Karışık :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Balık tutma yöntemleri

29 Kasım 2015 Bu içerik 3.005 kez okundu.




DENİZ BALIKLARI AVLAMA TEKNİKLERİ




LÜFER
Av Dönemi: Lüfer avı 1 NisaN-31 Ağustos arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir, Avlanmasına izin verilen asgari boy 20 cm dir.

Nerelerde tutulur:

Lüfer Gezici bir balık olduğu için İstanbul Boğazı, Marmara ve Çanakkale boğazında pek çok yerde yakalanabilmektedir.

Boğaz'da ;Anadolu ve Rumeli fenerleri önünden hemen hemen tüm boğaz kıyıları, Kandilli, Çengelköy, Kanlıca, İstinye, Yeniköy, Bebek, Küçüksu, Ortaköy, Beşiktaş, Kabataş arasındaki bölge, Sarayburnu ve Yenikapı hâlâ kıyıdan verimli avlar yapılabilecek yerlerdir.

Çanakkale'de;Kepez iskelesi, Barut iskelesi, Büyük motor iskelesi, Seddülbahir,Kilitbahir av yapılabilecek yerlerdir.

Yemler:

Lüfer hem cinsleri dahil her türlü balığa saldırır. O nedenle en iyi lüfer yemi canlı yemdir.Baş yemi izmarit ve zargana olup, istavrit,sardalya,hamsi,kolyoz,kupes,kocagöz'de kullanılır .

Av Zamanı:

Gün içinde de avlanmasına rağmen ; Aksam üstü güneş batımından gece 01.00 e ve Sabah güneş doğmaya yakın Lüfer avı için en ideal zamanlardır.

Avcılığı: Yandaki şekildeki gibi olta takımı hazırlanır. Hırsız iğne, kaliteli eğilmeyen 1 no yada sırayla 1/0 , 2/0 tercih edilmelidir. İğneye yemi takarken ( canlı yada cansız) İğne balığın üst yüzgecin arka kısmından batırılıp yine üst yüzgecin ön kısmından çıkaratılmak suretiyle yemin havada asılı durması sağlanır. Oltaya ilk vuran balıktan sonra av seviyesini belirlemek için genellikle misinaya düğüm atılır. Hırsız iğneye başka bir balık (tercihen canlı) kuyruk kısmından takılarak yemin hareketli olması sağlanır.


KARAGÖZ


Av Dönemi: Karagöz avı 1 Nisan- 31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir.
Avlanmasına izin verilen asgari boy 15 cm dir.

Nerelerde Bulunur:

Karagöz, taşlık kayalık yerlerde, su altı adacıklarının etrafında, burun çevrelerinde, akıntıların kesişme noktalarında bulunur. Avcılığı sabah saatleri ve akşam gün batımına 4 saat kala başlar. Denizin hareketine ve ayın durumuna göre sabaha kadar sürer. Ayın parlak olduğu gecelerde su yüzüne kadar çıktıkları görülür. Ülkemizde Ege Denizi, Akdeniz ve Çanakkale Boğazı’nda çok bol av vermektedir.


Beslenmesi ve Yemleri:

Sardalya, karides, kurt, sülünes, teke başlıca yemleridir. Yemi bir görüşte kapma gibi bir davranış sergilemez. Dikkatlice inceledikten sonra, ağız yapısının küçük olmasının da etkisiyle, kısa ve sert vuruşlarla yemi diklemeye başlar. İki üç vuruştan sonra yemi aniden kapar. Bunun için olta her vuruş sonrasında çekiştirilmemeli, balık ürkütülmemelidir. Takımda sert vuruşlar ve bir çekme hisedildiğinde kısa bir tasma atıp olta boşluk vermeden çekilmelidir.

Karagöz hırçın bir balıktır. Yakalandığında sert kafa vuruşları yapar. Orta sularda darbeler azalmakla birlikte tekneyi gördüğünde tekrar direnmeye başlar. Takıma güveniliyorsa hiç bekletmeden tek hamlede tekneye alınır. Oltaya iri bir karagöz geldiğinde, sert kafa vuruşlarında misina elimizden hafif hafif kayacak şekilde tutulmalıdır. Eğer balık sabit kafa darbeleriyle geliyorsa riskli bir durum yoktur; su yüzüne geldiğinde kepçe ile ya da bir hamlede tekneye alınır. Usta balıkçı balığın kafa darbelerine konsantre olur, balığın su üstündeki fişeklemesinden hemen önceki anda balığın direnmesine fırsat vermeden tek hamle ile içeri alır.


Avcılığı:

Sabit Ağırlıklı Takım: Beden 0.40 köstek ve kollar 0.25 misinadan yapılır. Beden ucuna 2 cm fırdöndü bağlanır. Fırdöndünün diğer ucuna kasa gözü düğümü vasıtasıyla köstek eklenir. Fırdöndüden 25 cm. sonra öksüz bağıyla yapılmış 15 cm. boyunda kol yapılır, ucuna 1251C-1523D 4-8 no iğne bağlanır. Kol boyu net 15 cm. olacak şekilde iğne bağlama payı hesap edilmelidir. Yapılan koldan sonra 15 cm. aralıklarla iki kol daha yapılır. Üçüncü koldan 25 cm. sonra 25 cm.’lik bir kol daha yapılıp hemen kol dibine kurşun takmak için kasa gözü düğümü yapılır. Böylece dört kollu takımız hazırlanmış olur. Takım öksüz bağı ile değil de ekleme kol ile yapılacak ise köstek iki ucuna kasagözü düğümü atılmış 90 cm olarak hazırlanır. Kasagözünün biri fırdöndüye, diğeri kurşuna takılır. Hazırlanan kollar kurşun dibinden başlayarak kolboyundan 5 cm uzun aralıklarla bağlanır.

Hareketli Ağırlıklı Takım : Bu takımda akıntılı sular içindir. Kurşunlar yere değmeyip askıda kalacak şekilde kullanılır. Kurşun ağırlığı da suyun akış hızına göre savrulmayacak, bedeni dik tutacak ağırlıkta seçilmelidir. Yemlenen takım kurşun yere değene kadar dibe indirilip 1 m yukarı çekilir. Böylece köstek ve kolların su içinde savrularak uçması sağlanır.

Beden 0.40, köstek ve kollar 0.25 misinadan yapılır. Bedene 2 cm lik fırdöndülerden yapılmış iki fırdöndü arası mesafe 25 cm. olan ve kasa gözü düğümleri ile birbirine balanmış kolçak yapılıp bağlanır. Bu kolçağa delikli kurşun ağırlığımız takılır. Koçağın bir ucuna 0.25 köstek misinası bağlanır. 40 cm. sonra öksüz bağı ile kol yapılır; kol boyu iğne hariç 10 cm. olacak şekilde yararlanmalıdır. Birinci koldan 20 cm. sonra aynı şekilde ikinci kol yapılır ve 25 cm. mesafe bırakılarak köstek ucuna iğne bağlanır. Kullanılan iğneler 1251C-1523D 6-8 no veya benzeri olarak kullanılır.

Takım dibe indirilirken kösteğin bedene dolaşmaması için yavaşça kontrollu indirilmesi gerekir. Balık orta suda veya dibe yakın yerde yeme vurabilir. Bu derinlik beden üzerinde işaretlenerek ya da bede boyu o derinlik kadar açılarak takım her seferinde bu derinliğe indirilir. Bu takım ideal bir karagöz takımıysa da derin sularda hızlı hareket edilemediği için biraz sıkıcı olacaktır. 10-15 m derinliğindeki sularda sessiz olunduğu takdirde iyi netice verecektir.

c) Uçurtma Olta
: Akıntılı sulara uygun olup özellikle Çanakkale Boğazı’nda çok kullanılan bir yöntemdir. Tekneden kullanılır. Beden olarak 0.40 veya 0.50 mm, ek beden ve köstekler için 0.30 mm lik misina kullanılır. İlk olarak hareketli kurşun takımı hazırlanır. 0.30 luk bir parça misinanın bir ucuna 2 cm lik bir fırdöndü, diğer ucuna akıntı ve suların durumuna göre 50-100 gr lık bir iskandil bağlanır. Bağlantılar yapıldıktan sonra bu parçanın uzunluğu 30-40 cm civarında olmalıdır. Daha sonra beden, az önce yaptığımız kurşun takımındaki fırdöndünün boş gözünden, iğneye iplik saplar gibi geçirilip ucuna bir boy büyük bir fırdöndü bağlanır. Böylece kurşun takımı fırdöndüsüyle birlikte beden misinası üzerinde kayar ama uçtaki fırdöndü nedeniyle kurtulamaz. Daha sonra bedenin ucundaki fırdöndünün boş gözüne 2-3 kulaç bir köstek ve kösteğin ucuna da 3-4 no çapraz çelik iğne takılır. İğne yemlendikten sonra akıntılı sulara doğru atılır ancak kurşun bu esnada elde tutulmalıdır. Akıntı, yemi köstek boyunun sonuna kadar sürükleyince kurşun el ile 4-5 metre ileri doğru fırlatılır. Kurşun akıntı nedeni ile yere doğru inerken bir miktarda ileri doğru hareket eder. Kurşun dipleyinceye kadar misinanın parmakların arasında kaymasına izin verilir ve diplediğinde boşluğu alınıp beklenir. Kurşun takımının ağırlığı vuruşları kesmediğinden balığın tüm vuruşları kolaylıkla hissedilebilir. Balık yemi aldıktan sonra hafif bir tasma atılıp oltaya boşluk vermeden toplanır. İlk olarak kurşun teknenin uygun bir yerine koyulur; daha sonra da balık tek hamlede tekneye alınır. Aksi halde her balık gelişinde kösteğin bedene ya da kurşun takımına dolaşmasına engel olunamaz.


SİNARİT



Av Dönemi: Sinarit avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 20 cm dir.

Nerelerde Bulunur:


Genellikle 10-50 metre arasındaki taşlık ve kayalık bir dibe sahip olan yerlerde, açık sulardaki topuk etrafları ve gemi enkazları etrafında bulunur. Ege Denizi, Akdeniz, Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi’nde avı yapılmaktadır.

Beslenmesi ve Yemleri:

Yemli avcılıkta kalamar, sübye, kolyoz, saradalya, zargana, gelincik, izmarit, kefal kullanılabildiği gibi, iskorpit, hanos gibi taş balıklarıyla her türlü canlı balık da yem olarak kullanılabilir. İdeal yem boyu 6-10 cm dir.



Avcılığı

Sinarit avında hep aynı bölgede avlanmak avlağın bozulmasına, sinarit ve diğer canlıların bölgeyi terk etmesine neden olacağından, zaman zaman değişik bölgelerde avlanmakta fayda vardır. Bu gerçekte bütün dip balıkları için geçerlidir. Parakete, savurma olta, bırakma olta ve sırtı çekerek avlanabilir. Sinaritin sert yapısına bakarak gereğinden kalın malzemeler kullanmaktan kaçınılmalıdır.

a) Dip Sürütmesi: Beden ve ek beden 0.70 misinadan, köstek ise 0.50 misinadan yapılır. Ancak büyük boy balık çıkma olasılığı yok ya da zayıf ise bu kalınlıklar inceltilebilir. Kullanılan yapay balığın 7-11 cm arasında olması yeterlidir. Seçilen yapay balık yukarıdaki türlere benzer ve yüzer tip olmalıdır. Yüzer tip olması, dibe takılma olasılığını aza indirme açısından önemlidir. Takımı yapmaya en uçtan yapma balıktan başlayalım: Yapma balığa rapala düğümü ile 10 kulaç uzunluktaki köstek bağlanır ve ucuna 3 cm lik klipsli ve kilitli fırdöndü bağlanır. Fırdöndünün diğer ucuna yine 10 kulaç uzunlukta bir ek beden ve ek bedenin diğer ucuna yine aynı türden bir fırdöndü bağlanacaktır. Bu iki fırdöndü arasına, 200 gr lık bir delikli kurşun takılacaktır. İkinci fırdöndüden sonra, 15 kulaç uzunlukta bir beden bağlanıp diğer ucuna da bir fırdöndü bağlanır. İkinci ve üçüncü fırdöndüler arasına ise esas ağırlıklar takılacak, bu ağırlıklar ise suyun durumuna göre ayarlanacaktır.

Gelelim takımı atmaya: Önce yapma balık ilk fırdöndüye kadar salınıp tekneye yol verilerek misinan gerginleşmesi sağlanır. Arkadan ilk kısım kurşunlar kontrollü şekilde salınır. Kuruşunları hızla indirmek oltanın karışmasına yol açabilir. Kurşun dibe değer değmez tekrar tekneye yol verilir. Tekne yürümeye başladığı zaman kurşunlar tekrar dipten havalanacaktır. Belirli bir yol aldıktan sonra takım tekrar yavaş yavaş salınarak ikinci kurşun da yere indirilir ve biraz tekneyi boşa alınarak ilk kurşunun da yere inmesi sağlanır. İlk kurşun yere iner inmez, tekrar tekneye yol verilerek ava başlanır. Yapma yemin yüzer tipte olması, kurşun dibe değdiği durumda bile yemin yüzerek dibe takılmasını önler. Burada en önemli nokta yapay yemin av esnasında dipten 1 metre kadar yukarıdan gelmesini sağlamaktır. Bu nedenle teknenin hızı sürekli olarak kontrol edilerek mesafe korunur. Tekne sürati levrek avı ayarındadır.

