Karışık :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Cicim Ayları Dönemi, cicim ayları nedir, cicim ayaları bitince,evlilikte cicim ayları

21 Şubat 2015 Bu içerik 2.562 kez okundu.

"Cicim Ayları Dönemi"ni Uzatmak Fiziksel ve Duygusal özellikleriniz ne kadar çok sayıda olursa, daha çok sayıda zıt özelliklere sahip kişilerin ilgisin! çekme olasılığınız da bir o kadar artar.

Eğer partneriniz de, siz de doğuştan gelen eğilimlerinizin farkinda değilseniz, bu durum hoş olmayan "havai fişekler"e sebep olabilir. Ozelliklerinizin farkinda olmak davranışlannızda farklı seçimler yapabilme izni verir. (Özellikleri %50 Fiziksel %50 Duygusal olanlar, normal olarak davranışlannda en büyük esnekliğe sahiptirler.) ilişkinin ilk dönemlerinde (cicim ayları), iki taraf da en iyi davranışlarım sergilerler. Bu dönemlerde henüz reddedilme tehdidi hissetmeyen "Fiziksel", "Duygusal" partnerinin gözüne daha çok bir "Duygusal" gibi görünecektir, (rahatlamış, iddiasız, "geri adım atmış"). Ve bir "Duygusal", "Fiziksel" partnerinin gözüne daha çok bir Fiziksel gibi görünecektir. (Şans eseri, bir Duygusal, uzmanlık alaninda bir iş yaparken bir Fizikselmiş gibi de görünebilir. Mesela sahneye çıkan bir şarkıcı...) Fiziksel'in bilmediği şey; Duygusalların (kendilerinin aksine) aslinda seks isteği ile ilgili bir döngülerinin olduğudur.

Duygusallar sekse ilişkinin başlannda hazırlardırlar ama bir Fiziksel sekse ilişkinin başı sonu farketmeksizin her zaman hazırdır. Bir süre beraber olduktan sonar ve birbirlerini daha sık gördükçe Fiziksel, Duygusal'ın "sekse kapalı" günlerini bir "reddediş" zannederek yanlış yorumlamaya başlar iki reddedilmek Fiziksel'lerin en büyük korkularıdır), bu da Fiziksel'in Duygusal'ın geri çekilmesine sebep olacak olan davranışlarda bulunmasını tetikler. (Duygusal'ın en büyük korkusu "kontrolü kaybetmek" veya " utanç duygusu" olduğu için).
üvensizlik bir Fiziksel'in libidosunu uyarır.

Ne yazık ki, Fiziksel'in bu yanlış yorumlama freddedildiğini zannetmesi) sonucunda gireceği tutum. Duygusalı bir "soğuma" sürecine sokabilir. Fiziksel'in reddedilmeye karşı gösterdiği otomatik davranışlar, Duygusal'ın vücudundan daha fazla uzaklaşmasına, seks yapma günleri arasındaki süreyi uzatmasına, "reddedilen Fiziksel"! bir çok istenmeyen davranışla eşleştirmesine sebep olur. Bu da negatif bir döngüye zemin hazırlar ki bu durum Fiziksel'in durumu daha da "felaket" halinde yorumlamasına sebep olduğu için, ilişki sarpa sarabilir.

Bu yüzden Fiziksel ve Duygusal konseptinin davranış özelliklerinin anlaşılması çok önemlidir. Bir başka deyişle; Fiziksel sıklıkla farkinda olmadan Duygusal'ı ilişkinin dışına itebilir. Bu önlenebilir bir yanlış anlaşılmadır.

ÇÖZÜM; Partnerinizi SİZİN ölçülerinize eöre degerlendirmevi bırakmaktır. FIZIKSELLER'in biraz daha fazla DUŞUNMEYE ihtiyaçları vardır. Kendinize sorun: "Onların oldukları gibi davranmalanna nasıl yardımcı olabilirim?" ilgi sizin üzerin izde olmadığı zaman kızgın hissettiğiniz gerçeğin! kabul etmelisiniz. Ve anlamalısınız ki kızgın, incinmiş ve talepkar davranarak probleme katkıda bulunursunuz.

