Haberler :

arkadasfan

arkadasfan Yazdı...



Klima Satın Alma Rehberi

17 Mayıs 2014 Bu içerik 919 kez okundu.


Klima satın alma rehberi

Özellikle son 5 yıldır aklımızı başımızdan almaya başlayan zamansız ve tutarsız mevsim geçişleri, baş ağrısından depresyona kadar her türlü can sıkıcı sonuçla karşımıza çıkmaya devam ediyor. Haziran ayında aniden bastıran kavurucu sıcaklar da, daha yazın tadını çıkaramadan kapımıza dayanan serin havalar da aynı şekilde tadımızı kaçırmaya yetiyor bazen. Tabii hazırlıksız yakalandığımız bu anlarda birçoğumuzun aklında aynı soru beliriyor: “Eve (ya da dükkana) bir klima mı taktırsak n’apsak?”

Evet belki de yaşam alanlarımızda bu sorunu bir klima ile ortadan kaldırmak mümkün – ama nasıl? Hangi markayı ve hangi modeli tercih etmeli, serinleyeyim derken elektrik faturalarını ikiye katlamaktan nasıl kaçınmalı? Hepimizin klima denince aklına gelen bu soruların yanıtlarını sizler için araştırdık.

Klima almaya karar verdikten sonra, daha ilk aşamada yanlış seçimler yapmamak için ihtiyaçları kesin şekilde belirlemek gerekiyor. Klimanın kaç metrekarelik bir alanda kullanılacağı, karar aşamasındaki en önemli faktörlerden biri. İşte burada az da olsa işin terminolojisine girmek gerekiyor:

Ton: Daha büyük klima daha mı iyidir?!

İklimlendirme sistemlerinde ton veya tonaj olarak adlandırılan ölçü, odanın büyüklüğü ve ihtiyacına göre kısaca klimanın soğutma kapasitesini ifade ediyor. Soğutma kapasitesi ise, BTU adı verilen bir ölçü birimiyle hesaplanan, klimanın bir saat içerisinde oda içerisine verdiği ısı miktarı olarak ifade edilebilir. Dolayısıyla, BTU değeri arttıkça, klimanın daha güçlü hale geldiğini söylemek mümkün. 12,000 BTU yaklaşık olarak 1 tona denk gelirken; klimalarda BTU oranları 5,000 ila 24,000 arasında değişebiliyor.

Peki, klima ne kadar büyükse o kadar iyi midir? Tabii ki hayır. Odanın büyüklüğüyle orantısız şekilde seçilmiş boyutlarda bir klima, çok daha az etkili olmanın yanı sıra enerji verimliliği açısından da ciddi sorunlar yaratacaktır. Oda içerisindeki sıcaklık derecesini çok hızlı şekilde değiştiren, ancak nemi yok edemediği için görevini tam olarak yerine getiremeyen bir klimanın yaratacağı tatminsizliği hepimiz az çok tahmin edebiliriz. Dolayısıyla, seçimimizi yaparken aşağıdaki gibi bir tablodan yararlanmak işimizi kolaylaştıracak yöntemlerden biri:

Oda Büyüklüğü m2 Önerilen BTU Değeri
9 - 13 = 7.000 BTU
13 - 18 = 9.000 BTU
18 - 25 = 12.000 BTU
25 - 30 = 14.000 BTU
30 - 35 = 16.000 BTU
35 - 40 = 18.000 BTU
40 - 45 = 20.000 BTU
45 - 55 = 22.000 BTU
55 - 65 = 24.000 BTU

Bahsi geçen bu değerlerin aşağıdaki durumlarda ise artırılarak göz önünde bulundurulması gerekmektedir:

Eğer oda günün büyük çoğunluğunda güneş alıyorsa, %10 daha fazla.
Eğer odada fırın benzeri bir elektronik alet varsa, 4,000 BTU daha fazla.
Ve eğer odada iki kişiden fazla insan bulunuyorsa, kişi başı 600 BTU daha fazla.