Sinarit yakalandığında su yüzüne veya dibe doğru fişekler. Su yüzüne doğru çıkarsa hızla takımın boşluğunu almak gerekir. Balık iri ve dibe doğru fişeklemeye çalışıyorsa, takıma fazla yük vermeden salınıp toplayarak balığın yorulması sağlanır. Yorulan balık tok darbeler vurmaya başlar ve artık yukarı doğru çekmeye başlanır. Tekneye yaklaşan balık tekrar fişeklemeye çalışırsa aynı şekilde yorulması sağlanarak kepçe ile tekneye alınır. Su yüzüne çıkan balık takımdan kurtulsa bile, kursağı şişeceğinden bir süre sonra su yüzüne tekrar çıkacaktır. Çevre dikkatle araştırıldığında balığı bulmanız mümkündür.

b) Bırakma Olta: Bırakma oltada ölü yem kullanılabilirse de canlı yem kullanılması önerilir. Takımın boyu su derinliğine bağlı olarak değişebilir ancak önemli olan yemin dipten 1-1.5 metre arasında sunulmasıdır.

0.70 – 0.90 lık misinanın ucuna yaklaşık 2 kg lık ağırlık, ağırlıktan 1.5 kulaç sonra üçlü fırdöndü bağlanır. Üçlü fırdöndünün üst ucuna aynı misinadan bir beden bağlanıp, bedenin diğer ucuna da suyun yüzünde kalacak şekilde bir pet şişe bağlanır. Fırdöndünün orta ucuna 0.70 - 0.50 lik misinadan bir kulaçlık bir köstek, kösteğin diğer ucuna da 1255, 2310 veya 2369 benzeri 6/0 no iğne bağlanır. Takım yemlendikten sonra dolaşmasına ve yemin ölmesine izin vermeden kontrollü şekilde dibe indirilir. İğne yem balığın galsemasından sokulup alt dudağından çıkrtılarak takılmalıdır.

Sinarit yemi kaptığında şamandıra batıp çıkmaya başlayacaktır. Bu durumda takımı hemen toplamak yerine, balığın biraz yorulup hırçınlığının geçmesini benzemek gerekir. Çünkü balığın hırçınlaşması durumunda, kaloma verebilecek beden mesafesi olmayacaktır. Takımın toplanması sırasında balık hırçınlaşacak olursa şamandırayı hemen denize atıp beklemek gerekir. Takımın şamandırası ise ağırlığı arasındaki bedenin gergin olması gerekir; aksi halde kösteğin bedene takılma olasılığı vardır. Az akıntılı ya da akıntısız sularda ağırlıksız bırakma da kullanılabilir. Takımın boyu su derinliğinden 50 cm kısa yapılır; böylece yem dipten 50 cm yukarıda kalır. Köstek 3 kulaç uzunlukta seçilir ve diğer ucuna 3 cm lik bir fırdöndü bağlanır. Fırdöndüden sonra su yüzeyine kadar beden ve bedenin diğer ucuna da 3 litrelik bir şişe şamandıra olarak bağlanır. Şamandıra ile fırdöndü arasına ise 100 – 150 gr lık bir delikli kurşun takılmalıdır. Canlı yem ile yemlenen takım suya bırakılır. Bu takımda yem tercihen sırt yüzgecinden takılarak yere paralel durması sağlanır.

c) Savurma Olta: Özellikle Akdeniz sahillerinin kayalık bölgelerinde sıkça uygulanan bir av şeklidir. Yem olarak canlı veya ölü balık kullanılabilir. Canlı balık elbetteki tercih edilmelidir. Ölü balık takılacak olursa, iğne balığın galsamasından sokulup alt damağına saplanır, sonra balığın boyu kadar misina serbest bırakılıp, kuyruğa iki defa kazık bağı atılır. Canlı balık takılacak ise iğne sırt yüzgecinin altından yırtmadan sokulup diğer taraftan çıkartılır ve balığın boyu kadar misina çekilerek galsemasından sokulup alt damağına saplanır. Canlı yemi atarken balık ve kurşun aynı avuçta tutulup savrularak balığın oltadan kopması önlenir. Beden 0.70 lik misinadan yapılır. Bedenin ucuna 3 cm lik bir fırdöndü bağlanır; fırdöndünün diğer ucuna 1.5 kulaç misina üzerine 100 gr delikli kurşun takılır. Bu misinanın ucuna aynı tipte bir fırdöndüdü daha bağlanmalıdır. Fırdöndünün diğer ucuna 60 cm lik 0.50 misina ve misinanın diğer ucuna da 4/0 …6/0 arası bir iğne bağlanarak takım tamamlanır.

TRANÇA

Av Dönemi:

Trança avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Sirkülerde avlanmasına asgari boy tanımlanmamaktadır.

Nerelerde Bulunur:

Taşlık, kayalık derin sularda yaşar. Nadiren kıyılara yaklaşırlar.

Beslenmesi ve Yemleri:

Sardalya, kolyoz, sübye, kalamar, ahtapot, iri karides trançanın sevdiği yemlerdir. 7-8 cm boyunda olanlar yemler bütün olarak, daha büyükler ise yaklaşık olarak bu boyda kesilerek kullanılır. Sübye ve kalamar da küçükse bütün olarak, büyükse sadece kafası bütün olarak , gövdesi ise yaprak yem şeklinde kesilip yem olarak kullanılır. Fazla derin olmayan sularda ise yaprak yem olarak kesilmiş balıklar kullanılır.

Avcılığı:

Sığ sularda avlanıyorsanız zorlu bir direnişle karşılaştığınızda, bedene takmak için yanınızda bir şamandıra bulundurmanızda fayda vardır. Takımı kesmekten ziyade koparır. Bunun için sağlam ve kalın kesitli malzemeler kullanmak gerekir. Bağlantı noktalarındaki düğüm katları sağlam olmalıdır.

Beden 0.70, ek bedenler 0.60 ve köstekler için 0.50 misina kullanmak gerekir. Bedenden sonra 4 cm lik sağlam bir fırdöndü takılır. Fırdöndünün diğer gözüne 25 cm lik bir kolçak yapılıp koçağın diğer tarafına da sağlam bir üçlü fırdöndü bağlanır. Daha sonra 60 cm lik ek bedenler ile aynı şekilde iki tane daha üçlü fırdöndü eklenir. Üçüncü üçlü fırdöndünün alt ucuna 0.35 misinadan 60 cm lik bir ek beden ile 100 gr civarında bir kurşun bağlanır. Üç adet üçlü fırdöndünün orta ucuna 35 cm lik köstekler bağlanır. Kösteklerin ucunda 2310 model 4-7 no iğne bağlanmış olmalıdır.

ÇUPRA (ÇİPURA)

Av Dönemi: Çupra avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 15 cm dir.


Nerelerde Bulunur:

Taşlık kayalık diplerde yaşarlar. Sabahları kıyılara sokulur; öğlenleri 10 – 20 metre arası derinliklere çekilirler. İrileştikçedaha derin sulara çekilirler. Göçmen olarak yaşadıkları gibi aynı bölgede sabit olarak yaşayanları da vardır. Göç sırasında derin sular dan geçerler. Çupra ustaları balığın ne zaman hangi sulardan geçeceğini bilir ve her sene o sularda avlanırlar.

Beslenmesi ve Yemleri:

Balıklardan ziyade küçük deniz canlıları ile beslenirler. Karides, teke, mamun, yengeç yavrusu, sulina, midye ve dilimlenmiş sardalya ya da hamsi kullanılabilir.

Avcılığı:

Çipura çok dikkatli ve tedirgin bir balıktır. Yeme hemen saldırmaz, iyice kontrol edip emin olduktan sonra küçük darbeler vurmaya başlar. Sanki oltaya küçük balık vuruyormuş hissi verir. Bu sırada takımı hiç oynatmadan beklemek gerekir. Darbeler sıklaşmaya ve şiddetli vuruşlar almaya başlayınca artık balığın oltada olduğu anlaşılır. Kısa ve sert bir tasma ile iğne damağa oturtulur ve boşluk vermeden çekilir. Çupra tekneye alınana kadar kafa darbelerini kesmez. Tekneye alınırken kepçe kullanılması tercih edilir. Eğer avlanılan noktada fazla gürültü yapılmaz ve ilk balık da sakince alınabilirse, sonraki balıkların yemi fazla yoklamadan ani vuruşlarla oltaya geldiği görülür.

Çok kuvvetli bir çene yapısına sahiptir. Midye ve diğer deniz canlılarını rahatlıkla kırıp yer. Bunun için kullanılan iğnenin çelik dövme veya fazla büyük olmayan kalın yapılı olması gerekir. Misinayı kesmekten ziyade koparma ve iğneyi kırma olasılığının olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Avlanılan bölgede çipuranın varlığı kesin olarak biliniyorsa yem olarak yengeç yavrusu kullanılmalıdır. Diğer balıklar bu yeme dokunamadığından meydan çipuraya kalacak ve şansınız artacaktır. Sığ ve hafif akıntılı sularda zoka ile, derin sularda ise sarkıtma olta ile avlanılır.

Beden 0.40 misinadan yapılır. Beden ucuna 1/0 fırdöndü bağlanır. 0.30 misina ucuna kasa gözü düğümü yapılıp fırdöndünün diğer gözüne takılır. Bir karış sonra 10 cm lik bir köstek eklenir. 15 cm ara ile iki köstek daha eklenir. Üçüncü köstekten 25 cm sonra 20 cm uzunlukta bir köstek daha eklenir. İğneler 2300, 2297 ya da 2310 model 11-15 no arası olarak seçilir. Bölge balığının iriliğine göre misina kalınlıkları ayarlanmalıdır.

LEVREK

Av Dönemi:

Levrek avı 1 Nisan...31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 18 cm dir.

Nerelerde Bulunur:

Kıyıların sıfır noktasına kadar yanaşır. Bol yiyecek bulabildiği için tatlı suların denize döküldüğü yerleri çok sever; hatta akarsuların içlerine girerek karşılarına bir engel çıkana dek ilerler. Kumluk, taşlık yerlerdeki iskele bacakları civarında, gece aydınlanan kıyılarda, sakin, durgun koylarda, kayalık, taşlık sığ sularda , liman içi ve ağızlarında ve park etmiş balıkçı teknesi gölgelerinde bulunurlar. İnsanların denize girdiği bölge levreğin yaşam bölgesi ise açıkta bekler, akşam olupta insanlar çekildiği zaman kıyıya yaklaşır.

Ülkemizde daha ziyade Ege, Akdeniz kıyıları, Saroz ve Çanakkale Boğazı’nda bulunmaktadır. Eski günlerde İstanbul Boğazı’nda da çok bulunan levrek günümüzde ne yazık ki çok az miktarlarda ve kısıtlı bir zamanda İstanbul’da av vermektedir.

Beslenmesi ve Yemleri:


Hemen hemen yiyebileceği boydaki her balık levreğin avı olur. Kefal, istavrit, kalamar, sübye, zargana, yılanbalığı, sardalya, hamsi, karides, gümüş balığının canlısı, ölüsü ve filetosu levrek için yem olabilir.

Avcılığı:

a)Ağırlıklı Savurma Olta:

Genellikle kıyıdan yapılır. 0.70 nolu misinaya 2-3 cm lik bir fırdöndü bağlanır. Fırdöndünün diğer ucuna da bir kulaç 0.50 misina bağlanıp, misinanın boşta kalan ucuna aynı büyüklükte başka bir fırdöndü bağlanır. Fırdöndüyü bağlamadan önce misinaya 100 gramlık delikli yaka kurşunu takılır. Fırdöndüden sonra 50 cm boyunda 0.50 no misina bağlanır. Misinanın ucuna 2315, 2300 veya 2369 model , bölge balığının iriliğine göre 7-11 numara arası iğne bağlanır.

Misina kalınlıkları avlanacak balığın boyuna göre inceltilip kalınlaştırılabilir. İğneye yemler bölümünde tarif ettiğimiz şekilde canlı yem takılır. Ölü yem kullanılabilirse de canlı yem en iyi sonucu verir.

Ölü yem zeminde duracağından yengeç, yılanbalığı ve deniz çiyanları hareketsiz yemi kolaylıkla parçalayabilirler. Ayrıca yaralı, aksak hareketli yem levreğin daha çok dikkatini çekeceğinden canlı yem daha verimli olacaktır.

Avlanılan yer elverişli ise bu takımdan birkaç tane yapıp değişik yerlere atılabilir. Takımlar denize atıldıktan sonra, bir çubuk dikerek misinalar çubuklar üzerine açılan yarıklara takılır, mümkünse misinalara birer zil takılır.

Balık yemle ilgilendiğinde acele etmeden balığın yemi tam yutmasını beklemek gerekir. Yemi yutan balık zaten takımı sürüklemeye başlayacaktır. O zaman misinayı yakalayıp bir tasma atarak iğnenin ağıza oturması sağlanır. Yakalanan balık yora yora kıyıya kadar çekilip kepçe ile alınmalıdır.