Bunları anlamak ilişkinizde size çok yardımcı olacaktır. Aynı zamanda. Duygusal sizin hissettiğiniz gibi her gün "hissetmez" ve bunı "kişisel" algılamayın. Sizle ilgili bir şey değildir. Doğal davranışlannın sizi reddettikleri anlamina geldiği düşüncesinden kendinizi kurtarmaya çalışın. Kendi davranışlannızın, partnerinizin sizi reddetmesine nasıl "yardımcı" olduğunu görün. Bir Duygusal'a reddetmenin en küçük bir emaresiyle saldırmanın onlar için çok rahatsız edici olduğunu anlayın. Telefonu ilk kapatan kişi olma pratikleri yapın ve kucaklaşmaları arada bir ilk siz bitirin.

Hatta reddedilme korkunuzu hafifletmek için üstlerine gitmemeyi öğrenirken, onların "açık" günlerini de not almaya başlarsınız. Partnerinizin size daha makul davranışlarla arkadaşlık etmeye başladığını keşfettiğinizde ve "hazır" döngülerinin daha çabuk geldiğin! fark ettiğinizde şaşıracaksınız. DUYGUSALLAR'ın biraz daha fazla HİSSETMEYE ihtiyaçları vardır. Kendinize sorun: "Diğerlerine vermediğim nedir?" Kabul etmelisiniz ki, bir ilişkide zaman geçtikçe donuk ve konuşkan olmayan biri gibi görünebiliyorsunuzve bu tam olarak başlangıçta gösterdiğiniz haliniz değil.


* * * * * * * * * * * *

Kadınlarla erkekler, ilişkinin en başında iletişim problemi yaşar. Çünkü flört dönemiyle bir ilişkinin aynı çatı altında yaşanması arasında çok büyük fark var. Yapılacak ilk iş ise doğru iletişim kurmayı başarmak

Geçen hafta evliliğe karar verme aşamasını yazmıştık. Bu kez de evliliğin ilk zamanlarından bahsedelim. Aslında bunu evlilikle de sınırlandırmayalım, tüm uzun ilişki yaşamak isteyenler için tavsiyeler diye düşünelim. Hep anlatırım, evliliğimdeki ilk kavgamızda, tutkulu ve savaşçı bir kadın olarak eşime avazım çıktığı kadar bağırmaya başlamıştım. Neden mi? Bana bir kadın olarak haklarımı korumam gerektiği, hatta erkeklerin her an haksız davranışlarda bulunabileceği, çalışan bir kadın olarak ödün vermemem gerektiği öğretilmişti. Bu sadece aile içi değil, okulda ve büyüdüğüm çevrede de böyleydi.

MAĞDUR ERKEKLER DE VAR
Bunun tam tersi ortamlarda ezilerek büyütülmüş kadınlar çoğunlukta olduğu gibi, kadının davranışından dolayı mağdur olmuş erkeklerimiz de var. Her neyse, eşimin yaptığı bir haksızlığı giderebilmek için yüksek sesle kendimi telef ederken, o, sakince gazetesini okumaya devam ediyor, beni daha da sinirlendiriyordu. En sonunda enerjim tükenip sustuğumda istifini bozmadan bana: "Seda, sen böyle bağırdığında ben hiçbir şey anlamıyorum. Git içeride bağır, sinirini boşalt öyle gel. Derdin her neyse, üç cümlede özetle," demişti. Bense çaresiz onun sözünü dinledim. Değişik bir yol deneyecektim ve henüz yaşım 24 idi. Sonra eşime derdimi sakin bir ses tonuyla özetlediğimde hiç ummadığım bir gülümsemeyle "Tamam," dedi. Kadınlarla erkekler, ilişkilerin en başında iletişim problemi yaşarlar. Çünkü bir ilişkinin aynı çatı altında yaşanmasıyla, farklı evlerden çıkıp başka bir ortamda buluşulması arasında dağlar kadar fark vardır. Bir kere sorumluluklar paylaşılacak... Ve bu, her iki tarafın omuzlarına yük bindirmek demek. Bu da romantizmi öldürme riski getirir. Ortaya çıkan haksızlıklar, bencillikler, her iki tarafın ailelerinden getirdiği alışkanlıklar biraz sıkıntı yaratır.

