Haberler :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Turist Kazıklama Rehberi / Haber

15 Mayıs 2014 Bu içerik 1.011 kez okundu.


Geriye dönüş yapan maillerin sonuçları tam bir hüsran. Turisti kazıklayan ve kötü hizmet sunulan iş alanlarında yine İstanbul 1. sırada. Kötü hizmetin ilk sırasında acentalar geliyor. Acentaları 2. sırada otel sektörü takip ediyor. İstanbul’un özellikle Laleli ve Aksaray otelleri kötü hizmet sunan semtlerin ilk sırasında. En iyi hizmeti sunan bölge ise Taksim ve Sultanahmet. Türkiye genelinde turistleri kazıklayan iş alanlarının başını ise halı&kilim mağazaları çekiyor. Sultanahmet sektörün en yoğunlukta olduğu bölge.

TURİSTİ EN ÇOK KAZIKLAYAN ŞEHİRLER: -İstanbul % 32, -Antalya % 24, -İzmir % 21, -Muğla % 17, -Kapadokya % 6

İŞ ALANLARI: -Halı&Kilim % 42, -Taksi % 31, -Restoran % 17, -Bar % 7, -Disco % 3

TURİSTE KÖTÜ HİZMET VEREN ŞEHİRLER: -İstanbul % 38, -Antalya % 27, -Muğla % 14, -İzmir % 12, -Kapadokya % 9

İŞ ALANLARI: -Acenta % 51, -Otel % 35, -Restaurant % 8, -Bar % 4, -Disco 2


Gezmek güzel şey… Yeni yerler, yeni insanlar, yeni hayatlar hatta yeni aşklar kazandırıyor insana. Her gittiğimiz yerde yeni şeyler öğreniyor, belki de bildiklerimizin aslında yanlış olduğunu keşfediyoruz. Peki hiç zor bir tarafı yok mu gezmenin? Tabii ki var, hele ki tatil köyü insanı değilseniz… Bir kere yoruluyorsunuz, hem de çok, yalnız kalabiliyorsunuz ayrıca zaman zaman, hem de istemeyeceğiniz tarzda yerlerde. Bu kadar mı? Tabii ki değil, turizm sektörü sağ olsun olası bireysel problemlerin üzerine bir de ‘turist gagalama’ branşının ileri gelenleriyle muhatap olmak var işin içinde. Hanutçusundan çakal taksicisine, sınır polisinden sevimli satıcıya kadar birçok insan turistik bölgelerde (kollarını) açmış sizi bekliyor.

Bu turist kazıklama faaliyetlerinin sadece Alanya’da ve İstanbul Kapalı Çarşı dolaylarında gerçekleştiğini zannediyor olabilirsiniz. Açıkça ifade edeyim: Yanılıyorsunuz. Dünyanın her yerinde böyle olaylar olabiliyor, o gıptayla baktığınız ‘en çok görmek istediğiniz ülke’ dahil. National Geographic’in Scam Cities belgesel serisine bakıp kendiniz görebilirsiniz. Belgeselin ilk bölümü de İstanbul’du zaten ya, neyse.

Tabii bunlara pabuç bırakmamak sizin elinizde. Yapmanız gereken ise basit: Uyanık olmak. Fakat ‘turist kazıklama’ sporuna gönül veren profesyonellerin en sık kullandıkları yöntemler neler? Popüler alt branşlara hep birlikte bir göz atalım.


1. Hanutçuluk

Hanut aslında Ermenice’de dükkan anlamına geliyor. Turist kazıklama bağlamında ise başlı başına bir senaryo, içinde aşk, ihtiras, entrika her şey var. Senaryo şöyle:

Siz şehrin en turistik noktasında turist olduğunuz her halinizden belli bir şekilde geziyorsunuz (tecrübeli bir hanutçu sizi ilk bakışta tanır zaten). Sonra yanınıza biri yaklaşıyor, sizinle konuşuyor, pek de tatlı dilli… Şehrin en turistik yerine giden biriyseniz zaten belli ki orayı hiç bilmiyorsunuz, hanutçu da başlıyor size saymaya, halısı meşhur buranın, şusu meşhur, bunu meşhur. Meraklanıp soruyorsunuz ‘Nereden alınır?’ diye. İşte bu nokta hanutçumuzun hanesine skor kaydettiği ana denk geliyor sevgili okuyucu. Hemen sizi anlaşmalı dükkanlarından birine götürüyor ve ederinin 3 katına bir şeyler aldırıyor. Zaten sonrasında da bir bahane bulup kaçıyor.