Balığı iğneden çıkarırken, öncelikle sırt yüzgeçlerindeki ve galsamasındaki iğnelere dikkat etmek gerekir. Karnı avucumuzun içine gelecek şekilde galsemaların altta birleştiği noktada tutup, kargaburun yardımı ile iğne çıkartılır.

b) Şamandıralı Savurma Olta:

İğneler 1138 veya 1253A model 3/0 ile 6/0 arası seçilir. Kullanılan misina kalınlıkları ve iğne ölçüleri avın büyüklüğüne göre küçültülebilir. Bu takım daha ziyade akıntılı sularda tatlı suların denize döküldüğü yerlerde kullanılır. Takım atıldıktan sonra salınarak ve çekilerek takımın gezmesi sağlanır. Canlı yem takılması verimi arttırır.

c) Bırakma Olta:

Kullanılan malzemelerin numaraları yine aynıdır. Bu takıma beden bağlanmaz;Şekil-2 takim kendi halinde serbest bırakılır. Kullanılan şamandıra diğer takımın şamandırası gibi küçük balon şamadıra değil, büyük şamandıra yada 2 litrelik pet şişe veya plastik bidon seçilmelidir. Bu takımla av gezici olduğu için tekne ile yapılır. Hafif akıntılı sulara bu takımdan kontrol edilebilecek sayıda bırakılır. Tekne takip edilebilecek mesafeye alınıp şmandıralar takip edilir.Balık yakalandığı zaman oltanın yanına gidip balık alınır ve olta tekrar yemlenir.

d) Ağırlıklı Bırakma Olta: Bu takıma da beden bağlanmaz. Bu takım da akıntılı sularda kullanılır. Av bölgesine birden fazla takım bırakılır. Takım sabit olduğu için yüzerek veya tekne ile kullanılabilir. Av yerine göre köstek, bedene istenilen noktadan bağlanabilir.

e) Kıyıdan Yapma Yemler Kullanılarak:

Makaralı kamış ve değişik tipte yapay yemler kullanılarak atıp çekme yöntemiyle yapılır. Silikon yapay balıklar, metal kaşıklar ya da ülkemizde Rapala adı ile bilinen yapay yemler kullanılabilir.

Metal kaşık ya da silikon yemler ile avlanılacaksa misinanın ucuna klipsli fırdöndü bağlanır. Kullanılacak kaşık da klipse takılır. Rapala türündeki yemler ise fırdöndü kullanmadan direkt olarak misinaya bağlanmalıdır. Rapalanın misinaya bağlantısı, düğümler sayfasında anlatılan rapala düğümü ile yapılmalıdır.

Uygun bir kıyıdan kamış ile savrulup yavaş yavaş çekilerek av yapılır.Bu takımda kullanılan misinanın kalınlığı ne kadar ince olursa yem o kadar uzağa atılabilir.

f) Sırtı Çekerek: Tekne ile yapılabilir.

Ege, Akdeniz ve Çanakkale boğazında çok kullanılan bir yöntemdir. 0.50 bedene, avlanılacak suların akıntı durumu ve derinliğne göre 30-75 gram arası bir delikli kurşun takıldıktan sonra 2-3 cm’lik bir fırdöndü takılır. Fırdöndüden sonra yaklaşık 5 kulaç uzunluğunda 0.25 -0.30 arası kaliteli bir misinadan ek beden takılır. Ek bedenin ucuna ise hafif bir metal kaşık ya da silikon balık takılır. Eğer rapala türünde bir yem kullanılacaksa ya da çok sığ sularda avlanılacaksa kurşun kullanılmaz.

Tekne ile ağır yollu ve sessizce kıyılar takip edilirken, yem suya bırakılıp misina 15-20 kulaç kadar salıverilir. Ağır yollu olarak gidilirken misina elde tutularak av yapılır. Balık vurduğu anda olta yavaş yavaş toplanıp balık alınır.

g) Levrek Çaparisi:

Çapariye geldiği dönem ve yerlerde kullanılır. Burada çapari yapımı ayrıntılı olarak anlatılmayacaktır. Ancak kullanılan çaparinin genel özelliklerini özetlemekte yarar görüyoruz. Çaparinin bedeni 0.60 lık sarı veya yeşil misinadan, köstekler ise 25-35 cm uzunlukta 0.40 misinadan yapılmalıdır. Levrek çaparisinin iğneleri 1251C, 90213 model iğnelein 6/0 - 7/0 boyları veya 900,2315 model iğnelerin 5/0 - 6/0 boyları olarak seçilir. Kırmızı horozzun boyun tüylerinden 5 veya kına ile boyanmış kazın boyun tüylerinden 3 adet tüy kullanılır.

h) Levrek Paraketesi:

Levreğin dolaştığı bilinen alanlara, taşlık, otluk bölgelerin arasındaki kumsal boşluklara bırakılır. Tekneden atılabildiği gibi kıyıdan suya girerek de sığ sulara atılabilir. Beden 100 no misinadan kollar 0.50 misinadan yapılır. Kol boyları yarım kulaç, kol arası mesafeler iki kulaç yapılır. Levrek ağzı geniş bir yapıya sahip olduğu için geniş dirsekli galvaniz iğneler kullanılmalıdır. 1138 veya 1140 kalite 2/0 – 4/0 iğne yada benzerlerini kullanabilirsiniz. İğne adedini en fazla 20 olarak yapmanızda fayda vardır. Levrek paraketesinde canlı yem birinci tercih olmalıdır. Kefal, izmarit, karides, sübye, kalamar, iskorpit, gelincik, kaya balığı ile yılanbalığı ve zargana yavruları yem olarak kullanılır. Eğer bu balıkları canlı olarak kullanabilirsek ve yer seçimini doğru yapabilirsek iyi bir netice almamız kesindir.

Canlı yem birkaç şekilde takılabilir.

1- Dudakları sağlam balıklarda iğne önce alt dudağından sonra üst dudağından saplanarak ucu dışarı çıkınca bırakılır.

2- İğne balığın sırt yüzgecinin hemen altından batırılıp diğer taraftan çıkarılır, sonra biraz çekilip galsamasından sokulup ağzından çıkarılıp bırakılır.

3- İğne sadece sırt yüzgeci altından saplanıp ucu diğer taraftan çıkarılıp bırakılır.

4- İğne galsamasından sokulup üst yada alt dudağına sağlanarak ucu dışarıda bırakılır.

Ölü yemler ise iğne gözükmeyecek şekilde diker gibi dikkatlice takılmalıdır.



ZARGANA

Av Dönemi:

Zargana avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir.

Nerelerde Bulunur:

Su yüzünde yemlenir. Sardalye, kolyoz,aterina ve hamsi gibi balıklarla beslenir. Saldırgan bir yapıya sahip olduğu için gücünün yettiği her balığa saldırmaktan çekinmez. Aynı zamanda her türlü balığa saldırmaktan çekinmez. Aynı zamanda da hemen hemen her türlü balığın avlanılmasında yem olarak kullanılır. Sahile yakın bölgelerde devriye gezer, tatlı suların denize döküldüğü yerleri çok sever 1.5 metre boyuna kadar büyüyebilir. Sırtı çekerek yapma yemlerle avlanabildiği gibi tabii yemlerle gezici olta takımları ile kamışlı takımlarla sahilden atıp çekme şeklinde de avı yapılır. Kullanılan misina ince ve çekeri fazla kaliteli misina olmalıdır.

Avcılığı:

A- SIRTI TAKIMI

Bedende 0.40 misina kullanılır. Beden ucuna 3/0 no klipsli fırdöndü bağlanır. 0.22 misina ucuna çift katlı kasa gözü düğümü yapılarak fırdöndünün klipsine takılıp 5 kulaç ölçülerek kesilir. Misina ucuna 1251c 6 no iğne bağlanıp bu iğneye plastik yem (Raglou 55-100mm beyaz ve şeffaf simli ) veya piyasada satılan zargana ipeği bağlanarak takım tamamlanır. Bu takım tekne arkasından çekilerek kullanılır. Tekne hızı leverek avında kullanılan 3-5 millik hızdır.takım fırdöndüden sonra 10 kulaç salınarak kullanılır.

B- KAMIŞLI SAVURMA TAKIMI

Kamışlı savurma takımı yapma yemli olarak atılıp çekilebildiği gibi iğneye yem takılarak yemli olarak da avlanabiliriz. Beden ucuna balon şamandıra bağlanır. Şamandıranın diğer deliğine halka vasıtayla klipsli fırdöndü takılır. 0.22 misina 1m kesilerek bir ucuna çift katlı kasa gözü düğümü atılarak klipse takılır misinanın diğer ucuna da 1251 6 no iğne bağlanarak takım tamamlanır. Bu takıma plastik yem takılırsa atıp çekerek, tabi yem takılırsa akıntıya bırakılarak avlanılır..

KEFAL


Nerelerde bulunur:


Sığ sularda kıyı boyunca dere ve nehir ağızlarında ve hatta içerilere girip gezerler. Parçalanmış yemler , küçük karidesler, teke, ekmek gibi yiyeceklerle beslenirler. Dolaşmaları devamlı olur,belirli bir yaşam bölgeleri olmadığı için avlandığımız bölgede tutabilmek için bölge yem olarak kullandığımız balıkların parçalarıyla veya ekmek gibi yiyeceklerle yemlenebilir. Ekmek ,sardalye,kolyoz veya garos kefal için kullanabileceğimiz en iyi yemlerdir. Kefal avı genellikle kıyıdan yapıldığı için balığı ürkütecek ses ve görüntü vermemek gerekir.

Avcılığı:

a- YÜZEY SARMASI (KIBRIS) İLE KEFAL AVI

Bu balığın yemlenmesi, hem de yakalanması amacını güder. Piyasada satılan 2 m kadar çapında mantar yada poliüratandan yapılan ortasından tel geçirilerek halka yapılmış şamandıralar kullanılır. Halkanın birine beden bağlamak amacıyla fırdöndü takılır ve buna beden bağlanır. Diğer halkaya 0.20 köstek misinası bağlanır. Bağlantı noktasından 5 cm sonra 1251-1522-1523 7-9 no arası iğneler sıra ile direk kolsuz olarak kösteğe 4 cm ara ile bağlanır. İğne adedi 10 yada 15 olmalıdır. İğneleri kösteğe bağlama MİSİNAYA İĞNE BAĞLAMA kısmında gösterildiği gibi yapılır. Takım hazırlandıktan sonra ekmeğin kabuk kısmından şamandıranın boyu kadar etrafını saracak büyüklükte kesilerek şamandıranın etrafına sarılır. Alttan sarkan iğneli kösteğin en sonundaki iğneden tutularak ekmeğin üzerinden dolanarak sarılıp son iğne şamandıraya sıkıca saplanır. Ekmeğin dağılmaması için takımı çevirerek değil savurarak atmak gerekir. Deniz çırpıntılı yada akıntılıysa bedene kurşun takılarak sürüklenmemesi sağlanmalıdır. Kurşun ile mantar arasındaki mesafe takımın kullanılacağı derinlikten 50 cm kadar fazla olmalıdır. Bunu ayarlamak için takımı yemlemeden atarak su derinliği ölçülüp sonra yemlemek gerekir.

Biraz daha ustalaştıktan sonra kurşun ile mantar arasına birkaç tane daha iğne bağlanarak dip ve orta sularda gezen balıklarında yakalanma şansı arttırılır. Aynı zamanda dip ve orta sularda gezen balığın bu yemleri takip ederek su yüzünde bulunan esas olta kısmına yönelmesini sağlamış oluruz. Kullanılan kurşun ağırlığı sürüklenmeyi önleyecek ağırlıkta seçilmelidir..

b- ŞAMANDIRALI SARKITMA OLTA İLE KEFAL AVI

İki delikli balon şamandıranın bir tarafına fırdöndü vasıtasıyla beden bağlanır, diğer deliğine 1 m boyunda köstek bağlanır. Şamandıradan 20 cm. sonra 15 cm. aralıkla 10 cm. boyunda iğneli üç adet kol bağlanır. Kösteğin en sonuna da bir iğne bağlanarak takım tamamlanır. Bu takımda kullanılan iğne ve misina ebatları diğer kefal takımındakilerle aynıdır. Kefal avında genellikle ekmek kullanılır. İğneye ekmek içini takarken ekmeği sıkmadan pamuk şeklinde takmalı, taktıktan sonra da iğne palasından sıkılarak ekmeğin düşmemesi sağlanmalıdır. Ekmeğin boyutu iğneyi örtecek büyüklükte olması yeterlidir. Bu takıma teke, karides veya yaprak yem takılırsa melanur olan bölgelerde melanur takımı olarak da kullanabiliriz.