EN BÜYÜK HATA TRİP ATMAK
Yapılması gereken ilk şey, bu gibi durumlarda doğru iletişim şeklini oturtmaktır. Duygular bazen öyle kuvvetli olur ki, sakin kalıp kalbimizdeki gerçeği aktaramayız. Bu gibi durumlarda kadınların yaptığı en büyük hata: 'Trip Atmak'. Bunlar küsmek, sessizleşmek, iğneli laflar kullanmak, luzumsuz yargılamalar, kafada kurup kurup tüm varsayımlarını erkeğe bir anda öfkeyle ya da ağlayarak söyleyivermek gibi bildiğimiz oyunlardır. Oysa trip atmak çok itici bir durum. Bunun yerine iki farklı yol önerebilirim.

SUÇLAMALARDAN ARININ
1. Eşinizin sizi yönlendirdiği gibi bir varsayımdan ve suçlamalardan arınıp, hatta olumsuz duyguları topraklayarak, kalbinizdeki gerçeği olduğu gibi söylemek...
2. Flört ederek onun dikkatini rahatsız olduğunuz davranışa çekmek.

FLÖRT ETMEYİ BIRAKMAYIN
Uzun vadeli bir ilişkide aşk ve heyecanın uzun sürmesini istiyorsanız, flört etmeyi asla bırakmayın. Bunun için öyle sürekli seksi kıyafetlere, makyaja, yapmacık davranışlara ihtiyacınız yok. Sadece yaşamınızın merkezine kendinizi koymaya devam edin. Evlendiniz diye ne onu kısıtlayın ne de kendinizi köle yapın. O zaman hayat enerjiniz artar. Coşkulu ve mutlu haliniz sizi parlatır. Doğal bir çekicilik oluşur. Onu da ara ara eşinize geçirmelisiniz. Flört, sevdiğiniz insana kendisini iyi hissettirebilmelidir. Erkek, kadında utangaçlık, gizem, heyecan, tutku gibi duyguları ararken, kadın erkekten beğeni, hayranlık, iltifat ister. Bir ilişki uzun sürecekse, her iki taraf birbirine kişisel özgürlük alanı sağlamalı. Bu çok önemli. Kıskançlığın fazlası aşık usandırır. Cep telefonlarının karıştırılması, iş arkadaşlarının sorgulanması gibi davranışlar çok rahatsız edicidir. Bir insan sizi seviyorsa zaten yanınızda olacaktır. Gidecekse, ne yaparsanız yapın engel olamazsınız.

NE YAPMALI?
Öncelikle şunu bilin; kimseyi evlendikten sonra değiştiremezsiniz. Tek değiştirebileceğiniz kişi kendinizsiniz. Eğer onun bir davranış biçimini saygısız ya da haksız buluyorsanız ve karşınızdaki sözel iletişime açık değilse, onun size davranış modelini kopyalayarak dikkatini çekebilirsiniz. Burada bilmeniz gereken detay, davranışın birebir aynı olması değil, sadece hissettirdiği duygunun çok benzer olmasıdır. Aşırıya asla kaçmamalısınız. Suçlamalardan, cezalandırmalardan kaçınarak, kalbinizdeki gerçeği açıkça söylemelisiniz. Bunu yapabilirseniz, uzun vadede birbirinizden ruhen ve duygusal olarak kopmaları önleyebilirsiniz. Birbirinizin ailelerine saygı ve sevgi beslemeye çalışmalı, eğer çok zorlanıyorsanız en azından kabul vermelisiniz. Erkekler, lütfen artık çekirdek ailenizin eşiniz olduğunu anlayın ve büyüyün. Sorumluluk almalı ve karınıza güvenli bir alan sunmalısınız. Bir kadın her zaman ilgi ve sevgi dolu söz.