İhtiyacımız olan kapasiteyi belirledikten sonra ikinci aşama, klimayı kullanacağımız mekandaki konumlandırma ve buna bağlı olarak klima tipini seçmek tabii ki. Duvar tipi split klimaların sektördeki satışların yaklaşık %90’ını oluşturduğunu da göz önünde bulundurarak, en yaygın alternatiflere kısaca göz atalım.

Hangi tip klima, nerede, ne zaman?

1 – Duvar tipi split klima: İç ve dış olmak üzere iki farklı birimden oluşan duvar tipi klimaların mekanizması, en basit anlatımıyla içerideki sıcak havayı çekerek dışarı soğuk hava üfleme yöntemiyle çalışıyor. Diğer türlere göre çok daha sessiz çalışan bu klima türünün alternatiflerine göre çok daha sessiz çalıştığını söylemek mümkün. Ayrıca ısı pompasına sahip olan modellerinde sıcak hava üfleme özelliği de bulunuyor.

Avantajları:

̇İçeride yer alan parçası genelde çok daha az yer kaplıyor.
Pencere tipi klimalara göre daha sessiz çalışıyor.
Mekanlardaki estetik görüntüyü fazla bozmuyor.
Penceresi olmayan odalara da kurulumu yapılabiliyor.
2 – Pencere tipi klima: Pencere pervazlarına monte edilebilecek şekilde üretilen bu klimalar, split klimalarda yer alan tüm parçaları tek bir kutunun içinde bulunduruyor olmasıyla avantajlı gibi görünüyor olsa da; estetik görüntüden yoksun olması ve çıkardığı gürültünün rahatsız edici boyutlara ulaşabilmesi nedeniyle son zamanlarda çok daha az tercih ediliyor. Yine de çok sık taşınmak durumunda olanlar için kolay kurulumu nedeniyle de bir fonksiyonellik taşıdığını söylemek mümkün.

Avantajları:

̇Tek parçadan oluşuyor.
Kurulumu kolay.
Diğer klima tiplerine kıyasla çok daha düşük maliyetli.
3 – Salon tipi klima: Kule tipi olarak da adlandırılan bu modeller, yüksek kapasitede soğutma yapabildiği için özellikle çok büyük mekanlar için oldukça uygun. Duvar tipinde olduğu gibi iç ve dış olmak üzere iki farklı birimden oluşan salon tipi klimalar, farklı olarak duvar montajı gerektirmiyor, sadece bulunduğu yerdeki alanı kaplıyor.

Avantajları:

̇Yüksek kapasitede soğutma yapabiliyor.
̧Çok büyük odalar ve home-ofisler içi ideal.
Montajı için duvar veya cam gerekmiyor.
4 – Kaset tipi klima: Bu klimalar, özellikle yer tasarrufu açısından oldukça kullanışlı. Panelleri her türlü iç dekorasyona uyum sağlayacak şekilde dizayn edilen kaset tipi klimalar, aynı zamanda performans açısından da oldukça tatmin edici; aynı zamanda montajları için herhangi bir havalandırma kanalı ya da boşluk gerektirmiyor. Özellikle duvar veya pencere tipi klimaların yeterli gelmesinin mümkün olmadığı geniş mekanlar için ideal.

Avantajları:

̇Yer tasarrufu sağlıyor.
̧Diğer klimaların yeterli gelmediği büyük alanlarda etkili.
Dekorasyonu bozmuyor.
5 – Portatif (Taşınabilir) klima: Yatak odası gibi evin nispeten küçük metrekarelerdeki alanlarında kullanıma uygun olan portatif klimalar, kalıcı bir kurulum gerektirmediği için oldukça pratik. Birçok modeli tekerlekli olarak üretildiğinden farklı odalarda da kullanmak mümkün olabiliyor. Ancak bu klimalarda da mutlaka kullanılacak olan mekanın büyüklüğüne göre BTU oranına dikkat etmek gerekiyor. Diğer klima tipleriyle karşılaştırıldığında daha az verimli olması ise bir dezavantaj tabii ki.