Kefal kıyıya yakın yerlerde bulunduğu için avcılığı genellikle kıyı avcılığı olarak yapılır. Serbest bırakılan takımın yüzen insanların bulunduğu bölgelerde kayması ve insanlara zarar vermesi mümkündür. Dikkat edilmesinde fayda vardır. Bu yüzden yaralanan ve 15 seneyi iple çeken balıkçı arkadaşım Naci Toktaş’a selam olsun!

c- MAKARASIZ KAMIŞLI SARKITMA OLTA İLE KEFAL AVI


Bu tip kamışlar tatlı su ağızlarındaki göletlerde tatlı suların durgun kısımlarında kullanılır. Bunun için 6 m boyundaki teleskopik kamışlar kullanılır. Köstek ve bedenin toplam boyu en fazla kamış boyu kadar olmalıdır. Kamış boyu kadar kesilen misina kamış ucuna bağlanır. Misinanın diğer ucuna da 3-4 no üçlü iğne bağlanır. Üçlü iğneden kamışa doğru 15 cm sonrasından başlanarak 15 cm aralıklarla 10cm boyunda üç adet iğneli kol bağlanır. Son koldan 50 cm sonra misina kesilerek araya 3/0 fırdöndü bağlanarak takım tamamlanır. Sıra şamandıraya takmaya gelmiştir . bu takımda dıştan takılabilen renkli çubuklu şamandıralar kullanılırsa estetik açıdan daha güzel olacaktır. Hazırlanan takım yemlenmeden suya indirilir üçlü iğne dipten 50 cm yukarıda kalacak şekilde şamandıra takılır. Sonra takım yemlenerek suya yavaşça bırakılıp suyun değişik kademelerinde bekletilerek avlanılmaya devam edilir. Balığın yeme vurduğu nokta belirlenerek şamandıra buraya kaydırılır. Takımın devamlı aynı seviyede kalmasına dikkat edilerek avlanmaya devam edilir . balık yemi yedi ve yakalandığı zaman etrafında balık olduğunun hissedildiği durmalarda takım çırpılarak çekilir, etrafta dolaşan balıklar varsa üçlü kanca ile yakalama şansı aranır.

MERCAN


Nerelerde bulunur:

Mercan genellikle taşlık,kayalık bölgelerde ve civarlarında yaşar.Bu yerleri denize dik olan kıyı hizalar ada etrafları gibi yerlerde arayabiliriz. Avlanmak için durduğumuz zaman kurşunu dibe vurdurmak suretiyle dibin kumluk mu taşlık mı olduğunu anlayabiliriz. Hiçbir tahminde bulunamıyorsak arama yoluyla bu yerleri bulabiliriz. Bunun için şöyle bir sistem uygulanır ,tekne çapa atmadan serbestçe bırakılır takımlar yemlenerek avlanılmaya başlanır balığın vurduğu yerde kerteriz alınarak yada şamandıra bırakılarak işaretlenir.Akıntıya göre çapa balığın vurduğu yerin ilerisine atılıp çapa ipi salınarak tekne avlanma noktasının üzerine getirilir.Antalya da su derinliği fazla olduğu için parça parça küçük döküntü taşlık alanları taramak amacıyla çapa bırakılmaz tekne akıntıya bırakılarak avlanılır fakat teknenin yavaş akması için paraşüt denilen bir sistem kullanılır.Bu sistem yaklaşık 2x2 metre ebadında brandanın dört köşesine ip bağlayıp ortada birleştirerek paraşüt şekline getirilmesi ve 4-5 metre kadar ip salarak suya bırakıp teknenin akışını yavaşlatması şeklinde kullanılır.

Bir başka arama şeklide tahmini mercan bulunabilecek yere çapa atılıp avlanmaya başlanır.Balık vurmuyorsa çapa ipi parti parti salınıp balık bulununcaya kadar aramaya devam edilir.Eğer balık bulucu,deniz derinliğini ve şeklini gösteren elektronik bir aletiniz varsa bu iş çok daha basit olacaktır.Mercanın bulunduğu bölgelerde diğer taş balıklarının da bulunma olasılığı olduğu için bunlara uygun takımları hazır bulundurmakta fayda vardır.

Mercanın en iyi yemi taze sardalyedir.Taze hamsi,sülünez,mamun,teke,kurt,karides,dilimlenmiş kalamar,sübye ve kolyoz istavrit gibi beyaz balıkların filetoları da yem olarak kullanılabilir.

Mercan olta takımları suyun akıntısına ve derinliğine göre düzenlenir.

Avcılığı:

A- KÖR KOLLU TAKIM İLE MERCAN AVI

Bu takım derin sularda balık vuruşlarını daha iyi hissetmek için fileto dilimlenmiş sardalya kullanıldığında kolun kösteğe dolanmasını azaltmak amacıyla kullanılır.Takım öksüz bağı ile yapılan kısa kollu kollara sahip olduğu için bu adı alır.

Beden 0.40-0.50 misinadan yapılır,beden ucuna 2/0 no fırdöndülerden kolçak yapılır.Alt fırdöndünün klipsli ve kilitli olmasında kösteğin bozulduğunda değiştirilmesi açısından fayda vardır.Köstek misinası 0.26-0.33 no misinadan seçilir,köstek başına çift katlı üç sarımlı kasa gözü düğümü atılarak fırdöndüye takılır.Fırdöndüden 40 cm sonra sıra ile 10 cm aralıklarla 6 cm boyunda üç adet kol öksüz bağı yapılır.Kol boyları misina bağlandıktan sonra kalan misina boyu 6 cm olacak şekilde ayarlanmalıdır.Üçüncü koldan 25cm sonra 20 cm boyunda bir kol daha yapılarak hemen kol dibine kurşun takmak için kasa gözü düğümü yapılarak takım tamamlanır.Takımda kullanılan iğneler 1251c – 1523d 6 no iğneler veya benzeri olarak seçilmelidir..

B- UZUN KOLLU TAKIM İLE MERCAN AVI

Beden ucuna bağlanan kolçak kör köstektekinin aynısıdır. Fırdöndüden sonra20 cm ara ile 15 cm boyunda üç kol yapılır. Üçüncü koldan 30 cm sonra kasa gözü yapılıp buna 3/0 no klipsli fırdöndülerden yapılmış iki fırdöndü arası 15 cm olan bir kolçak ilave edilir. Bu iki fırdöndü arasına suyun derinliğine ve akıntısına göre ağırlığı seçilmiş kurşun takılır, alt kolçağın boşta kalan fırdöndüsünün ucuna 25 cm boyunda kol bağlanarak takım tamamlanır. Bu takımda kullanılan misine ve iğne numaraları kör köstekli takımların ki ile aynıdır.

İZMARİT- KUPPES- BARBUNYA - KIRMA MERCAN (MANDAGÖZ) AVCILIĞI


Mercanın aksine dibi kumsal, çamur ve otluk alanlarda yaşarlar. Takım mercanın kör kollu takımı gibi donatılır. Kol 6-7 adete çıkarılabilir. Ancak kullanılan köstek misinası 0.18 – 0.20 iğnele ise 1251c-11444-1523-1522-15507 6-8 ,264 8-10 no veya benzeri olarak kullanılır.

Bu balıkların ağız yapıları küçük olup yemi küçük darbelerle yedikleri için iğneye yem takılırken yemin iğneden taşmamasına dikkat etmek gerekir. Avlanılmaya başlandığında balık artıklar ile bölge yemlenirse avımız daha verimli ve uzun süreli olacaktır . ilk oltamızı suya indirirken alt iğneye ezilmiş sardalyeyi kolay düşecek şekilde takarız. Takımı dibe indirdikten sonra takım sert bir şekilde çırpılırsa taktığınız yem sardalye dağılarak düşecek ve bir tür yemleme sağlanmış olacaktır. Hatta önce iğneye balığın bir seferde yiyemeyeceği büyüklükte iri yemler takılırsa balıkların bunu iğneden çıkartıp alması ve bunu kapmak için saldırganlaşması sağlanır.

Yem olarak sardalye ,teke ,sülünez ve mamun kullanılabilir. Ancak özellikle izmarit,kupes ve mandagöz avında bazen balığın yeme sarması o kadar hızlı olur ki yem yetişmez hale gelir . bu arada iğneye kolay çıkmayan ince şerit halinde kesilmiş sübye kalamar veya kolları takılırsa balık yakalama şansının artığı gözlenecektir. Balıklar

yeme gelmekte nazlandığı zaman kurşun yere değdikten sonra beden birkaç kulaç salınır sonra hafif hafif çekilip salınarak balığın yemi kıskanması sağlanır.

SOKAR - ISKAROZ


Sokar ve ıskaroz da karagöz ile aynı sularda yaşarlar.

Takımın yapısı karagöz takımlarının aynısıdır. Ancak kullanılan misina 0.20 , iğnelerde mustad 1251 8 yada 9 no iğnedir.

Sokar beslenirken yemi dipten alır. Ege ve Akdeniz kıyılarında esmer sokar ve beyaz sokar olmak üzere iki çeşidi bulunur. Boyları 40 cm. geçmez. Genellikle 20 cm civarında bulunurlar.Zehirli dikenleri solungaç kapakları üzerinde bulunur.

Sızı verici olmasına karşılık İnsan hayatını tehlikeye sokacak bir tehlikesi yoktur. Oltadan kargaburun aracılığıyla çıkartmak akılcı olacaktır.

MIRMIR-LİDAKİ-ISPAROZ- SARPA

sarpa

Bu balıklar aynı sularda yaşarlar ve genellikle bir arada bulunabilirler. Sahile yakın dibi kumluk otluk ve döküntü taşlık alanlarda yaşarlar.Ağız yapıları küçük olduğu için ince misinalar ve küçük iğneler kullanılır.Yemi dipten alırlar,bu nedenle takım dibe yatırılarak kullanılır.

Sardalye,hamsi,kurt,teke,midye,sülünez ve kesilmiş karides yem olarak kullanılabilir..

Sığ sularda veya kıyıda avlanıldığı için görüntü vermemeye ve ses yapmamaya dikkat edilmesi gerekir.

Beden 0.30 misinadan yapılır.Beden ucuna 3/0 no klipsli fırdöndülerden 15 cm arası kolçak yapılır, bu kolçak arasına delikli kurşun ağırlık takılır.Kurşun ağırlığı 75gr olması yeterli olacaktır.İkinci fırdöndüye kasa gözü düğümüyle 0.18 yada 0.22 misina bağlanıp 30 cm sonra ucuna 1251-1522-1523 kalite 8-12 no iğne bağlanmış 3 adet 10 cm boyunda kol 15 cm arayla bağlanır.Son bağlanan koldan 25cm sonra köstek sonuna bir iğne daha bağlanarak takım tamamlanır. Tekne ile avlanılıyorsa takım hemen tekne altına indirilmez, savrularak tekneden uzak noktaya atılıp avlanılır. Kamış ila avlanılması daha uygun olur. Eğer elle avlanılıyorsa atarken çevirerek değil savurarak kullanmak gereklidir.


AKYA-SARI KUYRUK (KUZU) AVCILIĞI



Akdeniz’in en meşhur balıklarından biridir. Kolyoz, sardalya, istavrit, kalamar, sübye, zargana, palamut gibi balıklarla beslenir. 1-1.5 m. Boya 20 kg. ağırlığa ulaşırlar. Genellikle suyun yüzüne yakın ve orta sularda avlanırlar. 1-200m. Derinliğe kadar sularda yaşarlar.

A-BIRAKMA OLTA İLE AKYA AVI:


Orkinos bırakmasına benzer. Beden 100 nr.misinadan yapılır. Beden ucuna 4-6 no fırdöndü bağlanır. Bölge balığının büyüklüğüne göre 0.70-100 no arası misina 5 kulaç kadar ölçülüp fırdöndünün diğer ucuna bağlanır, ucuna da 2330 DT veya 2310 2-5 no. iğne bağlanır. Yem olarak yukarıda yazdığımız, beslendiği balıklardan herhangi biri kullanılır. Yemin canlı olarak kullanılması tavsiye edilir. Yem takma şekli orkinostaki takma şekli gibidir. Çevrede orkinos, palaska, kılıç, torik gibi balıklar varsa bunlarında oltaya gelmesi mümkündür. Dikkatli olup gerektiğinde takımı şamandıralamayı unutmayınız.

B- SIRTI İLE AKYA AVI:


Beden misinası 100 lük kullanılır. Yapma balık kullanılacaksa kolyoz, zargana, uskumru, sübye benzeri en az 3-5 m. Dalabilen metal ağızlı yapma balık kullanılır. Beden ucuna bağlanan yapma balıktan makaraya doğru 10 kulaç ölçülüp 4-6 no fırdöndü, bu fırdöndüden de 10 kulaç daha ölçülüp bir fırdöndü daha bağlanır. Bu ili fırdöndü arasına 150 gr. Delikli kurşun takılacaktır. Takım denize toplam 50 m. Kadar salınarak avlanma yapılır. Bu takıma da iri balıkların gelmesi mümkün olduğu için misina makarasının sonuna şamandıra beden eklemek amacıyla kasa gözü yapmakta fayda vardır. Bu avcılıkta da teknemizin her zaman çalışır durumda olmasına, bıçağımızın ve kancamızın her an elimizin altında olmasına dikkat etmeliyiz.