* * * * * * * * *

Evlilik yaşanması gereken bir heyecandır ve hayatınızın ikinci bölümüdür. Tek başınıza yaşadığınız hayatı artık eşinizle devam ettireceksiniz. ‘Eş’ kelimesine hiç dikkat ettimiş miydiniz ? Sözlük anlamı birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri, benzeri’ olarak karşımıza çıkar. Bir hayatı birlikte yaşamak için kurulan evlilik müessesinin en anlamlı kelimesidir eş. Bu kelimeyi yıllar boyunca kullanmak ve kullanırken anlamını hep hatırlamak, sizi evlililğe daha da bağlayacaktır.

Halk arasında dilden dile gelen, evliliğin ilk günlerinin cicim aylar; olduğu söylentisi tamamıyla yanlıştır. Evliliğin ilk günlerinin bu şekilde adlandırılması diğer günlerinin kötü geçtiği anlamına mı gelir? Tabii ki hayır. Evliliğinizin ilk günlerinin birkaç yıl sonrasının, hatta onlarca yıl sonrasının cicim olmasını istiyorsanız biraz emek vermeniz yeterli olacaktır. Hiçbir güzellik gökyüzünden süzülerek kollarımızın arasına düşmez. Muhakkak çaba ve emek ister. Böylece kazanılmış birer ödül olur güzellikler. Evliliğinizin sonsuza dek cicim ayları kıvamında geçmesi için şimdi biraz gayret sizi bekliyor.

Evliliğinizin yıllar boyunca ilk günkü heyecanı ve güzelliğini muhafaza etmesi imkansız değildir. Saygıyı, sevgiyi ve anlayışı yitirmediğiniz takdirde, evliliğiniz uzun yıllar boyunca cicim günleri'ni yaşayacaktır. Yapmanız gereken tek şey, eşinize ilk günden itibaren olduğunuz gibi gözükmektir. Eşinizin istediği gibi görünmek ya da onu istediğiniz gibi görmek için çerçeveye alırsanız mutluluğunuzu baştan kaybetmiş sayılırsınız. Çünkü insanların yapıları, alışkanlıkları ve karakterleri olgun yaşlardan sonra değişmez. Ancak siz bu gerçeği değiştirmeye kalkıştığınız anda olumsuzluklarla karşılaşmak kaçınılmaz hale gelir. Kimse kimseyi değiştiremez, yalnızca erteler. Eşler evliliklerinin ilk aylarında birbirlerinin gönlünü hoş tutabilmek için kendilerini ertelerler. Bir süre sonra birlikteliklerine alışan çiftler kendileri gibi olmaya başlarlar. Bu durum evlilikleri sarsacak kadar tehlikelidir. Cicim ayları; söylentisi de bu yanlış yaklaşımdan kaynaklanarak günümüze kadar gelmektedir.

Evlilik bir hayatı iki ayrı eşin paylaşmasıyla gerçekleşir. Gerçek bir hayat tamamen doğaldır. Yemek yersiniz, uyursunuz, gülersiniz, ağlarsınız, çalışırsınız, yorulursunuz, acı çeker, mutlu olursunuz. Bunlar hayatın kendisi kadar doğal ve gerçektir. Evlenmeden önce bu duyguları tek başınıza yaşarken artık hayatınızı paylaştığınızkikişiyle yaşamalısınız. Evliliğinizin ilk günlerinden itibaren saygı, sevgi ve anlayışı unutmadan, duygularınızı olduğu gibi gösterin. Cicim yılları için duygularınızı ve kendinizi asla ertelemeyin.