Avantajları:

̇Sabit kurulum gerektirmiyor.
̧Farklı odalarda kullanılabiliyor.
Yer değiştirmesi kolay.

Faturalar cep yakmasın: “Inverter” ve “A Sınıfı” klimalar

Klima almaya karar verirken şimdiye dek bahsettiğimiz kriterler tabii ki önemli; ancak hepimizin aklındaki en ciddi soru işaretini elektrik faturalarımıza yansıyacak olan rakamlardaki artış ihtimali yaratıyor. Son dönemlerde sıkça duymaya başladığımız “Inverter” ve “A Sınıfı” klimalar hakkında bilgi edinmenin bu noktada oldukça işe yarayacağını söyleyebiliriz.

Inverter ve A sınıfı klimalar arasında seçim yaparken de yine klima kullanımının hangi büyüklükteki bir ortamda ve daha da önemlisi ne sıklıkta olacağını belirlemekte fayda var, çünkü inverter klimalar, iklimlendirmenin çok yoğun şekilde uzun saatler kullanıldığı iş yeri, mağaza gibi kapalı ortamlarda enerji tasarrufu açısından oldukça ciddi farklar yaratabilirken; günde birkaç saati geçmeyen kullanımların daha sık görüldüğü evlerde A sınıfı klimalar ile aynı etkiyi yaratmak mümkün. Nasıl mı? Bu sorunun cevabı için inverter klima nedir, çalışma prensibi neye dayanır, kısaca bakalım:

Öncelikle inverter klimaların icadından önceki modeller için sıkça kullanılan ama konuyu anlamak için işe fazlasıyla yarayan bir benzetmeyi biz de atlamamış olalım: Klimalar enerji sarfiyatı açısından arabalara benzer; sıkışık bir trafikte sürekli durup kalkarak ilerleyen bir araba nasıl açık bir yolda hızını çok sık değiştirmeksizin gittiği zamana göre daha fazla benzin yakarsa, kendisinden talep ettiğimiz oda sıcaklığı sürekli değişen bir klima da çok daha fazla elektrik harcar. Aslında inverter klimaların ortaya çıkış sebebi de bu “otobanda basıp gitme” fikrinden çok da uzak değil.

Kısaca bu teknoloji sayesinde, gün içerisinde sürekli olarak kendini rölantiye alıp tekrar çalışmaya başlayacak ve bulunduğunuz ortamdaki sıcaklık değeri istemiş olduğunuz seviyeye ulaştığında kendisini dengeleyecek olan klimanız bu dur-kalklar esnasında enerji tüketimini azaltarak maksimum seviyede tasarruf etmenize yardımcı oluyor. Hem faturaları kabartmamak hem de çevreye verilen zararı asgari seviyelere çekmek için, nispeten biraz daha pahalı olan ancak orta-uzun vadede kendini amorti edecek olan inverter klimaları tercih etmek son derece mantıklı. İnverter klimaların, her türlü hava koşulunda sıradan klimalara kıyasla çok daha iyi performans gösterdiğini de söylemeden geçmeyelim.


Klimanızın bakımını servisine yaptırınız

Klimanızı gün içerisinde çok daha kısa süreli olarak kullanacağınızı öngörüyorsanız, inverter klimaların sağlayacağı tasarrufu A sınıfındaki modeller ile de sağlamanız mümkün; zira sadece 1-2 kez kendisini rölantiye alacak bir cihazın sarf ettiği enerji de nispeten çok daha az olacaktır. Klimanın harcadığı elektriğe göre sağladığı verimin ölçülmesinde kullanılan COP değerine mutlaka dikkat edin ve COP değeri yüksek olan modelleri tercih etmeye çalışın.