Sonuç? Siz kazığı yediğinizle kalıyorsunuz. Hanutçu kardeşimiz de bu fahiş satıştan yüzdesini alıyor.

2. Bul karayı al parayı: Taksiciye ödeme yapmak

Bu konuya aslında Türkiye’de de dikkat etmek icap ediyor. Sistem şöyle işliyor:

Diyelim ki 15 Lira tuttu gideceğiniz yer. Bozuğunuz da yok, 50 Lira verdiniz. O esnada gözünüzü paradan kesinlikle ayırmayın! Çünkü ufak bir dikkat dağıtmayla taksici verdiğiniz 50 Lirayı 5 Lira ile değiştiriyor. Sonra da diyor ki: “Abi yanlış oldu galiba, 5 Lira verdin.” Taksici değil illüzyonist mübarek. 50 Lira’dan tavşan çıkarıyor adam! Netice itibariyle siz 45 Lira + 15 Lira ödemiş oluyorsunuz toplamda. İtiraz etmek sonuç verebilir de, vermeyebilir de.



3. İstediğiniz otele götürmeyengiller

Bu modeller de çoğunlukla taksici olup, hanutçu mantığıyla sokakta yanaşanlarına da rastlamışlığım vardır. Siz X oteline gideceğim diye söylemiş/ağzınızdan kaçırmış bulunursunuz. Onlar ise ısrarla size otelin yandığını, kapandığını, beyaz kadın (ne ki bu?) ticareti yüzünden incelemeye alındığını söyler. Söylerler de söylemekle kalırlar mı? Hemen Y otelini önerirler size. Hatta taksideyseniz zaten en baştan o yoldasınızdır. Sonuç? İstediğiniz otelde değil, yalanına inandığınız kişinin istediği otelde kalıyorsunuz. Hem de o kişiye güzel bir komisyon kazandırdınız.

4. Kredi kartı araklamanın incelikleri

Aslında bunu yapmanın bir sürü yöntemi var, kredi kartını ikinci bir makinaya sokup tüm veriyi kopyalamaya kadar gidebiliyor ihtimaller. Fakat turistler açısından en tehlikeli olan yöntem şüphesiz ki oldukça hızlı çalışan fotoğraflama yöntemi. Ödemenizi yapmak için kredi kartınızı veriyorsunuz, o esnada el çabukluğuyla kartınızın fotoğrafı çekiliyor, arkalı önlü de çekilebilir, yalnızca ön tarafı çekilse de yeterli olur, çünkü arkadaki güvenlik numarasının zaten 3 hanesi kullanılıyor. Mümkün mertebe nakit ödeme yapmakta fayda var.

5. “En büyük zaafım kadınlar dostum…” Anonim

Gerçekten de bir çok erkeğin önemli bir zaafıdır genç, alımlı bir kadın. Bunun farkında olan turist gagalayıcılar da siz saf saf dolanırken yanınıza güzel bir kadın yollarlar. Sonrasında olabilecekleri tahmin edersiniz herhalde. Belki bir bara götürülür, inanılmaz bir hesap ödersiniz, belki bir ara sokağa çekilirsiniz ve pasaportunuz dahil tüm malvarlığınıza el konulur. Konuştuğunuz kişilere dikkat edin, zaten deplasmandasınız, sokakta tanıştığınız birinin ‘kendi sahası’ olabilecek yerlere gitmeyin mümkünse.



6. Birden beliren yeni arkadaşlar

Aslında bunlar da sizden etkilenmiş numarası yapan kadınlarla aynı mantıkta çalışıyor. Yanınıza yanaşıyorlar, havadan sudan konuşuyorsunuz. Konu hiç önemli değil, dil öğrenmek için turistlerle takıldığını bile söyleyebilir bu arkadaş size. Önce size birkaç yer gezdirir, hatta yemek – içki ısmarlar. Cebinden para çıktı ya adamın bir kere, güvenirsiniz siz de. Daha sonra akşam bir şeyler içmeye gidelim der, gidersiniz. Birden işi çıkar, kopar gider. Size ise tabir-i caizse “kolum gibi” bir hesap gelir. Pirinç ve taşın seviyeli ilişkisine son vermek için tek şansınız genelde hesabı ödemek olur.