LAMPUKA AVCILIĞI

Akdeniz’de rastlanan bu harika görünüşlü balığa Ege ve Karadeniz’de rastlanmaz. Ancak araştırmalara göre Süveyş kanalının açılmasından sonra Akdeniz’e geçen Hindistan Balığı ve lampuka gibi balıkların doğu Akdeniz’den Ege denizine doğru yavaş yavaş yayılım gösterdiği saptanmıştır. Bir zaman sonra bu balığa Ege’ de rastlama olasılığı vardır. Eylül ayından itibaren av vermeye başlar. Korkusuz, meydan okuyan tavırları ve saldırgan yapısı ile avcılığı çok zevkli bir balıktır. Tekne ile avlanırken etrafınızda dolaşan balıklara ve oltadaki balığa korkusuzca yaklaşır. İlk rastlayan balıkçıların lampukanın bu hareketi karşısında seyredip kaldıkları olur. Yakalandıkları zaman sudan metrelerce yukarı fırlayarak, çılgınca hareketlerle büyük direnç gösterirler. Tekneye alındıktan sonra bile dakikalarca çırpınması bitmez. Bu avı lüferinkine benzer. Yan yüzgeçlerinden boylamasına üst tarafı mavi, lacivert alt tarafında yeşil,sarı görünümlüdür. Dik inen küt kafasıyla, geniş ve kuvvetli ağız yapısıyla tropikal bir balık görünümündedir. Ege bölgesi dahil bir çok bölgede tanınmaz. Hatta bir çok balıkçı böyle bir balığın varlığını bile bilmez. Antalya civarı balıkçıları ve olta balıkçılığını bir yaşam tarzı haline getirmiş, amatör balıkçılıkta uzmanlaşmış kişiler lampukayı iyi tanırlar. Kıyılara bile korkusuzca yaklaşan lampuka, kefal, sardalya, kolyoz, kalamar, izmarit, istavrit ve gözünün kestiği her balıkla beslenir. Canlı kefal ve izmarit en popüler yemidir. 1,5 m. Boya kadar ulaşırlar ve denizin 100m. Derinliğine kadar iner.

A-BIRAKMA OLTA İLE LAMPUKA AVI:,

Bedende 0.35-0.40 kaliteli misina kullanılır. Eğer çekeri çok fazla olan daha ince ve daha sağlam misina bulabiliyorsanız bunu kullanmakta fayda vardır. Zira burada şamandıra küçüktür ve yem olarak kullanılan balığın uzun bir kolla dolaşma serbestliği içinde olması gerekir. Kalın misina balığı dibe doğru çeker ve balığın çabuk yorulup ölmesine yol açar. Bu yüzden ince fakat sağlam misina kullanmak doğru seçim olur.

Beden ucuna 3 no fırdöndüden yapılmış kolçak bağlanır. Kolçağa 3 kulaç kol bağlanıp ucuna 2330 DT – 2310 4-5 no iğne bağlanır. Yem canlı olarak takılıp denize salınır. Fırdöndüden makaraya doğru iki kulaç ölçülüp küçük bir şamandıra takılarak 10 kulaç daha salınıp beklenir. Lampuka sürü halinde gezdiği için biri yakalanınca diğerinin de yakalanma şansını bulmak için aynı şekilde hazırlanmış ikinci takımda yedekte bekletilir. Denizdeki oltaya balık yakalandığı zaman hemen yedek takım da denize indirilip atıp çekme işlemine girişilir. Lampuka yakalandıktan sonra kolay kolay yorulmaz, bu yüzden sert darbelere dikkat edilerek, yorulması beklenmeden tekneye alınır.

B-SIRTI İLE LAMPUKA AVI:


Bu takımda da ince fakat güçlü misina kullanmanızda fayda vardır. Yem olarak yapma balık veya plastik balık kullanılır. Beden ucuna bağlanan yapma balıktan makaraya doğru 10 kulaç arayla iki adet1/0 fırdöndü takılarak takım hazırlanır. Takım toplam 25 kulaç salınarak tekne arkasından minimum hızla çekilerek avlanılır. Bırakma takımında yapıldığı gibi ikinci yedek takım hazırda bekletilir. Birinci takıma balık yakalandığı zaman tekne boşa alınmaz, yürümeye devam edilir. Yakalanan balık teknenin 2 kulaç kadar yakınına getirildiği zaman ikinci takım suya bırakılır. Sürüdeki diğer balıklar merakla yakalanan balığın arkasından geldiği için ikinci balık yakalanana kadar birinci takım balıkla birlikte çekmeye devam edilir. Eğer yakalanan ilk balık çok iri ve takımı koparma olasılığı varsa bekletilmeden tekne içine almakta fayda vardır.

Lampuka hemen yer değiştirmez. Eğer süratli hareket edilirse ve hazırda bekletilen sardalya ve kolyoz parçaları ile deniz yemlenirse avın çok bereketli geçmesi olasıdır.

ZOKA

1-ZOKALI AVCILIK:

Zokalar şekilleri ve ağırlıkları açısından birçok çeşitlere ayrılırlar. Ancak yeni üretilen bazı malzemeler birçoğunu kullanılmaz hale getirmiştir. İlk zamanlar zokaları balıkçılar kendileri yaparken zamanla ucuz ve bol bulunmaya başladığı için bundan vazgeçilmiştir. Bunun için burada halen geçerli türlerden bahsedilecek ve yapma şekline hiç değinilmeyecektir.

Zokalarda taze çıkarılmış fleto ve sülük yemler, karides, midye, yengeç, mamun yem olarak kullanılır. Avlanacağınız zokanın parlak olması gerekir. Bu zokalı avcılığın önemli kısmıdır. Zokanızı parlatmak için üzeri çalı sırtı, cam parçası veya zımpara ile kazınır. Sonra avuç içine birkaç damla civa konulur. Zokanın kurşun kısmı avuç içinde yün güderi veya parmak ile ovularak parlatılır. Zokalar ılık ve sıcak havalarda fazla derin olmayan, az akıntılı sularda, ayrıca çirura, kolyoz, uskumru, lüfer gibi göçmen balıkların bölgeye gelme zamanında kullanılır. Soğuk havalarda balık daha derine kaçacağından ve fazla akıntıda yem uçacağından pek kullanılmaz. Çok akıntılı sularda kullanılmasa da akıntılı suların üzerinde bulunan ada, kaya parçaları ve burunların kuytu kısımlarında oluşan durgun sularda, deniz dibi akıntılarının dipteki alçaklık ve yükseklik sebebi ile meydana gelen anafor ve kaynamaların bulunduğu yerlerde, iki akıntının çarpıştığı yerlerin durgun kısımlarında zokalı avcılık iyi netice verir.

A-ZOKA İLE KARAGÖZ – MELANUR AVI:

Yukarıda bahsedilen yerlerde karagöz, melanur, sokar gibi balıkların yakalanması mümkündür. Eğer bu bölgelerde av yapılacaksa tekne kesinlikle bu oluşumların içine demirlenmez. Hatta bölgeye yaklaşırken ve demir atarken ses çıkarılmaz. Tekne takımı bu oluşumların içine atılabilecek bir mesafeye demirlenmelidir. Takım buraya atılır dibe inene kadar beklenir ve tekrar çekilip atma işlevine devam edilir. Balık yakalanırsa yakalandığı derinlik takım üzerinde işaretlenerek bir daha ki sefere balık yakalanmazsa dahi o derinlikte dalgalanmaya bırakılır.

B- ZOKA İLE ÇİPURA AVI:


Çipura avı birçok tip zoka ile yapılabilir. Suyun akıntısına ve derinliğine göre sarımsak, sülük, fındık zokalar da kullanılabilir. Diğer balıklar tarafından kolayca parçalanamadığı için yengeç yem tam olarak kullanılır. Tek zoka ile avlanıldığı gibi takıma hırsız zoka veya hırsız iğne takılarak ta kullanılabilir. Çekeri fazla olan 0.25 no misina beden veya kol olarak kullanılır. Zokalı avcılık derin sularda yapılmadığından sessiz olmaya ve görüntü vermemeye dikkat edilmelidir.

C- ZOKA İLE USKUMRU – KOLYOZ AVI:

Uskumru ve kolyoz mevsimlerinde çaparilerle avcılık daha doğru olur. Ancak peşlerinden gelen iri balıklar yüzünden yada göç zamanı yaklaştığı için balık dağılır ve ürkekleşir.bu bile zoka ile avlanmamız gerektiğini gösterir.

Bedende 0.25 no misina, zokada da sülük zoka tercih edilmelidir.beden ucuna 6 no fırdöndü bağlanır. Fırdöndüden sonra bir kulaç 0.25 no kol bağlanıp ucuna zoka bağlanır. Yem olarak dilimlenmiş sardalya fletosu takılır. Yemlenen takım denize atılıp 10 kulaç inmesi beklenir ve tekrar çekilip atılarak avlanmaya devam edilir.

D- ZOKA İLE LÜFER AVI:

Lüfer avı pişkova tipi zoka ile yapılır. Pirçolların kurşun kısmı kısa olduğu için lüfer tarafından kesilme ihtimali vardır. Pişkova ve ovala uzun bir sapa sahip olduğu ve daha ağır olduğu için tercih edilir. Beden kalınlığı 0.40 veya 0.50 no misinadan, kol 0.30 – 0.35no misinadan yapılır. Zargana, kolyoz, istavrit veya sardalya fletosu düz durmasına dikkat edilerek diker gibi iğneye takılıp son birkaç santimetresi iğneden sarkıtılır. Takım donanımı çipuranın tek zokalı takımının aynısıdır.


Gökçeada Balık Çeşitleri

[uskumru] Balık konusunda bu kadar fazla seçeneğe sahip olan Gökçeada, tutkunlarını heyecanlandırmaya hazır yerlerden biri. Çünkü bu sularda 144 balık türü yaşıyor ve sadece 5 – 15 metre arasında 76 çeşit bulunuyor.

Bu rakamlar düşünüldüğünde yörenin ne kadar bereketli sulara sahip olduğu ortaya çıkıyor. Gökçeada balık türlerine örnek vermek gerekirse: uskumru, kolyoz, orkinos, kılıç, sardalya, uskumru, kolyoz, orkinos, kılıç, palamut, istavrit, barbunya, tekir, kırlangıç, sarpa, melanur, mercan, karides, ıstakoz, kalamar ve ahtapot… Bu balıkların bir kısmı ada içinde satılırken, büyük kısmı kamyonlarla Çanakkale’ye gönderiliyor.


Canlı Yemle Balık Avı Tekniği:

Canlı yem yakalamak için yüzey rapalasıyla yüzey sırtısı çekilir. Yüzey sırtısında Palamut,Yazılı Orkinos ve Tombik yakalanır. İpek floş çekilerek Zargana. Kalamar rapalası çekilerek Kamlar ve Sübye yakalanabilir. Yakalanan yem balıkları hangibüyük balık yakalanacaksa o balığa uygun takım yapılarak, yüzey sırtısı veya dip sırtısı çekilerek büyük balık avı yapılır.


– Canlı yemle yüzey sırtısı: Canlı yemle yüzey sırtısı yaparken ağırlık kullanmadan sırtı yapılabilir. Böylece canlı yemin daha rahat hareket etmesi sağlanmış olur. Bu çoğu zaman avantaj teşkil edebilir. Bazı zamanlarda yemi biraz daldırarak çekmek istenebilir. Bu durumlarda yemi biraz batıracak kadar kurşun ağırlık yada daldırıcı aparat kullanılır. Her iki durumda da takım suya kontrollü bir şekilde bırakıldıktan sonra, ip misinagenellikle, 50 – 100 m civarı salınır. Bu takımlar 3 – 7 mil arası hızlarla çekilir. Canlı yemle yüzey sırtısı yaparak, daha çok gezici balıkların avı yapılabilir. Bunların başlıcaları:Akya, Sinarit, Lagos, Barakuda, Wahoo, Lambuka, Orkinos, Kılıç Balığıyakalanır. Zaman zaman Sinarit ve Lagos da gelebilir. Balık avı her zaman sürprizlere açıktır.

– Canlı yemle dip sırtısı: Canlı yemle dip sırtısı yaparken yemi indirmeyi planladığımız derinliğe göre, kurşun ağırlık ve/veya daldırıcı aparat kullanmak gerekir. Daldırıcı aparatla birlikte, ortası delikli ağırlık kurşunlarından kullanılabilir. Bu kombinasyon, takımın fazla ağırlık kullanmadan daha derine dalmasını sağlar. Daha derine takım indirmek için ağırlık kurşunlarıyla yapılan ağırlık öbekleri 2 – 3 kulaç aralıklarla dizilerek de kullanılabilir.

Suni Yemlerle Balık Avı Tekniği:

1) Rapalayla Balık Avı Tekniği 2) Jigging Yöntemiyle Balık Avı Tekniği 1) Rapalayla Balık avı – Rapala ile yüzey sırtısı: Yüzey ve dip rapalaları hem yüzey sırtısında, hem de dip sırtısında kullanılabilir. Az bir ağırlıkla yüzey sırtısı çekilebilir. Dip rapalası ile yüzey sırtısı yaparken ağırlık kullanılmayabilir. Yüzey sırtısı çekerken, 4 – 7 mil sürat yapmak uygun olacaktır.