Elektrik tüketimini en aza indirmek için mutlaka göz önünde bulundurulması gereken konulardan biri de sahip olduğunuz klimanın yaşı. Eğer 10 yıl veya üzerindeki yaşlarda bir klima kullanıyorsanız, yenisini satın almayarak cebinize kaldığını düşündüğünüz paranın çok daha büyük kısmını faturalara yatırıyor olabilirsiniz, dikkat! Yeterli performansı alamayacağınız bir klimanın ciddi maliyetlere yol açmasını istemiyorsanız, saydığımız bu 3 temel faktörün yanı sıra, dikkat etmeniz gereken diğer ayrıntıları da kısaca özetleyelim:

Marka seçimine önem verin: Piyasada ismi fazla duyulmamış ve nispeten çok daha düşük fiyatlar sunan markalardan uzak durmaya çalışın. Özellikle enerji verimliliği konusunda yaşayacağınız maddi sıkıntı, satın alırken kar ettiğinizi düşündüğünüz miktarın çok daha ötesine geçebilir. Tercihlerinizi yaparken markanın satış sonrası hizmetlerini ve yetkili bayi ağının genişliğini mutlaka araştırın.

Farklı hava koşullarında kullanabileceğiniz bir model seçin: Unutmayın, klima bir “iklimlendirme” aracı. Dolayısıyla tercih ettiğiniz marka ne olursa olsun, yalnızca sıcak havalarda serinlemek için değil, havalar soğuduğunda ısınmak için de işinize yarayabileceğini göz önünde bulundurmaya çalışın. Hem ısıtma hem soğutma fonksiyonlarını aynı performansla yerine getirebilen bir cihazı seçmeye özen gösterin; nitekim genel algının çok sıcak havalarla mücadele etmek yönünde olması, klima tercihlerinde bu özelliğin atlanmasına yol açabiliyor. Isı pompasına sahip olan duvar tipi klimalar bunun için en uygun modeller.

Filtreleme sistemini inceleyin: Özellikle yaz aylarında iş yerlerindeki klima filtrelerinin düzgün aralıklarla temizlenmemesinden kaynaklanan sağlık problemleri giderek artıyor. İster eviniz ister iş yeriniz için olsun, satın alacağınız klimanın mutlaka elektrostatik ve karbon filtresi olması gerektiğine dikkat edin. Bilhassa sigara içilen ortamlarda kullanılacak olan klimalarda mutlaka yer alması gereken bu filtreleme sistemi, havanın temizlenmesine yardımcı olarak enfeksiyonlardan ve bulaşıcı hastalıklardan korunmanıza yardımcı olacaktır.

Cihazın gürültü seviyesi hakkında bilgi alın: Serinlemeye çalışırken aşırı gürültüden rahatsız olup baş ağrısıyla uğraşmak zorunda kalmak istemiyorsanız, daha az sesle çalışan inverter tip split klimaları tercih etmeye özen gösterin.

Konumlandırma ve montaj için en uygun yeri belirleyin: Bunu yaparken mutlaka işin uzmanından destek alın. Ancak yine de bilmeniz gereken önemli iki nokta var: 1- Klimanın bulunduğu alanın çok fazla güneş ışığına maruz kalmamasına ve, 2- Eğer iki birimden oluşan duvar tipi klima gibi bir model tercih edecekseniz, iç ve dış birimler arasındaki mesafenin çok uzun olmamasına dikkat edin; zira bu mesafe uzadıkça aradaki borular izolasyon özelliklerini kaybederek verimi kaybetmenize sebep olacaktır.

Günümüzde çok sayıda marka ve hepsine ait onlarca farklı yetkili servis hizmeti bulunuyor olsa da, hem bütçemiz hem de sağlığımızı olumsuz yönde etkileyecek kararlar almamak için bu temel başlıkları göz önünde bulundurmanızda fayda var.

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b