7. Sınır geçişlerinde gereksiz sorular

Maalesef böyle bir şey de var kimi ülkelerde. Bazı ülkelerin sınır polisleri 2 km kadar uzakta bekleyen ‘haydut’ grubuyla ortaklaşa çalışır. Ülke giriş yaparken sorulan standart sorular, birden yerlerini “Üzerinizde altın, gümüş var mı?”, “Varsa değeri ne kadar?” gibi garip sorulara bırakabilir. Burada asıl amaç sizin ‘ederinizi’ belirleyip o 2 km uzaktaki gruba ‘önlerini kesin’ talimatı verecek kadar değerli olup olmadığınıza karar vermektir. Bir hata yapıp bu tür sorulara cevap verirseniz, tabii üzerinizde değerli eşyalar da varsa, ilerde yolunuz kesilir, hızlı bir soyguna maruz kalırsınız. Çünkü hırsızlar zaten neyi nerede bulacaklarını çoktan öğrenmiştir. Şimdi ülke adı verip kimseyi rencide etmeyelim ama, maalesef bu anlattığım hikaye komşu ülkelerimizin birinde yaşanmıştır.


8. “Abi kusura bakma, dur üstünü sileyim…”

Aslında bu çok eski bir gelenek, öz değerlerine sahip çıkan hırsızlar da bu geleneğin savunucuları. Temelde iki şekilde karşınıza çıkıyorlar. Ya kavga ederler, ayırmaya kalkar ve paranızdan olursunuz, ya da üzerinize bir şey dökülmesini sağlarlar. İkinci grup genelde yalnız çalışır, üzerinize atlayıp “abi bırak sileyim” havalarında ceplerinizi tek tek kurcalarlar. Artık cüzdan, saat, nakit, ne bulurlarsa… Ve meslekleri bu olduğundan tecrübelidirler, onlar cebinizi kurcalarken farkına varmanız çok güçtür. Siz siz olun, üzerinize bir şey dökülürse kendiniz temizleyin.



9. Kız kardeşi/çocuğu ameliyat olan adam/kadın

Şimdi ameliyat, hastalık vs, bunlar hassas konular. Zaten kötüye kullanılmasının sebebi de hassas konular olması. Konu sabit aslında, biri yanınıza yanaşır ve yakınının ameliyatı için paraya ihtiyacı olduğunu söyler. Hâlbuki söylediği baştan aşağı yalandır.

Bunun bir üst modeli de “kız kardeşim ameliyat olacak” kartlarıdır. Otobüs, kafe gibi kalabalık yerlerde üzgün görünmeye çalışan genç yavaşça yaklaşır ve masanıza, elinize bir kart bırakır. Kartta yazan şey tahmin ettiğiniz gibi ameliyat masrafları konusudur. Daha sonra kartları (ve tabii ki paraları) toplamak için bir tur daha yapar ilgili kişi.

Türkiye’de çok sık karşılaştığımız bu manzaranın aynısı Balkan ülkelerinde de yaşanır. Hatta tahminim Asya ülkelerinde de aynısı olmasa da benzer uygulamalara rastlanabilir.

10. Fazla iyi satıcı / Fazla indirim yapan satıcı

Bir dükkana girdiniz, hediyelik bir şeyler almak istiyorsunuz, o da nesi? Küçücük hediyeye araba parası istiyor adam! Sonra dediniz ki “Yuh artık, tamam turistiz ama bu kadar da yapmayın!” satıcı da konuyu değiştirdi, allem etti kallem etti, fakat fiyatı da üçte birine kadar indirdi. Hala bu adama güvenip de bir şey alıyorsanız diyecek sözümüz yok. Egonuza hakim olun, “Nasıl da yola getirdim adamı” diye gaza gelmeye kalkmayın, o sizden daha tecrübeli ve inanın bir çıkarı olmasa öyle bir indirim sunmaz size. Paranızın üstünü sahte parayla ödese haberiniz olacak mı sanıyorsunuz? Vanuatu Vatu’sunun sahtesiyle gerçeğini birbirinden ayırabilir misiniz?