2) Jigging Yöntemiyle Balık Avı: Jigging , dikey sırtı yöntemidir. Jig suya bırakıldığında, serbest düşmesi sağlanır. Jig, formuna bağlı olarak değişik hareketler yaparak düşerken, orta suda dolaşan balıklar için cazibe yaratır. Bazen balıklar, jig serbest düşerken jig’e atlayabilir. Serbest düşmeye bırakılan jig balık vurmadan dibe ulaşırsa, hemen 1 m dipten yükseltilip sarsak hareketlerle kaçan balık imajı verilerek 10 – 20 m kadar dipten kaldırılır ve tekrar dibe bırakılır. Genellikle akıntı, rüzgar ve/veya dalgalar tekneyi sürüklediğinden, jig her seferinde farklı bir noktaya inerek, balık avı yapma ihtimalimizi arttırır. Hafif sürüklenmeler büyük bir avantajken, hızlı sürüklenmek jigging avını çekilmez hale getirebilir. Bazen, birbirine ters hareket eden akıntı, rüzgar ve dalga üçlüsü oltaların uçurtma olmasını engelleyerek, kötü havalarda bile jigging yapılmasına imkan sağlar.

* * * * *

TURNA BALIĞI :

Turna'nın saldırgan balık olmasından dolayı Turna avında atçek tekniği balıkçılar tarafından en çok uygulanan avlanma tekniğidir. Canlı yemle bırakma yapılarakta avlanır, ancak durağan olmasından dolayı birçok amatör avcı bırakma yaparak avlanmayı sevmez. Turna gezerek avlanmaz belli bir bölgede durur ve avını bekler. Ancak çok obur balık olmasından dolayı ilgisini çeken yemi gördügünde onu takip eder ve yeme saldırır. Bazen yemi takip eder, yeme atlamaz ve avlandığınız kayığın, botun gölgesine girer orada bekler. Böyle durumlarda dikkatli olun,kayığınızı yada botunuzu alttan delebilir. Yeminizi atıp kayığa doğru çekerken kayığın altından çıkıp yeme saldırdığı çok olmuştur. Turna avı için en ideal derinlik 1 - 4 mt. dir. Turna daha derinlerde olur ancak avlanma bölgesi genellikle sığ yerlerdir. Bunun nedeni daha derinlerde yüksek su bitkilerine olmaması ve buralara av yapılabilecek küçük balıkların olmamasıdır. Güneş ışınlarının aydınlattığı sığ yerlerde otlar daha çok ve yüksek olur, dolayısıyla küçük balıklar ve Turna buralarda çokca bulunur. Ancak şunuda unutmayın derinlerde herzaman en iri balık vardır. Bunları avlamakta genellikle bırakma yaparak olur.
Avlandığınız bölge ağaç ve su yüzeyine doğru uzanan otlar yoksa yeminizi dipten çekin. Turna böyle ağaçsız ve uzun ot olmayan bir bölgede yaşıyorsa, suyun dipindeki otların içine girmiş avını orada bekliyordur. Bir kaç denemeden sonra çekiş hızınıza, yeminizin ağırlığına göre dip'in derinliğini öğrenir ona göre avlanmaya başlarsınız. Eğer avlandığınız bölgede su içinde kalmış ağaçlar yada su yüzeyine doğru uzayan otlar varsa buralar turna için ideal avlanma bölgeleridir. Turna bu ağaç yada otların yanına gelir hareketsiz bi şekilde bekleyip yanına gelecek yeme saldırır. O nedenle bu gibi yerlerde yeminizi fazla derine indirmeden çekerseniz balık yakalama şansınız artar.
Turna avcısı birkaç denemeden sonra balığı mutlaka yakalar,
*Turna avında yanınızda açılır kapanır yada uzayabilen kepçe ,kepçenizin ağ gözleri 2 cm civarında, kalın misinadan yada naylon ipten yapılmış olsun. ( daha küçük gözlere iğne dolaşır en az 10 dk. iğneyi kepçeden çıkarmak için uğraşırsınız.).
*Çelik beden, turna bazen yemi gırtlağına kadar yutar misinanızı keser.
* Balığın ağzından iğneyi çıkarmak için pens, kerpeten, iş eldiveni (dişleri jilet gibi keskindir eliniz çizer kanatır)
* Balığı koymak için livar , livarınız biraz büyükçe olsun.

YEM :
Turna genellikle hareketli her şeye saldırır. Ancak hava koşullarına, suyun berraklığına göre bazen yem seçtiğide olur. Turna için en ideal yem SASİDİR. Sasiden sonra Mepss gelir.Eğer takım çantanızda bu iki yemden çeşidiniz varsa başka yeme ihtiyaçınız yoktur. İdeal mepss ler söğüt yaprağı şeklinde yüzeyi balık sırtı beyaz holigram kağıtlı olanlar ve Yüzey kırmızı noktalı metalik renkte olanlardır. ( özelikle comet 4 numara) Mepss seçerken 3 no'dan başlayıp 5 no'ya kadar olanlardan yanınızda bulundurun. 5 nolu olanı otun az olduğu derin yerlerde kullanırken 3 numarayı derinliğin az olduğu otlu bölgelerde 4 numarayı ikisinin ortası yerlerde kullanırsınız. 5 no fiyatının pahalı, ağırlığının fazla olması sizin için tercih nedeni olmasın. Bunlarla avlanabileceğiniz yerler yurdumuzda fazla yok, olta kutunuzda en fazla iki tane bulundurun. 4 ve 3 no lar bizim avlaklar için ideal dir.

ALABALIK AVI :

Genellikle İlkbahar aylarında iyi sonuç verir . Misinanızın kalınlığı 0,25 i geçmemeli, mantarınız su yüzeyine baskı yapmayacak şekilde ince uzun olmalıdır.İlkbaharın ilk günlerinde alabalık yumurtası ve solucan takarak avlanırsanız, balık tutma şansınız artar.. Balık mantarı batırdığında kamışın ucunu havaya doğru değil de yana doğru sertce atıp, kamışın ucunu suya doğru indirip makinayı sarmaya başlayın. Alabalık yumurtası ile avlanmadan önce avlanacağınız bölgeye 8-10 tane yumurtayı serpiştirin daha verimli sonuç alırsınız. Sıktırma kurşun mantarınızı batıracak ağırlıkta olmamalıdır. Mantarla sıktırma kurşunun arası 20- 25 cm sıktırma kurşunla iğnenin arası 45-50 cm olmalıdır Özellikle yazın gölde avlanırken iyi sonuç alırsınız. Ancak gölün dibinin taş yada ağaç kökü olması halinde iyi sonuç alamazsınız.

SOLUCAN :

Bu av şeklinde yem çok önemlidir, taktığınız solucan kıvır, kıvır ve kırmızı renkte olmalıdır, sıcaktan kendini bırakmış soluklaşmış solucanı avucunuzun arasında fazla sert olmayan şaplaklarla tekrar diri ve kırmızı hale getirirseniz şansınız artar. Eğer avlandığınız bölgede dip fazla yosunla kaplıysa iğnenizin dibine fazla büyük olmayan kahverengi renkte köpük takarsanız yem biraz havalanır ve yosunlara takılmaz. Balık yemi ağzına aldığında yemi iyice yutması , yada canlı yemin sağa sola ileri geri hareketli olması için fırdöndünün ön tarafına, 40-45 gr ağırlığında ortası delik kurşun kullanın. Kurşunun fırdöndüyü geçmemesi gerekiyor. Ayrıca bu şekilde ağır kurşunu epeyce uzağa atarken yemin üzerinde oluşacak gücüde (yemin yıpranmaması) azaltırsınız

BÖCEK VEYA ÇEKİRGE :

Göl ve dere kenarlarında kayaların üzerinde özellikle İlkbahar aylarında bazı böceklerin içi boş kalıntılarını görürsünüz. Bu böceğin canlısı o kayaların su içinde toprağa yakın bölümünde kayaya yapışmış bir halde bulunur bu böcekleri toplayıp kuyruk kısmından hayvanı fazla zedelemeden sırtına doğru iğneyi takarsanız dip oltasında ve mantarlı oltada çok mükemmel sonuç alırsınız. Alabalık hiç düşünmeden bu yeme atlar.( Bu böcek evriminin belli bir kısmını suyun dibinde kayalara yapışarak yaşamakta daha sonra yaşadığı o kayanın üzerine çıkıp sonra orda kelebek olup derenin üzerinde uçmaya başlamakta.) Temiz ve tehlikesiz böceklerdir.

FLY AVCILIĞI :

Fly avcılığında esas olan hafif ye Uygulaması zor olmasına rağmen, en gelişmiş ve en zevkli avlanma tekniğidir. Yem olarak kıldan veya tüyden yapılan yapay sinek kullanılır. Fly avcılığı havada dairesel hareketlerle yemi suya bırakmak (adeta kamçı gibi) yada yemi suyun yüzeyinde akıntıya bırakarak avlanmak şeklinde olur. Burada dikkat etmeniz gereken, Fly avcılığında kullanılan yemlerin hemen, hemen hiç ağırlığı olmadığı için kullanılan kamışın çok esnek olması gerekmektedir. Yemi uzağa atmak gerçekten maharet ister. Bu yüzden özellikle ABD de Fly okulları, kursları bile vardır. yeminizi kamışın havada yaptığı dairesel hareketlerle hızlandırıp daha uzağa atmaktır, eğer bunu yapamıyorsanız yemi akıntıya bırakıp ileri gitmesini sağlayabilirsiniz ancak buradaki dezavantaj bulunduğunuz yerden akıntıyla beraber sürüklenen yapma yeminiz suda iyice ıslanıp doğal şekli bozulacak, buda balığın yemden uzak durmasına neden olacaktır. Fly misinasını farklıdır ve hazırlanması önemlidir, Fly avcılığına başlayan bir çok kişi fly misinasına yemi nasıl bağlayacağını bir türlü çözemez. Fly Misinanın bittiği uca kılavuz dediğimiz 1,2 ile 1,5 metre uzunluğunda ipek iplikten yapılmış kısım bağlanır, yemde bu ipliğe bağlanır. Aslından uca doğru iyice incelen fly misinaları da vardır, fakat bunlar zamanla kopar siz yine kılavuz misinaya kaldırırsınız, onun için böyle bir fly misinası aramaya çalışmayın. Yurdumuzda alabalığın yaşadığı derelerin çevresi çoğunlukla ağaçlarla kaplı olduğundan havadadairesel hareketlerle avlanmak zordur. Akıntıya bırakarak avlanmak daha etkilidir. Derelerin etrafı ne kadar sık ağaçlarla kaplı olsa da fly' la avlamaya uygun bölümler de vardır. Dairesel hareketler olsun, yüzeysel olsun yemi suyun üzerine indirdiğinizde, yemi sağa sola hafifçe oynatarak kendinize doğru çekerseniz (suya düşmüş böcek hareketleri) balık varsa tutarsınız. Derelerde, ilkbahar ve yazın başlarında kahverengi kelebekler ve su böceklerinden bol miktarda bulunur, ayrıca yazın başlarında çekirge çoktur. Avlanacağınız zaman bu böceklerin taklitlerinden elinizde bolca bulundurun. Özellikle akıntıya bırakılarak avlanacağınız zaman çekirge tipi yemler iyi sonuç verir. Piyasada bu taklit yemlerden bolca satılmaktadır, burada önemli olan sizin avlandığınız bölgede o tür bir yemin olup olmadığıdır. O nedenle gerçek bir fly avcısı malzemesini yanında gezdirir ve o dereye has yemi kendisi yapar. Bu yemlerin elle yapımı kolay ve zevklidir, elinize bir iki örnek geçerse inceleyin yapımının çok da zor olmadığını göreceksiniz.

Alabalık Avında Dikkat Edilecek Hususlar :

Alabalık, oksijeni bol soğuk sularda yaşar. temiz olmayan, su sıcaklığı 15 drc. üzerinde olan sularda zor bulunur . Yazın sıcak havada, özellikle gölde zor balık tutarsınız, şansınızı zorlamayın. Gölgenizi suya düşürmeyin, avlanırken mümkün olduğunca güneşi karşınıza almaya çalışın. Bölgedeki doğaya uygun giyinin. Sessiz olun.
Yağmurdan sonraki bulanık suda avlanmayın, balık saklandığı kayanın altından kolay kolay çıkmaz Yağmurdan sonra dereye fazla yaklaşmayın. Sizin bulunduğunuz bölge az yağmur yağmış bile olsa daha yükseklere yağan yağmurlar sizin bulunduğunuz bölgeyi etkileyebilir ve beklemediğiniz bir selle karşılaşabilirsiniz.

