Haberler :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Bir Kırlangıcın Hikayesi

11 Mayıs 2014 Bu içerik 1.206 kez okundu.


Tek başına yaşayan yaşlı bir adamın penceresine, soğuk bir kış gününde bir kırlangıç konar ve gagasıyla camı tıklatır. Kırlangıç soğuktan donmak üzeredir ve karnı da açtır: “Eğer yaşlı adam beni içeriye alırsa karnımı doyururum, belki de kışı onun yanında geçiririm ve birbirimize arkadaşlık yapmış oluruz” düşüncesiyle yaşlı adama seslenir:
“Beni yanına arkadaş alır mısın? Sana bir zararım dokunmaz, arkadaşlık yaparız, canında sıkılmaz. Günlerdir yiyecek bir lokma bulamadım, donmak üzereyim.”
Yaşlı adam kırlangıca bakar ve düşünür, onu içeriye alıp almama konusunda: “Kendime zor bakıyorum, birde kırlangıç besleyemem” diye geçirir içinden ve onu içeriye almaz. Kırlangıç biraz daha ümitle bekler, ama pencere açılmayınca çaresiz oradan uzaklaşır.
Yaşlı adam bir süre sonra içinde burukluk hisseder. “Olsun, ne zararı olacak ki, bir kuşun yiyeceği nedir ki? Hem arkadaş olur bana” diye düşünür ve pencereye doğru yönelir, bakar ki kırlangıç yok. İçine dert olur. “Belki ertesi gün gelir” diye beklemeye koyulur, kırlangıç ertesi gün yine gelmez. Yaşlı adamın vicdanı sızlamaktadır. Ertesi gün, ertesi gün yine yok. Günler haftaları kovalar, haftalar ayları. Yaz mevsimi gelir-geçer, tekrar beyaz bir örtü kaplar her yeri. Kış gelmiş, soğuklar başlamıştır. Yaşlı adam geçen kış olduğu gibi, kırlangıcın bu kış da geleceğini ümit etmektedir. Ama kırlangıç bir türlü gelmez, adam da kırlangıcı aramaya koyulur. Bir türlü bulamaz. Durumdan haberdar olan bir tanıdığı en sonunda ona şöyle der:
“Boşuna arama artık kırlangıcı, üstünden bir yıl geçti. Bilmez misin? Kırlangıçlar en fazla altı ay yaşarlar.”
Yani kırlangıç artık yoktur.

Kim bilir hayatımız boyunca ne kadar çok iyilik yapma fırsatını farkında olmadan bir çırpıda elimizin tersiyle itiyoruzdur. Bazen çok gaddar olabiliyoruz aslında…

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b