En sık kullanılan temel turist kazıklama yöntemleri bunlar, tabii fazlası da var. Gördüğünüz gibi hepsi basit yöntemler fakat dikkatli olmayan herhangi bir Ademoğlu’nun başına gelebiliyor böyle şeyler. O yüzden başınıza gelen ya da yalnızca bildiğiniz, bizim atladığımız yöntemleri bize yazın. Belki birkaç kişiyi sıkıntıdan kurtarırsınız.

Kazıklamak sözcüğü, başka dillerde,aldatmak olarak karşılık buluyor. Bizde meşhur “Kazığa oturtmak” eylemi tarihsel anlam taşıdığından, bu eyleme, aldatmadan daha farklı bir anlam verilmiş, korkunç boyutta anlatılmıştır. Alış verişte aldatmanın, bu kadar korkunç bir anlamı varsa, ülkemizde sosyo-kültürel olarak, alışverişin sorunlu olduğu ortadadır. Alışverişin pazarlığa dayalı yapısını farklı algılayan topluluk olduğumuz kesindir. Pazarlığın hangi koşullarda yapılacağı bizde karıştırılır. Sabit fiyat uygulanması, hep pazarlığın gerisinde kalmıştır. Sabit fiyat, şeffaflığın, açıklığın ifadesidir. Alışverişte bu etiket demektir. Toplumumuzun giderek batı normlarında gelişen alışveriş arayışları, etiketin önemsenmesini ve yerleşmesini sağlamıştır. Alışverişte “kazıklanmak” artık eskisi gibi doğal karşılanmamaktadır. Ayıplı mal satma ise olayın başka boyutudur. Hatta “çakma” taklit malı, orijinal diye satmanın kazıklamanın bile ilerisinde, sokak ağzıyla “kafa kopartma” olduğunu söylemeliyiz.

Defolu alışveriş kültürümüzden, en çok etkilenen kesim de turistlerdir. Her yıl, turist aldatmanın ne boyutlara ulaştığını, akla hayale gelmez sahtekarlıkların neler olduğunu medyadan öğreniyoruz. Dolandırıcılıktan, sahte mal satıcılığına,kredi kartını kopyalamaktan, sahte tapuya kadar çeşitlilikte sahtekarlıklar…

Dünya üzerinde turisti en çok aldatan kesim de taksicilerdir. Bu konuda ünlenen çok ülke ve kent vardır. Kore’de havaalanına indiğinizde polis denetimi olmasına karşı size verilen uyarıcı kağıtta, taksiciler tarafından uğrayacağınız aldatmaya dikkat etmeniz yazılıdır. Aynı mesafeye bir taksinin yüzde otuz fazla aldığını, hem de benimle uzun,uzun Türk- Kore dostluğundan bahsederek, yolu uzattığını yaşadım. En fazla yapılan taktik, yolu birkaç kilometre uzatmaktır.

Sabah Gazetesinde okuduğum haber; Galata Köprüsü ile Ayasofya’nın kilometresine değil, metresine(!) fiyat uygulayan taksi şoförünün İstanbul’da yaşadığını hatırlattı. 29 Aralık 2009 akşamı Galata Köprüsü’nden Ayasofya’ya gitmek için taksiye binen, Kanadalı turistten 80 lira alarak turisti “kazıklama” başarısı (!) gösteren, Mustafa K hakkında 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmış. Bu mesafe maksimum 6-7 lira taksimetre tutar. Alınan para en az 10 katı, kelimenin tam anlamıyla “kazıklama”. Ve ben bunca yıl sonra ilk kez böyle bir kazıklamaya, 5 yıla kadar hapis cezası ile dava açıldığını duyuyorum. Böyle bir ceza ile yargılanabileceğini, beyninden turisti kazıklamayı geçiren bütün esnaf duymalı, duymalı ki artık bu ülkede hem kendi vatandaşına, hem de misafirlere dürüstlüğün, doğruluğun güveni gelsin.

Bir tarafta arabasında unutulan çantanın veya eşyanın sahibini bulmak için çırpınan ve onu sahibine teslim edip, teklif edilen parayı bile kabul etmeyen, taksi şoförlerimizin olduğunu da hatırlayalım. Güzel ahlakın bir erdem olduğunu, doğruluğun ve dürüstlüğün de takdir edilmesi gerektiği unutmayalım.

Hatalar, aldatmalar cezasız kalmamalı…

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b