ATIP ÇEKME MEPS YÖNTEMİ :

Atıp çekme tekniğine, genel olarak kaşık atma denir. Bu av tekniği rapala , kaşık, iğne takılmış sasi ve döner kaşık ile yapılır. Rapala ve sasi net olarak ayrılır ancak kaşık ile döner kaşık genellikle birbiri ile karıştırılır. Kaşık ismi yurdumuzda bu yemlerin yemek kaşığına benzemesinden dolayı verilmiştir. Fakat alabalık avında kullanılan kaşıklar yemek kaşığına çok fazla benzemez. Yemek kaşığına benzeyen yemler çoğunlukla turna avında kullanılır. Atıp çekme tekniğinde makinanızın turu fazla, kamışınız esnek ve uzun, misinanızda 0,20 - 0,25 olmalıdır. (incesi sağa sola sürtünüp kolayca kopar kalınıyla da yeminizi uzağa atamazsınız,) Uygulaması kolaydır ancak eğer derede avlanıyorsanız su derinliğinin en az 30 cm olması gerekir, ayrıca derenin içinde kaya ve ağaç dallarının az olmasına dikkat etmelisiniz. Sürekli kayaya ve ağaca taktığınız yeminiz balıkları huzursuz eder. O nedenle at çek yaparken suyun kaya önünde oluşturduğu derin bölgeye yeminizi atar ve çekmeye başlarsanız makinanızı iki üç tur attırmadan ilk alabalığınızı yakalarsınız.

SAZAN AVI :

En makbul kabul edilen cinsi Aynalı sazan dır. Doğal takvime göre Arpa hasadından sonra oltaya vurmaya başlar ve bağbozumuna kadar bereketli av verir. Özellikle iri boylarının yakalanması için gece avı tercih edilmektedir . Tüm tatlı su balık avcılarının en çok avladıkları balık çeşidi sazandır. Tatlı su balık avı denilince akla ilk gelen sazan avıdır.Dip oltası ve şamandıralı olta ile iki şekilde avı yapılır. Sazan avı için bir çok yem kullanılabilir.Bu herkesin bildiği yemlerden başka yöresel olarak kullanılan çeşitli tahıl hamurları da mevcuttur. Birçok türü olan sazanın en çok bilinen türü kara sazan ve aynalı sazandır. Hangi tür sazan olursa olsun,hangi yöntemle av yapılırsa yapılsın avlanılacak bölge mutlaka önce yemlenmelidir.

YEMLEME :

Bu işlem için en uygun materyal bayat ekmek ve haşlanmış tahıldır. Ufalanmış bayat ekmek yada tahıl çamurla karıştırılıp avuç içine sığacak büyüklükte toplar yapılır. Bunlar güneş altında 2-3 saat kadar kurutulur . Daha sonra bu materyal avlanacak mıntıkaya atılır. Balığın oltaya vurmasına göre yarım saatte bir yada saat başı 1 top atılarak balıkların o bölgede toplanması sağlanır.

BULUNDUĞU YERLER :

Sazan hafif meyilli yerlerde bulunur. Çok dik yamaç kenarlarında bulunmaz. Baraj yada göle açılan küçük dere yataklarının ağızlarında, bahar yağmurlarının aktığı su yollarının önlerinde dibi kayalık olmayan akıntı ağızlarında, bilhassa kumluk ve yosunlu kısımlarda çokça görülürler. Akarsularda ise ağaç kökleri sazlık araları ve kovuklarda irileri kaya önlerindeki derin girdaplarda, ve akıntılı yerlerde suların köpürerek aktığı akıntı ağzının hemen önünde bulunurlar.

ŞAMANDIRALI TAKIM İLE AVI :

Önceden yemlenen bölgeye 50-60 numara misinadan oluşan bir bedene fırdöndü bağlanır bunun ucuna aynı kalınlıkta 30 cm kadar bir misina beden bağlanır ve şamandıra mantarı burada yer alır. Bununda ucuna klipsli bir fırdöndü bağlanır. Klipsten itibaren 40 numara misina ile 1 metre kadar bir köstek bağlanır ve olta iğnesi bunun ucuna bağlanır. Bu şekilde bağlamanın faydası olta iğnesini rahatça değiştirebilmek ve iri bir balık yakalandığında şayet misina kopacak olursa tüm takıma zarar vermek yerine uçtan kopmasını sağlamaktır.Eğer makine ve kamışla av yapılıyorsa makinenin debriaj sistemi bulunduğundan beden için 40 köstek için 35 numaralı misinalar kullanılabilir. Kullanılacak yem olta iğnesine iğnenin tamamını kapatacak şekilde takılıp olta atılır. Balık yemi kaptığında hemen tasma vurulmamalıdır. Balık şamandırayı birkaç metre götürdükten sonra tasma vurulup balığın direnci ölçülür. Oltada iri bir balık olduğu anlaşılırsa misina yavaş ,yavaş çekilir. Çok direnç gösterirse hafifçe bırakılıp tekrar çekilmelidir. Bu işlem balığın yorulup kendini bırakmasına kadar sürdürülmelidir bu bazen 15 dakika kadar sürebilir. Balık kıyıya geldiğinde en iyisi kepçe ile almaktır. Eğer kepçe yoksa misinadan tutarak balık dışarı alınmamalı mutlaka bir el ile balık karnından tutularak karaya alınmalıdır. Bu işlemler mümkün olduğunca sessiz yapılmalı, yemlediğimiz yerde başka balıklarında olabileceği untulmamalıdır. Avladığınız yerin özelliğine ve balığın iriliğine göre suya düşmemek için mutlaka önlem alınmalı eğer can güvenliği tehlikeye düşecekse teredüt edilmeden balık salıverilmelidir.

DİPOLTASI İLE AVI :

Bunun için Gerekli olan misina kalınlığı şamandıralı oltanın ki gibidir. Bedene tek bir klipsli fırdöndü bağlanır. Bunun ucuna yine aynı kalınlıkta 1 m kadar bir beden ve bununda ucuna 30-40 gr. Bir kurşun ağırlık bağlanır. Bu 1 m lik kısma yine 1 boy ince 25-30 cm’lik bir köstek ile 2 olta iğnesi bağlanmalıdır. 2‘ den fazla iğne bağlamak oltanın idaresini güçleştirir. İğneler yemlenip atıldıktan sonra bir ucu sivriltilmiş 40-50 cm lik ağaç bir kazık yere saplanır. Bu kazıkların üstüne bir çentik açılıp oltanın boşluğu alındıktan sonra buna mandal yada klipsle bir çıngırdak bağlanır.Bu yöntem avcıya 1 den fazla oltayı idare etme şansı yaratır. Çıngırdak çaldıktan sonra ayrıca tasalanmaya gerek yoktur. Şamandıralı oltada tarif edildiği gibi balık dikkatlice çekilir. Burada dikkat edilecek en önemli nokta avcının idare edebileceği kadar olta kullanmasıdır. Çünkü genellikle çıngırdaklar peş peşe çaldığından lüzumundan fazla olta atmak hem zamanında çekilemeyen oltanın karışmasına hem fazla gürültü balığın ürkmesine neden olabilir hem de zaten dar ve az olan avlaklardan daha fazla sayıda balıkçı yararlanabilir.

KÜSPELİ TAKIM İLE AVI :

Bu yöntem özellikle aynalı sazan avı için en geçerli yöntemlerden biridir.Tabaka halindeki preslenmiş ay çiçeği küspesi 5x5x5 cm ölçülerinden küçük olmamak kaydıyla küp yada dikdörtgen prizması şeklinde kesilir. Tam ortasından matkapla delinir.( Bu işlemler sırasında oluşacak talaşı sakın heba etmeyin) Bedeni oluşturacak misina ucuna klipsli bir fırdöndü bağlanır. Bu fırdöndüye aynı kalınlıkta 10-15 cm lik bir kısa beden ilave edilip küspenin deliğinden geçirilir ve ucuna üçlü bir fırdöndü bağlanır. Bundan amaç suda eriyen küspeyi rahatça değiştirmektir. Üçlü fırdöndünün serbest kalan iki halkasının her birine bedenden 1 boy ince misina ile 8-10 cm uzunluğunda 4der tane köstek bağlanır bunların ucuna da olta iğnesi bağlanır. Böylece 8 olta iğneli bir takım donatılmış olur. Olta iğneleri küspenin muhtelif yerlerine birbirine dolaşmayacak şekilde tutturulur. Bu takıma ağırlık bağlanmaz çünkü küspenin kendisi hem ağırlık hem de yem görevi görür. Dip oltası gibi atılıp çıngırak bağlanabilir. Küspe suda çok yavaş eriyerek dağılırken bunu yemek isteyen balıklar olta iğnelerine takılırlar.Sazan avında verimli bir av geçirmek istiyorsanız yöresel etkenleri de göz önünde bulundurmanızın yararı olur neden derseniz genel anlamda tepki verdiği yemler her ne kadar benzerlik gösterse de bazen farklı yemlere tepki verebilmektedirler.Bunun içinde yem alternatifiniz ne kadar çok olursa boş dönme ihtimalinizi azaltmış olursunuz ayrıca av yapacağınız yerde hangi yemle avlanacaksanız onunla yemleme yapmalısınız.



ÇAPARİ OLTASI : Makinalı olarakta kullanılan bu yöntem daha çok küçük balıkların avlanmasında kullanılır. Takımdaki misina ve iğne seçimi ile köstek sayısı ortama ve balığa göre değişir.


SARDALYALI KIPRIS TAKIMI : Didim ve çevresinde en çok tercih edilen yöntemdir. Sardalya balığının üzerine şekilde görüldüğü gibi 6-10 adet iğne dolanır. Bazıları balığa saplanarak kamufle edilir. Kuyruk kısmına ise misina ile düğüm atılır. Bu yöntemin avantajı her boyda balığı yakalamaya elverişli olmasıdır. Bu teknikle avcılık çok zevkli ve verimli geçer.( O gün balık varsa tabii ) Yöntemin olumsuz tarafı dip kısmın bilinmediği yerlerde takımın takılmaya elverişli olmasıdır. Takılma probleminden azaltmak için olta toplanırken takımın makinaya hızlı sarılması yararlıdır.



OLTAYA CANLI YEM TAKILMASI : Özellikle Levrek gibi balıkları avlamak için; balığın dolaştığı düşünülen yerlere canlı yemli takımlar bırakılabilir. İğne balığa şekilde görüldüğü gibi veya üst yüzgecinden geçirilir.



SAZLI YER TAKIMI : Takımlarımızın takılma olasılığını azaltmak ve yemi balıkların görmesi için yukarı kaldırmak amacıyla kullanılan yöntemdir. Pareket avcılığında buna benzer yüzlerce iğneli takımlar kullanılr. Şamandıra olarak terlik süngeri kullanılır


ZARGANA TAKIMI : Şamandıra, uzağa atılabilmesi için ağır olmalı, takım ince misina ile yapılmalıdır



İĞNE BAĞLANMASI : Misinanın iğneye bağlanmasında en çok tercih edilen yöntem

ÇİPURA - ALYANAK : Yılın her döneminde sularımızda olta ve zıpkınla bolca avlanmakla birlikte, özellikle Eylül sonlarından itibaren daha büyük olanları av vermektedir.Eti çok lezzetli olup sevilmektedir. Izgarası, tavası, haşlaması ve çorbası çok nefistir. Olta avcığında yem olarak karides, maun, kalamar vb. kullanılması tercih edilir. Sonbahardan itibaren ise bölgemizde sardalyalı kıprısla avcılığı iyi randıman verir. Çipura yemlenme ve saatlerinde özellikle tan ağarırken iyi av verir. Gece avcılığında ise gelen balık büyüktür.


KARAGÖZ : Yılın her döneminde sularımızda olta zıpkın ve sepetle bolca avlanmaktadır. Zıpkın avcılığında genellikle üçlü uç kullanılır. Ortalam boyları 10- 15 cm olup daha büyüklerine bizim sularda nadir rastlanır. Eti çipura kadar olmasa da lezzetlidir.Olta ile avcılığında hafif takımlar kullanılmalı ve oltanın fazla uzağa atılmasına gerek yoktur. Gündüz av verir. Oltaya takılan kalamar, midye gibi yemlerin küçük takılmasına ve iğnenin sinek iğnesi veya biraz büyük olmasına dikkat edilmelidir.



KEFAL : Ülkemiz sularında bolca bulunan bu balık, Bu balığı sevmem diyenler sevecektir. Kefal yılın her döneminde sularımızda olta ve zıpkınla bolca avlanmaktadır. 20 -70 cm boylarında olanları, sık sık sularımızda sürüler halinde görülür. Olta ve zıpkınla avcılıkta kıyıdan fazla açılmaya gerek yoktur. Kefaller sürü halinde dolaşan yüzey balıklarıdır. Olta avcılığında bu nedenle şamandıralı oltalar tercih edilir. Oltaya yem olarak ekmek takılsa da zaman zaman diğer yemlere de atladığı olur. Zıpkın avcılığında iyi nişan alınmaz ise zıpkının balığa saplanmadığı veya parçaladığı görülür.

MELANURYA : Eylül ayından sonra sularımız da bolca olta ile avcılığı yapılır. Eti fena sayılmaz, tavası tercih edilirse iyi olur. Boyu 20-25 cm civarındadır. Kefalin küçüğüne gamite benzer. Ağzı küçük olup, küçük iğneli takımlara yakalanır. Sardalya ve karidese iyi atlar. Sandalla açılıp çapari ile avcılığının yapılması mümkündür.