* * * * * * * * *

Cicim Ayları Bitince . . Bir ilişkiye başlamadan önce önem verdiğiniz bazı noktalar vardır ve karşınızdaki kişide öncelikle o özellikleri ararsınız. . Ama bazen durum o kadar karışır ki önem verdiğiniz noktaları bile düşünmezsiniz, karşıdaki kişinin size gösterdiği ilgi ve alaka sizi o kadar cezbeder ki, bu hoşunuza gittiği için mantıklı davranmanızı engeller. .
Her ne kadar birini severseniz sevin, ne kadar çok hoşlanırsanız hoşlanın durumlar bazen değişebilir. Dikkatinizi çekerim Aşk'tan bahsetmiyorum. .
Biriyle çıkmaya başlarsınız, büyüklerimizin tabiriyle cicim aylarındasınızdır. . Ama bu durum bir kaç ay sonra yerini monotonluğa bırakır. . Sizi çok sevdiğini söyler, Aşkım, Balım, Böceğim evreleri başta çok hoş gelirken artık aynı şeyleri duymaktan sıkılmışsınızdır. . Ya da partneriniz artık eski ilgisini kaybetmiştir. Sürekli konuşulan aynı şeyler sizinle aynı mesajlaşmalar artık bilindiği için sürdürülmez. Bu her ilişkinin kaderinde var maalesef. .O sırada kimseyle konuşmamaya çalışın, yoksa ilişkiniz tehlikeye girebiliiir :))
Artık her sabah uyandığınızda aldığınız mesajın aynı olması, aynı şeyleri yapmanız sizi sıktığı evrelerde farklı şeyler yapmaya çalışın. . Hiç yapmadığınız ve hep filmlerde gördüğünüz şeyler olabilir. Mesela bir parka gidin, ağaçları sulamak üzere açılmış fıskiyelerin altında onu öpün, çevrenizdekiler umurunuzda bile olmasın. . Bu size ve partnerinize yeni heyecan katar. .

Bunları yapmadığınız bir dönemde yeni insanlarla tanışabilirsiniz, bu tanışma evreleri hep aynıdır, karşıdakini tanımaya çalışırsınız ve farklı özellikte insanlar tanırsınız. . Yemek yediği restoran, kahve içtiği kafe, eğlendiği barlar farklı olabilir. Tüm bu farklı özellikler sizin ilginizi çekebilir. . Tam da bu noktada sizin en başta bahsettiğim önem verdiğiniz noktalar ön plana çıkıyor. Sonuçta her ilişki bir gün monotonluğa mahkûmdur. .
Bu nedenle bir ilişkiye başlamadan önce Canım, Cicimle değil de sizin ilginizi çeken noktalara özen göstermelisiniz ;)


* * * * * * * * * *


Uzun yıllar evlilik ve evli çiftler üzerinde çalışmalar yapan Washington Üniversitesi araştırmacısı John Gottman’a göre aşkı ve evliliği öldüren dört unsur var:
  • alaycılık
  • aşağılama
  • savunmaya geçme
  • eşin isteklerini karşılamakta gönülsüzlük

Dünyanın en esprili adamı evlenince “soytarının önde gideni” olur. Ya da önceden ileri görüşlü bir hesap adamıyken evlenince cimrinin teki olmuştur. O özgür ruhlu, ateşli kadın evlenince beceriksiz inatçının tekidir artık. Nehir şırıltısıyla bülbül şakımasıyla kıyaslanan sesi, sivrisinek vızıltısına, karga ciyaklamasına dönmüştür.

Değişen nedir? Aşk neden biter? Bitince çiftler neden azılı düşmanlara döner? Evlilik aşkı öldürür mü yoksa süründürür mü?

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b