Neyi düşünüyorsun şu anda? Yuvamı nereye yapabileceğimi... Yollara düşer yine, Karsisina çıkan yılana sorar: Neyi düşünüyorsun şu anda? Nerede avlanabileceğimi... Aldığı bu cevapla yine yola çıkar, Karsisina çıkan fareye sorar: Neyi düşünüyorsun şu anda? Nerede oyun oynayabileceğim!... Merak onu tekrar yollara düşürür, Karsisina çıkan kanncaya sorar: Neyi düşünüyorsun şu anda? Şu yükü nasıl taşıyabileceğim!... Cevap merakını gidermez, yoluna devam eder, Karsisina çıkan insana sorar: Neyi düşünüyorsun şu anda? Dünyaya neden geldiğimi, Odevlerimin neler olduğunu, Bunları nasıl yapabileceğim!... Başka cevap aramaz kartal, Ta ki aklina başka soru gelene kadar.

ARAYIŞ İÇİNDEKİ KARINCA

Tepeyi tırmanmak zordur, Ama yukarı çıktıkça manzara güzelleşir. Bulutlar gibi yükseklerde olsam, Gökyüzünden baksam yeryüzüne, Acaba nasıl görünür şu yaşadığım bölge Şu çiçekler, şu ağaçlar, şu kuşlar? Böyle düşünüyordu ufacık karınca; iş düşünmekle kalsa Hiçbir iş yapılamazdı ya! Karsisinda başı bulutlu dağı görünce Düştü yola ufacık karınca. Başı bulutlara değen dağı Minik adımları ile ürmanacaktı. Gözü pek kesmiyordu bu macerayı; Fakat kararlıydı görmek için manzarayı. Yürüdü günlerce, engellere rağmen. Basina gelmeyen kalmamıştı, Göğüs geriyordu tüm zorluklara. Basını kaldınp baktı aşağıya, Ağaçların boyunu aşmıştı artık; Çiçekler, ötüşen kuşlar ağaçlarda Ne kadar da güzel görünüyordu. Ama vardı daha gitmesi gereken yolu Devam etti yürümeye, engelleri yenmeye. Günler sonra yol yanlanmıştı, Dayanamayıp yine dönüp baktı. Diğer hayvanlar da görünüyordu artık Aslanlar, tilkiler, geyikler, daha niceleri... Aşağıda bir de göl duruyordu sakince. Dağın zirvesinin ona neler göstereceğin! iyice merak etmeye başladı, Düştü yine maceralı yola. Günlerce yürüdü, zor zahmetle Sonunda ulaşabildi zirveye. Gördüğü manzara onu adeta büyülemişti; Tüm ağaçlar, hayvanlar, çiçekler Göle su taşıyan nehir işte karşısındaydı hepsi. Rengarenk bu görüntü
Çektiği tüm sıkıntıları Silip süpürmüştü. Tüm zorluklara değdiğini düşündü, Çünkü kendi de bu maceralı yolda Güçlenerek çıkmışta.


MUTSUZ TAVŞAN

Yeşilliğin göl mavisiyle dansettiği Renk renk çiçeklerin uyumu içinde Göze hoş gelen bir manzara varmış ki; Buraya bir gelen bir daha gitmek istemezmiş. Bu güzel manzaranın üstünde Havucun bol bol yetiştiği Bir tarla varmış da, Bu tarla göl kenarındaki Tavşan yuvasının çok yakınındaymış. Tavşan buradan pek memnunmuş; Öyle ki, bu yuvayı ve havuçları Kaybetme endişesin! içinden söküp atamazmış. Böyle güzel bir yerde Böyle bir ev, böyle yiyecekler, Herkese nasip olamayacak şeyler... Tavşan, içindeki kaybetme endişesiyle Bu güzel yerde mutlu olmayı becerememiş. Yaşadığı yerin ve yiyeceklerin Tadım hiç mi hiç çıkaramamış. Ertesi yıl gerçekten de Kuraklık olmuş bu güzel yerde; Tarlada havuç yetişmez olmuş; Göl bataklığa dönüşmüş. Üstelik bataklığa gelen sinekler, kurbağalar Tavşana aman vermemiş. Tavşan burada artık zamanının dolduğunu Anlamış anlamasına ama; Maddi olanın geçici olduğunu, Boşuna endişeli günler geçirdiğin! de Anlamış, iş işten geçince.


SIRANIN SONU

Genç kaplumbağa erteleye erteleye Son güne bırakmıştı Sınav başvurusu yapmayı; Oysa ki üç hafta süresi vardı. Başvuru merkezine geldiğinde Uzun bir kuyruk karşıladı onu. Çoğu kişi onun gibi Son güne bırakmıştı bu işi. Genç kaplumbağa yaklaştı kuyruğa Gelip sıranın sonunda durdu. Sırada bekleyenlerin uzun süre orada olduğu Yüzlerinden okunuyordu. Öyle ki çoğu birbiriyle arkadaş olmuştu bile, Kader birliği yapip dertleşiyorlardı: "Ne kadar yavaş çalışıyor bu memurlar, Kaplumbağa hızıyla iş yapıyorlar. Çıkartmalı böylelerini işten, Yeni memurlar almalı bizim gibi gençten." Şeklinde eleştrilere kulak kabarttı Yeni gelen genç kaplumbağa. Aklında bir düşünce belirdi. Kendisinden sonra gelen aslana Yerini verip arkaya geçti genç kaplumbağa; Daha sonra yılan, maymun, sincap ve başkaları. Kim gelse yerini birakip arkaya geçiyordu, Hep en arkadaydı genç kaplumbağa. Kendisinden önce gelenler, sonra gelenler, Sıradaki herkes şaşırmıştı bu davranışına. Memurların çalışma hızını eleştirenlerden biri Dayanamayıp sordu genç kaplumbağaya: "Neden hep en arkaya geçiyorsun?" Kaplumbağa ibretlik cevap verdi: "Sınav başvurusunu son güne bıraktığım için Sıradaki son kişi de ben olmalıyım. Uç hafta içinde başvuruyu yapsaydım Hiç sıra beklemeyecektim; Ancak son güne bırakmışsam Bu uzun sıraya girmeyi de, Sıradaki son kişi olmayı da Göze almışım demektir. O halde memurları eleştirmeden Son kişi olarak sıramı beklemeliyim. Böylece işimi zamaninda yapmayı iş yapmada kaplumbağa hızından daha hızlı olmayı Belki de öğrenebilirim.

K: BÜYÜKLERE MASALLAR / Y ı l m a z G ü r b ü z

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b