SİNAĞRİT : Çipura balığına benzer. Sularımızda yaşayanları oldukça büyük olup, bir metre boyunda olanlarının zıpkınla avlandığı söylenmektedir,Yaz aylarında kayalık tenha bölgelerde sahile iyice yaklaşır. Olta ile avcılığı tesadüf olup, zıpkınla iyi avlanmaktadır. Sinagrit yassı bir balık olup, hemen kıyıdaki kayaların altındaki ulaşılması zor yarıklara saklanabilmektedir. Eti beyaz ve çok lezzetlidir. Tavası, ızgarası, haşlaması vb. her türlü yemeği zevkle yenecektir.



LEVREK : Sularımızda sık bulunan ve olta ve zıpkınla, her mevsim özellikle eylül ayından sonra bolca av veren bir balıktır. Eti beyaz ve oldukça lezzetlidir. Levrek çok kurnaz bir balık olup zaman zaman acemi olanlara da av verir Ağzı büyük olup, canlı yemlere bu nedenle atlamayı sever. Ayrıca oltaya karides , maun ve Eylül sonrası sardalyalı kıprıs takmanız eve boş dönme olasılığınızı azaltır. Levrek kamışlık sığ yerlerde gezinmeyi sever. Sürütme ve kaşık ile avcılığı, sahil kıyılarında motorlu sandal ile gezilerek yapılır ve oldukça iyi verim alınır.






ZARGANA : Ülkemiz sularında av dönemlerinde oldukça fazla bulunan bir balıktır. Sürü halinde yüzeyde gezen bir balık olduğundan şamandıralı özel bir olta ile avcılığı yapılır. Olta olabildiğince uzağa atılır ve hafif hafif çekilmeye başlanır. Oltanın atıldığı bölgede zargana varsa birkaç tanesi birden yeme atlar. Yakalanan balık oltadan kurtulmak için kendisinden beklenmeyecek bir çeviklikle zik zaklar çizer dışarılara zıplar. bu balığın eti lezzetli olup, çok kimse uzun olduğundan yılana benzetir veya pişince kılçığı yeşil renk aldığından şüphelenir yemez . Bu nedenle özellikle ticari avcılığı yapılmadığından denizlerimizde boldur.









* * * * * * *


Zıpkınla Akya Avı

Akya için detaylı bir anlatım ya da teknik sözkonusu değil ama bir kaç hususu belirtmekte fayda var. Altın kural: DOĞRU ZAMANDA DOĞRU YERDE OL... Ama nasıl vurucaz ve alıcaz diyorsanız hadi gelin bu balığa yakından bir göz atalım.




Pelajik (gezgin) bir balık türü olan akya bireyleri belli bir boya kadar sürü içinde yer alır ve sürü olmanın verdiği güven ile sürekli beslenme içgüdüsüne sahip olan akya etcil ve doymak bilmez bir avcıdır. Kısa süre içinde serpilen palazlar kıyılarda avladıkları kefal,izmarit, istarvit, sübye gibi yağlı balıklarla güçlenir ve açık sulara ve topuklara doğru uzarlar.

EKİPMAN

Hep söylerle yazarlar çizerler. (Derin dalışla ilgisi olmayanların, hayatında en fazla 10 m ye dalan insanların derin dalışla ilgili ciddi makaleler yazmaya giriştiği gibi, Akya avı ile alakası olamayanlarında bu tip yazılar yazması dersler vermesi ülkemizde normaldir. Konumuza dönelim...) Akya avı çift lastikli kuvvetli yok 120 yok 130 luk ahşap tüfeklerle yapılır falan filan. Yok arkadaşlar ben size asıl reçeteyi veriyorum. Akya avı 90 lıkla dahi yapılır (iri bireylerde dahil) çok kalın olmayan bir şiş. Kısa ve uzun çekilebilen, kendini çok hızlı bir şekilde toparlayan lastikler, sağlam bir makara, uzun ve kalite bir ip işimizi görecektir. Ama elimizde aşağıdaki yazacağım malzemeler olduğu taktirde riske girmemiş ve akya avını zevkine varmış oluruz.

100 lük veya 110 luk herhangibir malzemeden yapılmış gövde.
140 cm 6.35 inox şiş
18 ya da 20 mm latex
60 - 70 ip

TEKNİK

Her avcının kendine has bir tekniği ve tarzı olduğunu biliyoruz ama bu teknikler akya için pekde önemli değil. Düz bir taşın üzerine dahi yatsanız, suyun ortasında asılı dursanız dahi akya o kocaman meraklı gözleri ile sizi kabul edicek ve aralarına alıcaktır. Çok meraklıdır. Ani ve sert hareketler yapmadığınız taktirde sizi kolay kolay rahat bırakıp gitmez. Tabi bu türünde istisnaları vardır. Kıl kaptımı değil ağzınızla kuş, yılan dahi tutsanız yanaşmaz, yoluna devam eder ve gider.

Akya bilindiği üzere 40 50 kg a kadar büyüyen bir canlı. Fakat bizler genellikle 3 4 5 kg lık sürü halindeki bireylere rastlıyoruz. Şimdi bunları ele alalım. Bu boyuttaki bireyler genel olarak sürüden ayrılmamış ve yem peşinde gezen balıklardır. Hareket eden herşey onlar için merak uyandıran ve belkide potansiyel av olarak gördükleri nesnelerdir. Herşey yolunda ise emin olun pervasızca sokulacaktır yanınıza. Kafa kısmına ense köküne temiz bir atış yapın. Hiç acele etmenize gerek yok. Akya, Tral, Lambuka gibi açıksu balıklarının kötü bir alışkanlığı ise (avcılar için iyi) vurulan bireyi kolay kolay bırakıp gitmezler. Onu sanki sürünün lideri gibi kabul edip sıvışmazlar. Eğer iki kişi iseniz, tekneniz yakın ve ikinci bir zıpkınınız varsa bir balık belkide üçüncü bir balık alabilirsiniz. Sonuçta ne çıkıyor ? Akya çok şüpheci bir balık değil. Meraklı vecesur sadece. Ama iri bireylerde işler değişiyor. 20 30 40 kg olan bireyler genelde tek ve dipten rotasına devam eden bir uçak yoluna gider. Fazla oyalanmaz ama merakını kamçılayıp kendinize yaklaştırma ihtimaliniz küçük bireyler kadar olmasada yinede birkaç numara ile gelebilir. Bunlardan bahsedersek ağızdan kabarcık çıkarma, ses, orta suya çıkıp asılı kalma. Çok kez yaşamışımdır ki iri bir akya eğer sizi yatarken farkedip gelmediyse sonradan siz onu görüpte hangi numarayı yaparsanız yapın çokda işe yaramayacaktır. Fatak bu cinsinde intahara meyilli bireyler herzaman vardır. İri akya genelde tek ve dipte gezer dedik. Tam bir avcı hareketidir bu. Sinsi ve hızlı. İstisnaların dışında genelde yan tarafta ekrara girer o koca gözleriyle sanki size birşeyler anlatmak ister gibi süzer gözlerinizi. İşte o an. muhtemelende balık avcıyı ilk farkettiği için çok yakın bir mesafeden rotasında küçük bir değişiklik yapıp inceleme yapmak üzere yaklaşıcaktır. Kocaman bir gövde, muhteşem bir kuyruk, dev gibi gözler, tam bir balık tam bir av. Bunları düşünmek ve o güzelliği seyretmek için belkide saniyeden çok daha az bir süreniz olduğunu unutmayın. Nişan alıyoruz ve...



Çokda detaylı bir kompozisyon değil görüldüğü gibi. Asıl iş akyayı nereden vurmamız gerektiği. Bununiçin en sağlam yer ense köküdür. Balık ölmese bile kendini yırtamaz ve kafaya yakın yere darbe alan hayvan kısa sürede can kaybeder. Yorulur. Onun dışında balığın yanal organı dediğimiz bölgenin üzeri yani omurgayı kırmak için yapılan atışlarda sonuç verecektir. Omurgası kırılan bir akya tekerleri patlamış bir arabaya benzer. Onun için herşey bitmiştir. Hadi kötü bir atış yaptık. Balık aldı şişi uzadı. Yapmamız gereken en iyi şey balığı kullanmak yani sert hareketlerden ipimizin aniden gerilmesinden kaçınmak. Balıkla bir tempo belirleyip ipimizi kayalara dolayıp kesmesin diye dua etmemiz gerekir. Eğer su açık ise böyle bir risk yok denecek kadar azdır ama kıyı avlarında bu sahne birçok kez yaşanmıştır. O yüzden makaradakiipin kaliteside çok önemlidir.


MEVSİM

Akyanın mevsimi Mayıs derler. Hatta bazı bölgelerimizde balığın Mayıs balığı olarak anıldığını dahi duymuşuzdur. Evet mayıs ayı bu balıkların çiftleşmek için büyük sürüler oluşturduğu. Daha cesur ve meraklı davrandığı bir dönemdir. Fakat işin ilginci bu balığın neredeyse her mevsim av vermesidir. Ben şahsen Akyanın Ekim ve Kasım ayında daha verimli olduğunu gördüm. Sonuçta her mevsim ve her yerde avını yapabiliriz.

BÖLGE
Akdeniz ve Egenin bu güçlü avcısı söylenenin aksine heryerde karşımıza çıkabilir. Dere ağızlarından topuklara, mendirek burunlarından batıklara, birkaç metre derinlikteki kumullardan löngöz uçurumlarının dik duvarlarına kadar geniş bir alanda dağılım gösterir. Genel olarak incelediğimizde ise şu sonuç çıkıyor. Tuz oranı yüksek ve sıcak suları seviyor. Birden derinleşen duvarları, mendirek uçalrını ve topuklarda avanmayıda seviyor. Burdan da anlaşılıyor ki Akya heran karşımıza çıkabilir.


Akya avı ile söyleyeceklerimiz bu kadar. Bu güzel balığı avlamak her avcının hayallerini süsler. Unutmayın Akya heran ve heryerde karşınıza çıkabilir. Belki çok kısa bir süre sonra belkide yarın...

YEMEKLERİ

Bu kadar güzel bir balık, mükemmel bir form, güç ve asalet. Fakat yemekleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Akyanın en leziz 2 3 kg lık bireyleridir. Bunların filetosunu alıp yarım saat kadar saf sızma zeytinyağı içinde bekletir ve ızgarasını yaparsak gayet güzel olur. Kızartma içinde aynı şeyi söyleyebilirim. Ama balık büyüdükçe etinin kıvamı ve kalitesi değişmekte ve azda olsa yenebilirliği ortadan kalkmaktadır. Geçenlerde yakın bir arkadaşım ile 16 kg lık bir akya vurduk. Skat yerden vurulan balığa ikinci zıpkını pek adetimiz olmasada attık ve aldık. Balığı yemeye karar verdik. Çorba,dolma,ızgara,tava,buğlama,patatesli vesaire nerdeyse her nanesini yaptık. Sonuçta sadece iri akyanın beyaz etinden çorba yapılacağı kararına vardık...


* * * * *

İstavrit Balığı Nasıl Yakalanır?

İstavrit balığı güzel ülkemizin her bir denizinde bulunan muhteşem bir balıktürüdür. Balık tutmaya yeni başlayan kişilerin bol olması, her yerde bulunması ve ekonomik değerinin de olması sebebiyle özellikle tercih ettiği istavrit avı yapmak içinde “çapari” isimli parlak ipekler kullanılır. Aşağıda resimde görülen çapariler oltanıza takılır istavrit yakalamak için uçlarına çapari takabilirsiniz. Çaparinin kullanılma amacı balığın dikkatini çekmesi ve yem sanıp atlamasıdır. Balık çapariye atladığında çaparinin iğnesine takılır ve balığımızı yakalamış oluruz.




İstavrit yakalamayı yukarıda basit bir işlemmiş gibi anlatmış olsak da amatör arkadaşlar yine de zorlanacaktır. Alacağımız olta en az 50 metre 0,4 numara olmalıdır. Kullanacağımız iğneler ise 6 numara olması bize avantaj sağlayacaktır. Oltamızı düzgün bir mağazadan aldıktan sonra oradaki esnafa da istavrit tutmak için olta olacağınızı söylerseniz size uygun bir olta takımı verecektir ucuna çapari ve diğer malzemelerinizi de aldıktan sonra balık tutmak için hazır sayılırsınız. Kullanacağınız çaparinin ince iğneli olmasına dikkat etmelisiniz. İnce iğneli çaparimizde 10-15 iğne olabilir. Bu noktaya dikkat etmemiz gerek av yapacağımız deniz ve mevsim çok önemli evet istavrit her mevsim var fakat eğer hava rüzgarlıysa kullanacağınız kurşun daha ağır olmalıdır. Eğer hava güzel deniz sakinse daha hafif kurşun tercih etmelisiniz. İstavrit için kullanacağınız kurşunun 25-100 gram arasında olması idealdir.




İstavrit yakalama ile ilgili gerekli bilgilerimizi verdik. Şimdi size istavritle ilgili birkaç şey daha söyleyelim. İstavritler denizde büyük balıkların favori yemleridir. Torik, orkinos, lüfergibi balıklar istavrit ile beslenir. Ayrıca istavritler hazır yem olarak da kullanılır. İstavritlerin bir çok kısmı bizim balıkçılara gidip aldığımız yemlerde mevcuttur.

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b